Bu Chavez nerden çıktı başımıza?

Honduras’ta cunta vardı, generaller halkçı-solcu başkan Zelaya’yı devirmişlerdi. Zelaya, ABD üssünü kapatmıştı, Chavez’le arası iyiydi. İki Honduraslı evsiz aralarında konuşuyordu: ‘Zaten bir ABD var, bir de Rusya. Bir de bu Chavez’le mi uğraşacağız.’

İki Honduraslı evsiz aralarında konuşuyordu. Başkentin ortasında bir meydandı. Sabahtı daha, etrafta dükkanlar yeni yeni açılıyordu. Ülkede cunta vardı. Generaller, halkçı-solcu başkan Zelaya’yı devirmişlerdi. Bayağı suç işlemişti O. Mesela Amerika Birleşik Devletler üssünü kapamıştı. Daha ne yapsın ve Chavez ile arası çok iyiydi. Ucuz petrol veriyordu Chavez. Yani O da büyük suç işliyordu. Sakalları iyice uzamıştı evsizlerin, birbirine dolanmıştı ve sadece uzun olmasından değildi tabii ki. Yattıkları yerin hemen biraz ötesindeydiler, üç karton kenarından su almış, bir insan izi kadar kuru, ikisi için de birer birer…

Her yerde Chavez aleyhine afişler vardı. Önünde jandarmalar bekliyordu, yüzleri rütbe rütbe. Başkaları da vardı ama yırtılmışlardı. Boykotçular yapmıştı, Zelaya taraftarları. Sanki seçim Honduras’ta değil, Venezuela da geçiyor gibiydi. Sağcı partiler Chavez’e komünist diyorlardı. Herhalde ucuz petrol verdiği için olmalıydı. Bence de bir komünistlik vardı, yoksa kimse kimseye ucuz şey vermez Kapitalizmde. Daha çok öldürmek üzerinedir ve daha çok şeye sahip olmak, çok, daha çok, daha çok, salakça…

İki sigara vardı, ellerinde. Biraz abartırsak izmarit denilebilirdi. Biri şanslıydı sanırım, bir ruj izi vardı, filtresinde, çok kırmızı ama çok önemli değildi sanırım onun için, çünkü heyecanlıydı, çok heyecanlıydı. Haklıydı. Seçim dediğiniz ne kadar önemli biz sıradan insanlar için. 4-5 yılda bir oluyor, en iyi olasılıkla. Biraz fazla yaşarsan ve şanslıysan hayatın boyunca 7-8 kere katılabilirsin, darbeler hariç….

Komik şey değil mi şu demokrasi dedikleri…

Bizim evsizler, ikisi de çok nettiler ama belki gece de konuşmuş olabilirlerdi. Hani yağmur yağarken kartonu ıslattığında ve gece soğuğu. İkisi de Chavez karşıtıydı. Haklı nedenleri vardı. Sigarayı rujuna kadar emerek, konuşuyordu biri. ‘Yok’ diyordu. Bu Chavez nereden çıktı başımıza. Zaten bir ABD var, bir de Rusya. Bir de bu Chavez'le mi uğraşacağız.'

Diğeri de ona hak verdi. Hayatlarının mahvolacağını düşünüyorlardı komünistler yüzünden. Sonra gidip, çöpleri karıştırıp, yiyecek bir şey aramaya başladılar. Afişlerin başında bekleyen Jandarmalar onlara hiç aldırmıyordu. Önemli görevleri vardı, afişleri bekliyorlardı. Her şey yerli yerinde durmalıydı. Hiçbir şey değişmemeliydi bu dünyada. Afişler bile yırtılmamalı ve sigara izmaritleri bulunabilmeliydi çöplerde ve belki, şans yaver giderse rujlu…


Metin Yeğin: Yazar, belgeselci, sinemacı, gazeteci, avukat, seyyah... CNN-Türk, NTV, Kanal Türk, Al Jazeera, Telesur televizyonlarına 200'e yakın belgesel ve kurmaca filmler yaptı. Türkiye'de Cumhuriyet, Radikal, Birgün, Gündem; Gazeteduvar, dünyada, Il manifesto, Rebellion gazetelerine köşe yazıları yazdı. Dünyanın sokaklarını anlattığı 10'dan fazla kitaba sahip. Birçok ülkede kolektif çalışmalara katıldı, kooperatif örgütlenmelerine öncü oldu. Ekolojik direnişlere katıldı, isyanlara tanıklık etti.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Metin Yeğin Arşivi