Özel okul meselesi ve sınıfsal ayrışma

Genel devlet liselerindeki aşırı yığılmaya rağmen, AKP iktidarı, sermaye yanlısı eğitim politikaları sebebiyle, genel lise sayısını azaltmaya devam ediyor. Çocuğunu mesleki – teknik liseye yollamak istemeyen veliler ise özel liselerin kucağına itiliyor.

Her sene başında olduğu gibi, bu sene de özel okullar velilere kabarık eğitim faturaları çıkarttılar; aynı okullarda asgari ücrete (hatta daha azına!) çalıştırılan öğretmenler de veliler de isyanda!

Özel okulların sayısı, son 4 yılda hissedilir derecede azaldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Hakkari milletvekili Vezir Coşkun Parlak’ın soru önergesine verdiği yanıta göre: “02.09.2019 – 01.09.2023 tarihleri arasında 347 özel ilkokul, 536 özel ortaokul ve 1006 özel ortaöğretim kurumu kapandı”, 757 özel ortaöğretim kurumu ise “temel liseye dönüştü”.

Özel okulların sayıca azalmasındaki başlıca sebebin, bu yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamı olduğunu saptayabiliriz. Özel okul fiyatları astronomik biçimde artarken, “orta sınıflar” mali çöküş içindeydi. Pek çok aile, çocuklarını özel okullardan alarak yeniden devlet okullarına verdi.

Peki özel okullar eğitim sisteminde bugün itibariyle, ne kadarlık bir yer tutuyor?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2022/’23 Eğitim Yılı istatistiklerine baktığımızda,[1] Türkiye genelinde ilkokulların %8’inin, orta okulların %12’sinin ve liselerin %27’sinin özel okul olduğunu görüyoruz. Demek ki, en yüksek özel okullaşma, liselerde görülüyor. Ancak, tüm liselerde değil de, genel liseler ve mesleki – teknik liseler ayrımı yaparak baktığımızda; genel liselerde özel okul oranının %46’ya kadar çıktığını görüyoruz. Devlet, genel liselerden çekiliyor, kaynaklarını mesleki ve teknik liselere aktarıyor.

Özel okullaşmanın büyük şehirlerde, özellikle de İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’da en üst seviyeye çıktığını görüyoruz. Örneğin İstanbul’da ilkokulların %35,4’ü, orta okulların %34,5’i, liselerin %44,6’sı genel liselerin ise %68’i özel. Ancak İstanbul’da genel liselerdeki öğrenci sayısının ise sadece %11,4’ü özel liselerde. Bu da, Anadolu ve Fen liselerinde ve benzeri genel liselerde, öğrenci sayısının aşırı yoğunluğuna işaret ediyor. Türkiye genelinde 2.178.051 lise öğrencisi (genel lise öğrencilerinin %84’ü) 3580 devlet lisesine sıkışmış halde iken, 420.283 özel lise öğrencisi (genel lise öğrencilerinin %16’sı) 3085 lisede okuyor.

SINIFSAL AYRIŞMA YAŞANIYOR

Genel devlet liselerindeki bu aşırı yığılmaya rağmen, AKP iktidarı, sermaye yanlısı eğitim politikaları sebebiyle, genel lise sayısını azaltmaya devam ediyor. Çocuğunu mesleki – teknik liseye yollamak istemeyen veliler ise özel liselerin kucağına itiliyor. Yine İstanbul’da, genel liselerin sayısı 1044 ve bunların sadece %32’si (333 lise) devlet lisesi. Kalan 711 lise (%68) özel lise. Buna karşılık, toplam 664 mesleki ve teknik lisenin ise 612’si (%94,5) devlete, 52’si (%5,5) özel şirketlere ait.

Burada çok net bir sınıfsal ayrışmayı görebiliyoruz. Sermayeye ara teknik eleman lazım ve işçi sınıfı ailelerine “genel lise” kapıları kapatılıyor. Bu aynı zamanda üniversite kapılarının da (Meslek Yüksekokulları hariç) kapatılması anlamına geliyor.

Hiperenflasyonla, orta sınıf ailelerin çöküşü, eğitimde de sınıfsal eşitsizliklerin artışını beraberinde getiriyor. Çocuğun geleceğini belirleyen en önemli dönüm noktası sayılan üniversite sınavı öncesinde, anayasal hakkı olan kamusal eğitim, Anadolu ve Fen liseleri özelinde, emekçi ailelerden esirgeniyor. Çok talep edilen bu okulların sayısı azaltılıp, bunlara giriş LGS’ye bağlanırken, mesleki ve teknik liseler (bunlar içerisinde imam – hatip liseleri) talep görmediği halde her yere açılıyor. “İşçisin sen, işçi kal” politikası!...

