Vezir’i yaktılar

Vezir Mohamad Nurtani’nin canice öldürülmesi, işçi sendikaları ve sosyalistler bakımından göçmen işçiler üzerine düşünmek için bir “alarm zili” sayılmalıdır. Vezir, Afganistan’da doğmuş olabilir; ama o Türkiye işçi sınıfının bir mensubu olarak öldü.

Vezir Mohamad Nurtani, 50 yaşında Afgan bir maden işçisiydi Zonguldak’ta kaçak bir madende çalışıyordu. Madende bir iş cinayetine kurban gitti. Kaçak madenin MHP’li sahibi Hakan Körnöş tarafından, olay ortaya çıkmasın diye yakıldığı iddia ediliyor. Yakılırken ölü müydü diri mi, henüz bilinmiyor. Yakılmış bedeninin cansız, yol kenarında yatarken bulunduğu ise biliniyor. Cansız bedeninde, Jandarma raporuna göre darp izleri ve çeşitli kırıklar bulundu. Cinayetten çok değil, üç gün önce, kaçak madenin jandarma tarafından tespit edilerek TTK mühendislerince patlatıldığı ve kullanılmaz getirildiği ama yine de çalıştırıldığı belirtiliyor. Madenin patronları Enver Gideroğlu ile (MHP Gelik Beldesi eski başkanı) Hakan Körnöş’ün “ortaya çıkarsa infazımız yanar” diye Afgan işçiyi yaktırdıkları öne sürülüyor. (Haber verileri: BirGün, 13.11.2023, “ ‘İnfazımız Yanar’ diye öldürmüşler”) https://www.birgun.net/haber/infazimiz-yanar-diye-oldurmusler-483085

Vezir Mohamad Nurtani, Türkiye işçi sınıfının bir parçasıydı. Kaçak madenlerde çalıştırılan kaçak göçmenler, kapitalizmin vahşi sömürüsünün, ustaca gizlenen bir yönüdür. Zonguldak’ta son dönemde kaçak madenlerin mantar gibi her tarafta açıldığı, yerli işçiler bu ocaklarda çalışmaya ikna edilemediğinden, göçmen işçilerin kullanıldığı belirtiliyor. (Ercüment Akdeniz, 13.11.’23 BirGün). Oysa Vezir’e ne maden sendikaları sahip çıktı ne de sosyalistler. Dövüldü, darp edildi, kemikleri kırıldı, canlı ya da ölü bedeni yakıldı. Vezir’e hiç kimse sahip çıkmadı. Göçmen olduğu için. Afgan’dır diye…

Oysa işçi sınıfı milliyete göre bölünmez. Üreten tüm işçiler tek bir organizma gibi birbirini tamamlar. Tüm üretim ilişkileri birbirini bütünler. Vezir’in kaçak madenden çıkardığı kömürle, Türkiyeli bir işçinin yasal madenden çıkardığı kömür arasında ne fark var – tabii fiyatları dışında? Türk sermayesi, Afgan, İranlı, Suriyeli vb. göçmen işçileri, ülkelerindeki siyasi felaketlerden istifade ederek vahşice sömürüyor. Buna ses çıkarmayan sendikalar, kendi altlarını oyuyor. Buna karşı en gür sesle göçmen işçilere sahip çıkmayan sosyalistler, siyasal misyonlarını boşa düşürüyor.

Vezir’in acı sonu, milliyetçi - faşist partilerin, göçmenlerin sözde “ayrıcalıklı yaşamına” dair ucuz palavralarını da teşhir ediyor. Türkiye’deki göçmenlerin büyük çoğunluğu, bırakın ayrıcalıklı yaşamayı, yaşam güvencesine dahi sahip değiller. En kölece koşullarda çalışıyorlar.

SOSYALİSTLERİN BOYNUNUN BORCU

Vezir’in patronunun MHP’li olması bir rastlantı mıdır? Muhtemelen, yargıdaki tanıdıkları aracılığıyla, olay açığa çıksa dahi ceza almayacağını düşünmüştür. Vezir’in davasını takip etmek, sosyalistlerin boynunun borcudur. Tabii, sendikaların da.

Göçmen işçilere yönelik burjuva – milliyetçi ve ırkçı propaganda, son seçimlerde, özellikle Millet İttifakı tarafında tavan yaptı. Göçmenler, ülkedeki tüm sorunların günah keçisi yapıldı. Oysa, ülkeye gelen göçmen sayısı, Kılıçdaroğlu kazansa bile azalmayacak, artacaktı. Göçmenlerin şeytanlaştırılması, onları sadece daha da güvencesiz ve savunmasız kılıyor. Haklarını aramalarını imkansızlaştırıyor. Böylece onları kölece çalıştıran sermayenin elini güçlendiriyor. Mesele göçmenler değil, vahşi kapitalizmdir.

Sacco ve Vanzetti örneğinde olduğu gibi, göçmen işçiler her ülkede örgütlenmeye, sınıf mücadelesine en yatkın kesimi oluştururlar. Sosyalistler, Taliban’dan veya İran molla rejiminden kaçarak Türkiye’ye sığınan işçileri “kovalamak” isteyenlere karşı durup, en ağır şartlarda çalıştırılan göçmen işçileri örgütlemenin yöntemlerine kafa yormalıdır.

Göçmen işçiler, Türkiye işçi sınıfının organik bir parçasıdır. Onların çalışma şartları, Türkiyeli yerli işçilerin şartlarını da aşağıya çekmektedir. Çare, onların şartlarının iyileştirilmesidir. Göçmen işçilerin yaşam ve çalışma şartları iyileştirildikçe, tüm işçi sınıfı bundan fayda sağlayacaktır.

Vezir Mohamad Nurtani’nin canice öldürülmesi, işçi sendikaları ve sosyalistler bakımından göçmen işçiler üzerine düşünmek için bir “alarm zili” sayılmalıdır. Vezir, Afganistan’da doğmuş olabilir; ama o Türkiye işçi sınıfının bir mensubu olarak öldü.


Alp Altınörs: Çevirmen, yazar, siyasal iktisatçı, düşünce işçisi. İngilizce, İspanyolca ve Rusça dillerinden çeviriler yapmakta ve bu dillerde araştırmalar yürütmektedir. "İmkânsız Sermaye- 21. Yüzyılda Kapitalizm, Sosyalizm ve Toplum" adlı kitabın yazarıdır. Uluslararası siyasal iktisat, uluslararası ilişkiler, filoloji ve tarih disiplinlerinde; SSCB, Çin Halk Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu tarihi, sosyalizmin sorunları ve 19. Yüzyıl Rus edebiyatı üzerine pek çok makalesi ve çevirisi bulunmaktadır. TED Ankara Koleji Lisesi'ni ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirmiştir. 2008 yılında İstanbul'da kurulan Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi'nin koordinatörlüğünü yürütmüş siyasal iktisat dersleri vermiştir. 2014-2016 yıllarında HDP Merkez Yürütme Kurulu'nda yer almıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Alp Altınörs Arşivi