Her savaş kendi riyakarlarını yaratır

Konu Kürde gelince en soğuk, en kımıltısız, en duygusuz, en insafsız cümleleri ardı ardına yarıştıranlara bakın hele. Nasıl da Filistin halkının acıları üzerinden vicdan gösterisi yapıyor, aylak cümlelerle birbirlerini ağırlıyorlar.

Konu Filistin olunca aslan kesilen sağcıların, İslamcıların “savaşçı” sözleri ortalığa dökülüverdi ve hız kesmeden de devam ediyor.

Meğer ülkenin sağının ve özelde de İslamcıların ne kadar büyük vicdanı varmış!

Meğer IŞID tarafından kuşatılan Kobane için “düştü düşecek” müjdesi veren Erdoğan’ı çılgınlar gibi alkışlayanlar onlar değilmiş.

Meğer “Reis bizi Afrin’e götür” diyerek, başka bir ülkenin topraklarını işgal etmeye yazılanlar ve orada yaşayan Kürtleri evlerinden, topraklarından söküp atmaya gönüllü yemin edenler de kendileri değilmiş.

Ankara’nın göbeğinde “Barış” diyerek yürüyen insanları paramparça eden IŞID militanlarını alkışlayıp, stadyumda ölenler için saygı duruşunu ıslıklayanlar da onlar değilmiş.

Tesadüfe bakın ki aynı kitle Filistin’de katledilenler için aynı stadyumda saygı duruşuna geçerek, öfkelerini ve gözyaşlarını sundular haber kanallarına.

Erdoğan’ı İsrail’e karşı tutum almaya çağıran Davutoğlu’nun canhıraş şekilde “Küçük husumetleri geride bırakalım” diyerek, Erdoğan’a “Filistin için ölmeli Filistin o zaman Filistin” kıvamında demagojik tavırları nasıl da hisli değil mi?

Sur’u, Cizre’yi, Nusaybin’i tüm dünyanın gözü önünde yerle bir edip, “taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakılmamalı” diyen Bahçeli’nin sözünü havada bırakmayarak, bodrumlarda yaktıklarının bedenini, sokakta cenazesi günlerce yerde kalan Taybet Anayı, evinin kapısının önünde katledilen 10 yaşındaki Cemile Çağırga’yı sivilden saymayan o “hisli” Davutoğlu aynı Davutoğlu.

Konu Kürde gelince en soğuk, en kımıltısız, en duygusuz, en insafsız cümleleri ardı ardına yarıştıranlara bakın hele. Nasıl da Filistin halkının acıları üzerinden vicdan gösterisi yapıyor, aylak cümlelerle birbirlerini ağırlıyorlar.

Erdoğanı, Bahçelisi, Erbakanı, Davutoğlusu, Akşeneri, diyaneti, yazarı, televizyoncusu, yorumcusu, trolü, mafyası nasıl da “Filistin” diyerek husumetlerini bir anda “küçük” hale getiriyorlar.

“Barış” diyenlerin üzerine intihar eylemcilerini salan IŞİD’lilerle kol kola olan, alışveriş yapan, şakalaşan ve onları “İslam savaşçıları” olarak pazarlamaktan hiç utanma duymamışların bizlere vicdan dersi vermeleri de ne kadar acımasızca.

10 Ekim Ankara Gar katliamının ardından gazetecilerin “istifa edecek misiniz?” sorusuna dudağının ucundan tebessüm atan dönemin İçişleri Bakanı’nın sinsiliğinin İslamcılarda vücut bulmuş halidir işte tüm bu riyakarlık.

Barış için imza veren akademisyenleri bir gecede doğrayıp, işinden, yerinden yurdundan edenler ile “kanlarında duş alacağız” diyen mafyacıyı kurtarıcı olarak karşımıza dikenlerin aklı arasında bir yere oturuyor işte o imalı tebessüm.

Bu yüzden, Filistin’i Filistinlilerden çalanlarla elbette yan yana durmayacağız. Filistin’i Batı ile İslam arasında yaşanan bir savaş olarak lanse edenlerle de, bunu bir din savaşına, nefrete dönüştürmek isteyenlerle de aramıza mesafe koyacağız.

Ölenin, öldürenin kimliğine bakarak, ölümü kimin hak ettiğini, öldürmenin kime hak olduğunu bizlere tartıştırıp, savaşın bir tarafı haline getirmeye çalışanlara karşı uyanık olacağız.

Fiziki ve psikolojik İşkenceye uğrayan bir Filistinli çocuk ile rehin alınarak aynı şiddete maruz bırakılan İsrailli bir çocuğun yaşadığı travmanın birbirinden farklı olmadığını savunmaya devam edeceğiz.

Militarizmi diline giydirmiş olanlarla elbette baş etmek zor ama insan kalabilmenin ve savaş suçuna ortak olmamanın tek yolunun barışı savunmaktan geçtiğini hep vicdanımızda ve aklımızda tutacağız.

Bu birilerine zayıflık olarak görülebilir ama benim için asıl zayıflık, kendi üzerinize yağmayan bombalar hakkında ahkam kesmek, yaşamadığınız acılar üzerine iri cümleler kurup “gezden, gözden, arpacıktan” selam çakmaktır.


Akın Olgun: Siyasi nedenlerle 7 yıl tutuklu kaldı. 2002’de İngiltere’ye yerleşti. 2009-2015 yıllarında BirGün gazetesinde haftalık yazılar kaleme aldı. Gazete ve haber portalları aracılığıyla düzenli olarak okurlarıyla buluştu. Adları Saklıdır, Ecel Öyküleri, Karanfil Mevsimi, Kül Sesleri ve El Alem adlı kitapları kaleme aldı. Olgun’un “Sokaksızlar” (White) ve “İnat” “Farewell” (Veda) adlı öyküleri kısa metraj olarak beyaz perdeye aktarıldı ve senaryosunu yazdığı Fısıltılar (Whispers) adlı kısa metraj filmi Feel The Reel Uluslararası Film Festivali’nden üç dalda ödüle layık görüldü.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Akın Olgun Arşivi