LAİK EĞİTİM TALEBİ

Meselenin çok önemli bir diğer boyutu ise laik eğitimle ilgili. AKP iktidarı, eğitimi yıldan yıla daha da dinselleştirirken, özel okullar, orta sınıf ailelerin kaçış kapısıydı. Özel ilkokulların %51’i, özel ortaokulların %49’u, özel liselerin ise %52’si 4 büyük şehirde – İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’da. Bu da özel okullara talebin sosyolojisini gösteriyor. Parasız eğitim dinselleştirilirken, laik eğitim paralı hale geliyor. İşçi sınıfı çocukları “kindar nesil” olarak yetiştirilip, sermayeye itaati ve kaderciliği öğrenirken, orta sınıf çocukları ise ailelerinin imkanları ölçüsünde bundan muaf kalabiliyor. Ama AKP iktidarı ile demokratik orta sınıflar arasındaki bu örtülü uzlaşma da, son yıllarda darbe almış görünüyor. Çocuğunu devlet okullarına gönderen orta sınıf ailelerin sayısı yeniden arttıkça, laik eğitim talebi de yükselecektir.

Bu arada değinmeden geçmek olmaz, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Ankara’da 4-6 yaş Kur’an kursu açılışında ettiği sözler, skandal mahiyetindedir. Buna göre, Diyanet, Türkiye’nin tüm illerinde açtığı 211 bin 4-6 yaş Kur’an kursunda çocuklara “milletine, devletine hainlik yapanlara karşı içinde ve yüreğinde nefret beslemeyi” öğrettiklerini ilan etti. 4 yaşındaki bir çocuğa kendi vatandaşından “nefret etmeyi” aşılayan bu zihniyetin, pek çok aileyi resmi eğitimden uzaklaştırdığını tahmin etmek güç değildir! (Haber: BirGün, 23/02/2024)

Son olarak, özel okul öğretmenleri meselesine değinelim. MEB verilerine göre; ilkokul öğretmenlerini %13’ü, ortaokul öğretmenlerinin %11,4’ü, lise öğretmenlerinin ise %18’i (genel liselerde %30’u) özel okullarda çalışmaktadır.

Devlet okullarındaki meslektaşlarının güvenceli, sendikalı, ortalama ücretli çalışma şartlarına karşın; özel okullarda öğretmenler güvencesiz, sendikasız ve asgari ücretli çalıştırılmaktadır. Ayrıca çalışma saatleri aşırı yoğundur. Özel okul öğretmenlerinin her türlü örgütlenme, hak arama çabaları şiddetle bastırılmaktadır. Zira onlar örgütlendiğinde, özel okulların mantar gibi her yere şube açarak yayılması söz konusu olmayacaktır. Kısacası, orta sınıfların laik eğitim talebinin özel okullarla pasifize edilebilmesi, özel okul öğretmenlerinin vahşice sömürülmesine bağlıdır. Özel okul öğretmenlerinin her harekete geçtiklerinde iktidarın polis şiddetine maruz kalmalarının sebebi budur.

AKP iktidarının “mülakat” bariyeriyle kamuda istihdamına engel olduğu ve özel okullarda vahşice sömürülen öğretmenler, işçi sınıfının – dinamik ve örgütlenme arayışındaki bir kesimini oluşturmaktadır.


Alp Altınörs: Çevirmen, yazar, siyasal iktisatçı, düşünce işçisi. İngilizce, İspanyolca ve Rusça dillerinden çeviriler yapmakta ve bu dillerde araştırmalar yürütmektedir. "İmkânsız Sermaye- 21. Yüzyılda Kapitalizm, Sosyalizm ve Toplum" adlı kitabın yazarıdır. Uluslararası siyasal iktisat, uluslararası ilişkiler, filoloji ve tarih disiplinlerinde; SSCB, Çin Halk Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu tarihi, sosyalizmin sorunları ve 19. Yüzyıl Rus edebiyatı üzerine pek çok makalesi ve çevirisi bulunmaktadır. TED Ankara Koleji Lisesi'ni ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirmiştir. 2008 yılında İstanbul'da kurulan Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi'nin koordinatörlüğünü yürütmüş siyasal iktisat dersleri vermiştir. 2014-2016 yıllarında HDP Merkez Yürütme Kurulu'nda yer almıştır.


[1] İstatistikleri ulaştıran Barış Akademisyeni Celil Kaya’ya teşekkür borçluyum. İstatistikler, https://sgb.meb.gov.tr/www/resmi-istatistikler/icerik/64 linkinde yer almaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Alp Altınörs Arşivi