Seçimden sonrası kemer sıkma

TÜİK’in istatistik cambazlıklarıyla üstü örtülmeye çalışılsa da, Erdoğan yönetimi ülkeye stagflasyona götürüyor. Seçimlerden dolayı bir türlü yapılamayan, halk için acı verici “kemer sıkmanın” 1 Nisan’dan itibaren uygulanacağı açık.

Hazine ve Maliye Bakanı, Mehmet Şimşek, attığı İngilizce tivit ile uluslararası sermayeye “seçimsiz 4 yıl”ın müjdesine (!) verdi. Seçimlerden dolayı bir türlü yapılamayan, halk için acı verici “kemer sıkmanın” 1 Nisan’dan itibaren uygulanacağını onlara ilan etti. Birkaç gün sonra nakit avans ve kredili mevduat hesabı (KMH) faizleri aylık %5’e çıkartıldı. Kemer sıkmada önceliğin kredi kartında olacağı anlaşılıyor.

Nakit avans, kredi kartından yüksek faizli de olsa, kısa süre için para çekmeyi sağlıyor. Kredili mevduat hesabı ise alacaklıya güvence sağladığı için kefili devreden çıkartan bir borçlanma biçimi. Nakde sıkışan yurttaşlarımız, son yıllarda bu iki uygulamaya artan oranda başvuruyorlar.

Bugünkü Türkiye’de kredi kartı, yoksulun, dar gelirlinin parasıdır. Elinde nakit para bulundurmak, bunu ay sonuna kadar parça parça harcamak, nüfusun çoğunluğu için eski günlerde kaldı. Şimdi çoğunluk, her şeyi kredi kartıyla alıyor. Aybaşında ödeme tutarının sadece asgarisini yatırıyor. Böylece sanki, gelirinden büyük bir alım gücüne sahip oluyor. “Düşük faizli” dönemde, aile bütçeleri böyle çevrildi. Ancak yükselen faizler, asgari ödeme oranlarının da artırılması ile, bu yolu da tıkıyor. Anlaşılan yerel seçimlerden sonra, hem faizler daha da artırılacak, hem de asgari ödeme oranları yükseltilecek. Emekçi hanelerin alım gücü, böyle kısılacak.

KREDİ KARTI SAYISI 66 MİLYONU GEÇTİ

BirGün’den Ozan Gündoğdu, kredi kartı kullanımıyla ilgili çarpıcı veriler derlemiş (15.03.2024). Buna göre, son 5 yılda Türkiye’de kredi kartı sayısı 66 milyondan 119 milyon; kredi kartlı alışveriş sayısı 327 milyondan 768 milyona; kredi kartından nakit avans çekimi sayısı 8,6 milyondan 23,6 milyona fırlamış. Kredili mevduat hesabı bakiyesi (yani bu biçimdeki borçlanma) 2022’de 39,8 milyar TL’den 2023’te 81 milyara 2024’te ise 181 milyara fırlamış. Hesabı eksiye düşen (nakit avans borçlusu) kişi sayısı, 2022’de 26 milyonken, 2023’te 27,6, 2024’te ise 28,9 milyona çıkmış! Anlaşılan “nakde sıkışan” yurttaş sayısı, yılda bir buçuk milyon civarında artıyor.

Yaklaşık 30 milyon yetişkin yurttaşı, aylık faizi %5’i bulan nakit avanstan çekmeye mecbur bırakan bir tablo ile karşı karşıyayız. Türkiye’de yetişkin nüfusun çoğunluğunun nakde sıkıştığını ve bunu ancak kredi kartlarından nakit avans çekerek veya KMH hesabı ile karşılayabildiğini görüyoruz. “Bir yakından borç istemek” de tarihe karışıyor artık! Nakde sıkışan her yurttaş, tek çare olarak mali sermayeden, yüksek faizle borç bulabiliyor.

2022-’23 yıllarında, seçim öncesi dönemde, suni de olsa bir büyümeye ihtiyaç duyan Erdoğan yönetimi, faizleri dibe çekerek, borçlanma ile tüketimi pompaladı. Bu şartlarda kredi kartları ve nakit avans borçlanması, ekonominin afyonu haline geldi. Bankalar, Erdoğan sayesinde tarihi rekor düzeylerde kâr ederken, nüfus çoğunluğunu borç bağlarıyla kendilerine bağladılar. İktidar şimdi ise yine sermaye yanlısı bir politika izleyerek, “afyonu” bir anda kesip, emekçi haneleri dayanılmaz acılarıyla baş başa bırakacak.

31 Mart’ta iktidara verilecek her bir ay, seçimlerden sonra emekçilerin kemerini sıkmakta onları daha da rahat kılacak.

Emekçilerin borç köleliğinden kurtulup, gelirlerini yükseltmeleri içinse, yegâne gerçek seçenekleri, tıpkı metal işçileri gibi örgütlenerek, grev ve toplu sözleşme hakkını kullanmalarıdır.

Son bir nokta: Peki emekçilerin kemerini sıkmak, halkın alım gücünü düşürmek, vergileri yükseltmek, enflasyonu ortadan kaldıracak mı? Ekonomi tek yönlü, basit bir mekanizma değil. Dün faizleri keyfi biçimde düşürerek yarattığınız makroekonomik dengesizlikleri, bugün faizleri yükselterek düzeltemezsiniz. İşte, Mehmet Şimşek’in “programı” neredeyse bir yıldır yürürlükte. Dolar düşüyor mu? Fiyat artışı hız kesiyor mu? Bunlar düzelmediği gibi, üstüne faiz artışının getirdiği kesat ekleniyor. İşsizlik pandemi dönemindeki düzeyine yaklaştı.

TÜİK’in istatistik cambazlıklarıyla üstü örtülmeye çalışılsa da, Erdoğan yönetimi ülkeye stagflasyona (durgunluk + yüksek enflasyon) götürüyor.


Alp Altınörs: Çevirmen, yazar, siyasal iktisatçı, düşünce işçisi. İngilizce, İspanyolca ve Rusça dillerinden çeviriler yapmakta ve bu dillerde araştırmalar yürütmektedir. "İmkânsız Sermaye- 21. Yüzyılda Kapitalizm, Sosyalizm ve Toplum" adlı kitabın yazarıdır. Uluslararası siyasal iktisat, uluslararası ilişkiler, filoloji ve tarih disiplinlerinde; SSCB, Çin Halk Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu tarihi, sosyalizmin sorunları ve 19. Yüzyıl Rus edebiyatı üzerine pek çok makalesi ve çevirisi bulunmaktadır. TED Ankara Koleji Lisesi'ni ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirmiştir. 2008 yılında İstanbul'da kurulan Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi'nin koordinatörlüğünü yürütmüş siyasal iktisat dersleri vermiştir. 2014-2016 yıllarında HDP Merkez Yürütme Kurulu'nda yer almıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Alp Altınörs Arşivi