Tandoğan’da yapılacak Anayasaya saygı mitingine ne oldu?

13. Ağır Ceza ve Yargıtay’ın kararları ile Türkiye artık anayasalı bir devlet değildir, başka bir ifade ile de artık bir devlet değildir, Anayasa yürürlükten kalkmış ise 31 Mart seçimleri de meşru, anayasal değildir.

Berbat hikaye malum, uzatmayacağım, herkes biliyor, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay için verdiği hak ihlali ve yeniden yargılanma gereği kararını uygulamakla mükellef İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasanın açık hükmünü yok varsayıyor. Anayasa ihlalinde Yargıtay çıtayı yükseltiyor, Adalet Bakanı maalesef resmen saçmalıyor, sorun Anayasada falan diyor oysa Anayasanın 153 ve 158. Maddeleri düşük IQ’luların dahi anlayacağı kadar sarih (açık demek iyi bir Türkçe değil).

Darbeleri illaki de askerler yapar diye bir kural yok, “Anayasayı dondurucuya koyduk” demek de, başbakanlıktan istifa etmeden Cumhurbaşkanı adayı olması da anayasaya karşı darbelerdi, başkaları da var ama bu sonuncusu, Anayasanın 153 ve 158. Maddelerini dondurucuya koymak Anayasa darbelerinin en korkuncu.

CHP ilk başta güçlü bir tepki verdi, Meclis genel kurulunu bir süre terk etmediler, 14 Ocak’ta da Ankara-Tandoğan’da çok geniş kapsamlı bir Anayasaya saygı mitingi düzenleneceğini duyurdular. Konunun her şeyden daha önemli olduğunu, Anayasa yoksa ortada başka şey de yok, kamu yok, devlet yok demektir dediler, çok da haklı idiler.

Ancak, tam Tandoğan mitingi öncesi Kuzey Irak’ta görev yapan askerlere iki kez ayrı ayrı ama aynı noktada saldırı gerçekleştİ,18 asker yaşamlarını yitirdi, bu söyleyişi tercih ederseniz de şehit oldular. CHP Ankara Tandoğan mitinginin bir süre ertelendiğini açıkladı, bence bu erteleme kararı yanlış bir karardı ama anlaşılmaz da değil.

Ancak, sonradan anlaşılıyor ki, bu karar bir erteleme kararından ziyade bir iptal kararı, benim anladığım, görüştüğüm kişiler de aynı kanıdalar, bu karar bir erteleme kararı bile olsa belirsiz bir süreyi içeriyor bu erteleme(!!!).

Türkiye hala tüm katmanlarıyla hukukun her şeyin ön koşulu olduğunu tam kafasına oturtabilmiş değil gibi duruyor. Hukuk olmadan, tam ve kâmil bir hukuk devleti olmadan özgürlüklerin dolu dolu yaşanması mümkün değil, bu büyük ölçüde anlaşılabilir bir şey. Hukuk devleti olmaksızın sürdürülebilir ekonomik büyüme ve refahın da mümkün olamayacağı gerçeği de artık yavaş yavaş oturmaya başladı.

Ancak, daha tartışmalı gibi gözüken konu da hukuk ve hukuk devleti olmaksızın güvenliğin sağlanabilip, sağlanamayacağı konusu; çağımızda tam ve kâmil bir hukuk devleti olmaksızın güvenliğin de sağlanamayacağı her geçen gün daha da netleşen bir mesele.

GÜVENLİK VE HUKUK

Güvenlik de sadece askeri bir konu, bir asayiş konusu da hiç değil, ülkemiz Türkiye’de günde beş çalışanımızın, buna çocuklar da dahil, iş kazası adı verilen iş cinayetlerinde yaşamlarını yitirdiklerini biliyoruz. hukuk, kâmil bir iş hukuku, AB ile uyumlu bir iş hukuku olmaksızın günde beş çalışanımızı hukuksuzluktan yitiriyoruz, bu da çok ağır bir güvenlik meselesi.

Bu açıdan baktığınızda yani hukuk ile güvenlik bağlantısını iyi ortaya koyduğunuzda Kuzey Irak’ta yaşamlarını yitiren askerler nedeniyle Anayasa mitingini iptal etmek tamamen saçma sapan bir karar, yapılması gereken tam tersi idi. iktidar, Erdoğan, AKP, MHP Anayasa ve Anayasa Mahkemesi üzerinde tepindikçe hem askeri kayıplarımızın, hem iş cinayetlerinin, hem kadın cinayetlerinin, hem asayişsizlik kayıplarımızın her geçen gün daha da artacağını vatandaşa, seçmene açık açık anlatabilmek, düzeysiz standart kalıpların dışına çıkabilmeyi becermek idi yapılması gereken.

14 Ocak Ankara Tandoğan mitingini şehit haberleri üzerine ertelemek büyük bir hata olmuştur, iptal etmek çok daha da büyük bir hata. Ancak, CHP’nin bu erteleme ya da iptal kararını hangi sâiklerle alabildiğini de iyi görmek lazım.

Şunu iyi görelim, İstanbul 13. Ağır Ceza ve Yargıtay’ın kararları ile (Yargıtay’ın kararı gereksiz idi) Türkiye artık anayasalı bir devlet değildir, başka bir ifade ile de artık bir devlet değildir, Anayasa yürürlükten kalkmış ise 31 Mart seçimleri de meşru, anayasal (!) değildir.

Anlaşılan CHP’nin bu doğru ama acı gerçeği büyük mitinglerle ifade etmeye ne niyeti ne de cesareti vardır. “Devletlû” olmak böyle bir şey olsa gerek, bir gölge devlet olsun da Anayasası olmasa da olur demek muhtemelen, “birlik ve beraberliğe bu kadar ihtiyacımız olduğu bir dönemde” Anayasanın bir hukuk devletinin en yüksek normu olduğu gerçeği kimin umurunda?

Daha pratik sâiklerin de bu erteleme, iptal kararında belirleyici olma ihtimali çok yüksek, gün yerel rantların ne kadarına hükmedilecek, yerel rant musluklarının başına kimler getirilecek, böyle yaşamsal (!!!) konular varken gündemde, kim takar devletin bir anayasası olmuş ya da olmamış, değil mi?


Eser Karakaş: Kadıköy Saint Joseph lisesi muzunu. 1978’de Boğaziçi Üniversitesi İİBF’den mezun oldu. Doktorasını 1985 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde yaptı. 1996’dan itibaren İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nde profesör olarak ders verdi. Bahçeşehir Üniversitesi İİBF’de Dekanlık yaptı. 2016 yılında 675 sayılı KHK ile ihraç edildi. 2008 yılından itibaren Strasbourg Üniversitesi Science Po’da misafir öğretim görevlisi olarak bulunuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Eser Karakaş Arşivi