Trump’ın tehdidi Türkiye’yi ilgilendirir mi?

Trump, NATO üyelerini, askeri harcama taahhütlerini yerine getirmedikleri durumda Rusya’nın olası saldırılarından “korumayacaklarını”, hatta Rusya’nın bu ülkelere ne istiyorsa yapmasını teşvik edeceklerini söyleyerek 80 yıllık bir mutlak statüyü çatlattı.

ABD’de faşist Trump’ın ikinci kez başkanlığa aday olacağı kesin gibi görünüyor; Trumpçı faşist hareket, Güney’in Ku-Klux-Klan terörizmiyle kaynaşarak Cumhuriyetçi Parti’yi esir almış durumda. Irkçı beyaz terör gruplarının artan faaliyetleri eşliğinde, Trump bir kez daha ABD’yi yönetmeye aday.

Donald Trump’ın Güney Carolina’daki seçim toplantısında yaptığı konuşma, bu koşullarda, hızla küresel bir gündeme dönüştü. NATO üyelerini, askeri harcama taahhütlerini (GSYİH’nın %2’sini savunma bütçesine ayırmak) yerine getirmedikleri durumda Rusya’nın olası saldırılarından “korumayacaklarını”, hatta Rusya’nın bu ülkelere ne istiyorsa yapmasını teşvik edeceğini söyledi, 11 şubat tarihli bu konuşma nedeniyle Avrupa devletleri feveran halinde!

Trump’ın bu konuşması, kuşkusuz Demokrat Parti’nin eline büyük bir koz verdi ve onun “düşmana” (Rusya’ya) hizmet eden bir “vatan haini” olduğu yönündeki propagandayı güçlendirdi. Ama aslında Biden yönetiminin politikası da, Rusya tehdidini gösterip, Avrupa’da askeri harcamaların artışını teşvik etmekten başka bir içerikte değil! Ne var ki Trump burada ilk kez olarak, NATO üyelerini korumamaktan ve hatta onları Rusya’ya dövdürmekten bahsederek, 80 yıllık bir mutlak statüyü sarstı, çatlattı. Bugüne kadar hiç kimse, ABD’nin NATO üyesi bir ülkeye yapılacak saldırıya destek vereceğini düşünemezdi. Artık bu olasılık dile getirilmiştir. Dile getiren kişinin ABD tekelci sermayesinin belli bir kesimini temsil ettiği, dolayısıyla bu kanadın bugün değilse bile belki yarın ABD’de iktidara gelebileceği hesaba katıldığında, artık hiçbir emperyalist devlet, ABD’nin mutlak himayesine güvenemez.

2014’te sadece 2 NATO üyesi milli gelirlerinin %2’sini “savunma”ya harcarken, geçen yıl bu sayı 10’a çıktı (İbrahim Varlı, BirGün, 17.2.2024). 2014’ten bu yana, ABD dışındaki NATO üyelerinin askeri harcamaları %32 arttı. Küresel ekonomideki durgunluğa rağmen küresel askeri harcamalar geçen yıl %9 artarak 2,2 trilyon dolara yükseldi (aynı yerde). Bütün bunlar, Amerikan silah sanayii tekellerinin temsilcisi Donald Trump’a yetmiyor.

Bu arada, NATO’nun istediği üzere milli gelirinin %2’sini savaş hazırlıklarına harcamayan ülkeler arasında Türkiye’de var. Yüzeysel bir yorumla, Trump’ın Türkiye’yi de Rusya’ya dövdürtmek isteyeceği sonucu çıkartılabilir. Ama akeri harcamalarını son 8 yılda neredeyse 4 kat arttırmış olan Ankara, Trump’tan gelecek böyle bir talebi hiç ikiletmeyip, mevcut düzeyi de ikiye katlamayı seve seve kabul eder! Yeter ki kimse demokrasi, insan hakları istemesin Ankara’dan; askeri harcamanın lafı mı olur! Zaten Ankara’da pek kimsenin de Rusya’yı tehdit olarak gördüğü söylenemez.

ABD’NİN, “İÇE KAPANMASI” OLANAKLI DEĞİLDİR

Trump’ın savunduğu politikaların “içe kapanmacı” olarak nitelenmesi (örneğin, Sedat Ergin, Hürriyet, 15.02.2024) üzerine birkaç şey söyleyerek tamamlayalım. Emperyalist küreselleşme çağında, dünya jandarması ABD’nin “içe kapanması” hiçbir biçimde olanaklı değildir. Trump’ın ilk başkanlık döneminde de (2017-2021) sözde “içe kapanmacı” söyleme aktif bir emperyalist rekabet politikası eşlik etmişti. Trump, Avrupa Birliği’ni dağıtmaya çalışırken, Britanya ile yeni bir emperyalist blok kurmuş, Çin-ABD ilişkilerini baltalarken, Japonya’nın yeniden emperyalist bir güç olarak yükselişini teşvik etmiş, “Ortadoğu’dan çekiliyormuş” gibi yaparken, İsrail’e görülmedik açıklıkta bir destek verip, İran’a (Kasım Süleymani’nin katli ile) ve Suriye’ye karşı açık askeri saldırılarda bulunmuştu.

Trump’ın politikası, ABD’nin dünya egemenliğinden vazgeçmek değildir. Tersine, bu egemenliğe daha keskin bir biçim vermek ve özellikle Batı Bloğundaki emperyalist devletleri ABD’ye daha fazla haraç ödemeye zorlamaktır. BM – NATO – Avrupa Birliği eksenli “liberal uluslararası düzeni” dağıtarak, ABD’nin yükümlülüklerini azaltmak, diğer tüm devletlerin ABD’ye bağımlılığını arttırmak istemektedir. Ortadoğu’da tüm devletleri İsrail’e biat ettirmek, Filistin’i tümüyle yok etmek ve İran’ı ezmek istemektedir.

Bütün bunlara rağmen, Ankara’da pek çokları, ellerini ovuşturarak Trump’ın olası ikinci başkanlık dönemini beklemektedir.


Alp Altınörs: Çevirmen, yazar, siyasal iktisatçı, düşünce işçisi. İngilizce, İspanyolca ve Rusça dillerinden çeviriler yapmakta ve bu dillerde araştırmalar yürütmektedir. "İmkânsız Sermaye- 21. Yüzyılda Kapitalizm, Sosyalizm ve Toplum" adlı kitabın yazarıdır. Uluslararası siyasal iktisat, uluslararası ilişkiler, filoloji ve tarih disiplinlerinde; SSCB, Çin Halk Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu tarihi, sosyalizmin sorunları ve 19. Yüzyıl Rus edebiyatı üzerine pek çok makalesi ve çevirisi bulunmaktadır. TED Ankara Koleji Lisesi'ni ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirmiştir. 2008 yılında İstanbul'da kurulan Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi'nin koordinatörlüğünü yürütmüş siyasal iktisat dersleri vermiştir. 2014-2016 yıllarında HDP Merkez Yürütme Kurulu'nda yer almıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Alp Altınörs Arşivi