Bir dakika dediler hep önce…

El Salvador’da bir kadın eski gerilla komutanıyla, Nikaragua’da bir köylü kadınla, bir işgal fabrikasında tekstil işçisi kadınla ve toprak işgal ederken gece topraksız bir kadınla, çitleri kırdıktan sonra konuştuk, kadınlarla ve ‘bir dakika’ dediler önce.

Nidia Diaz’la oturuyorduk, San Salvador’da FMLN ofisiydi. Garip bir dünya burası. Bundan bir süre önce, mesela 10 yıl kadar önce, başına oldukça büyük bir ödül vardı Nidia Diaz’ın. FMLN’yi meydana getiren 5 ayrı gerilla örgütünün kadın liderlerinden biriydi. Fidel onları çağırıp, ‘birleşin ya’ demişti. -Herhalde tam böyle demiştir, bir masa, muhtemel yuvarlak, kesin puro vardır, inceli kalınlı ama kesinlikle güzel. 70’lerin sonunda bunu sık sık yapıyordu Fidel ve sözü de geçiyordu. Sakalı vardı. Küçümsemeyin önemli, karizmaydı sakal. Bir kere FBI ayakkabısının içine toz koydurmuştu, sakalları dökülsün diye. Birleşmişlerdi. Sandinistler de öyle Nikaragua’da ve devrim yapmışlardı…

O sırada San Salvador’ın kıyılarına kadar inmişti gerilla. Yüksek dağlar, gecekondular ve nerede olursa olsun yoksullar, onlarla birlikteydi. ABD pek mahcup davranmıyordu. Doğrudan bombalıyordu, gecekonduları, dağları ve nerede yoksul varsa. Sonra yakalanmıştı Nida Diaz ama pek içerde bırakmadılar arkadaşları. Lüks bir restoranda yemek yiyen başkanın kızını kaçırdılar. Sonra takas yaptılar Nidia Diaz’la. İkisi de özgür kaldı. İyi bir şeydi özgürlük…

‘Aa kameraya kayıt mı yapıyorsun’ dedi Nidia bana. Orta Amerika parlamenteri idi o sırada. FMLN’den ama hani bir sosyal demokrat partiye girip de değil. Barıştan sonra hükümet bile oldu, eski gerillalar. Çok bir şey değişmedi belki. -Aslında barış imzalamayan devletleri pek anlamıyorum. Her zaman daha avantajlı çıkıyor devlet.- ‘Evet’ dedim, elimdeki kamerayı gösterip. Doğubanktan almıştım, ikinci el ve çok yıl önce. ‘Kamera’ değildi bir isim vermiştim. ’Ayakkabınıza, paltonuza isim verirseniz şahsiyet kazanır’ diyordu Ahmet Hamdi Tanpınar. Kamera da öyle, çok şey yaşamıştık birlikte ve canavar gibiydi. ‘Bir dakika’ dedi Nidia, makyajını düzeltmek için banyoya gitti…

Bir hafta önceydi. Nikaragua dağında bir çiftlikteydim. İkişer inek dağıtmıştı köylülere Daniel Ortega ve sütlerini doğrudan satın alacaktı. Sevmiyordum Ortega’yı ama bozuk saatti işte, günde bir iki kere doğru şey yapabiliyordu. Yeni süt sağmıştı köylü kadın. İzler vardı üstünde, ineklerden, tozdan, topraktan ve burada geçmiş bütün hayattan. ‘Kameraya mı çekeceksin’ dedi. ‘Evet’ dedim. ‘Bir dakika’ dedi. Bir su vardı kenarda, galiba inekler su içsin diyeydi. Onun yansımasına baktı. Ellerini ıslatıp saçlarını taradı. Elbisesindeki lekeleri ıslattı biraz, lekelerden biri nazlanmadan çıktı hatta…

Sonra; El Salvador’da bir kadın eski gerilla komutanıyla, Nikaragua’da bir köylü kadınla, bir işgal fabrikasında tekstil işçisi kadınla ve toprak işgal ederken gece topraksız bir kadınla, çitleri kırdıktan hemen sonra konuştuk, kadınlarla ve ‘bir dakika’ dediler hep önce….


Metin Yeğin: Yazar, belgeselci, sinemacı, gazeteci, avukat, seyyah... CNN-Türk, NTV, Kanal Türk, Al Jazeera, Telesur televizyonlarına 200'e yakın belgesel ve kurmaca filmler yaptı. Türkiye'de Cumhuriyet, Radikal, Birgün, Gündem; Gazeteduvar, dünyada, Il manifesto, Rebellion gazetelerine köşe yazıları yazdı. Dünyanın sokaklarını anlattığı 10'dan fazla kitaba sahip. Birçok ülkede kolektif çalışmalara katıldı, kooperatif örgütlenmelerine öncü oldu. Ekolojik direnişlere katıldı, isyanlara tanıklık etti.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Metin Yeğin Arşivi