Denizleri kurtarmak

07.06.2022 00:01

Ülke dışında olmanın zorluklarından biri de yayınları takip edememek, önemli kitapları atlamak.

Bunlardan bir de Aynullah Akça’nın Deniz Gezmiş için Uçak Kaçıran Bir Hava Korsanının Anıları. Kitap 2015 yılında çıkmış. Kalkedon Yayınlarını kutlarım.

Bu kitap bu kaçırma olayı yanında, bir dönemin Ankara’sına, Türkiye’sini kafamızda yeniden bir dönüş  yapmamıza olanak sağlıyor. Müthiş bir bellek. 

Bu kitabın yazılmasına vesile olduğu için Deniz’in abisi Bora’ya teşekkür etmek lazım.

Umarım kendisine hitap eden bu kitabı okumuş, Aynullah Akça’yı aramış, gönlünü almıştır.

Uğur Mumcu’nun Deniz’lerin idamının engellenmesi için peş peşe yapılan uçak ve jandarma komutanını kaçırma eylemini şüpheyle karşılaması, herkeste bir kafa karışıklığı yarattığı ortada.

9 Martın 12 Marta dönüştüğü bir ortamda doğal!

Mahir’ler de kısa bir süre önce Deniz’leri kurtarmak için İngilizleri kaçırmışlardı. O zaman onlara da mı kuşku ile bakmak lazım.

12 Mart sonrası daha oluşum evresinde olan THKO’nun ve THKP/c’nin ağır darbe yemesinden sonra, bu hareketlere sempati duyanlar bir merkez ile bağı olmadan inisiyatifler oluşturmaya başlamışlardı.

Ve bunlar aynı zamanda eylem birliği içine girmişlerdi.

Ben ve Ayşe Nur’da o yıllarda benzeri bir yaklaşım içindeydik. 

Uçağı kaçıranlardan Aynullah Akça Mahirci idi, Sefer ise Şimşek Deniz’lerden yana, Yaşar Yılmaz ise TİP’li di. Denizleri kurtarmak gibi acil bir görev vardı önlerinde. Dördüncü henüz bir örgüt bile seçmemişti daha. Tek amaç: Deniz’i kurtarmak…

Akça’nın kitabında Koray Aydın da yer almakta.

Ankara çevresinden henüz yakalanmayanlardan Koray, Aynullah Akça’nın bir anlamda bağlantı noktasıydı. Oğuzhan da Mahirlere yardımcı olanlardandı Ankara’da.  9 Mart 1972’de polis tarafından sokakta infaz edilecekti Koray Doğan.

Astsubay olan kardeşi ile 1995’de Stockholm’de kesişecekti yollarımız. Az çile çekmemişti o da.

Eğer bağlantılı oldukları Eken olayı başarılsaydı, Sofya’dakilerin pazarlık gücü artacaktı belki de.

Eken olayının eylemcilerinden Hasan Ataol ile ahbap olacaktık 90’ların başında ve ona Galvano della Volpe’nin “Rouseau’dan Marx ve Diğerlerine Sosyalizm ve Özgürlük" kitabını tercüme ettirecek ve yayınlayacaktım.

O kuşağın, bizim kuşağın arayışı sosyalizm yanında özgürlüktü zira. 

O dönem aydınlar, sanatçılar evlerini Mahir’lere, Denizlere açmışlardı.

Böyle bir dayanışma hiçbir zaman yaşanmadı. Yılmaz Güney’inden Murat Belge’sine.

Bir yandan da infazın durması için o dönemin zor koşullarında imza toplanıyordu.

İmza toplayanlardan Aynullah Akça’nın bir yandan da uçak kaçırma eylemine duhul olması hoş.

Henüz 22’sinde, Karslı, genç bir fotografçı. Çalıştığı fotografçı, Ankara’da aydınların, sanatçıların uğrak yeri. 

O yaşlarda insan kendini ölümsüz gibi hisseder.

Kitapta 60’ların Ankara’sını iliklerimde kemiklerimde hissettim. Sadece o mu o dönemin İstanbul’u, İzmir’i, Anadolusu…. Bir de halen yaşadığım Stockholm duhul olmaz mı sahneye?

Hele Akça’nın ustasının da İsveç’e yerleşip orada ölmesi.

Ve kuşaklar arası nasıl bir iletişim, yakınlık vardı. 

20’sinde bizleri nasıl adam yerine koyarlardı. Nasıl teklifsizce üniversitelerde, ofislerde odalarına  dalardık. 

Öğrenci yurtları  her kentte ortak mekanımızdı.

Ve Bulgaristan’da “şüpheli” olarak değil kahraman olarak karşılanışları.  Nazi partisine karşı bilfiil savaşmış eski partizanların onları kucaklayışları. 

Orada yaşayıp okumaları, hatta tez yazmaları, aile kurmaları, ilginç işlerde çalışmaları, çocuklarını yetiştirmeleri…

Yaşam sürüp gidiyor. Yaşam zaten direnmek değil mi bir anlamda.

Deniz’i kurtarmayı başarsaydık. 75’in de olacaktı şimdi. Ve kim bilir nerelerinde dünyanın kesişecekti yollarımız.

Kısacası tam film, dizi olacak gerçek bir hikaye AKÇA’nınki.

Er Ryan’ı Kurtarmak gibi.

Bir gün fark edileceğine inanıyorum, genç bir sinemacı tarafından. 6-7 Eylül’ün keşfedilmesi gibi.

Sözü Akça’ya bırakalım:

“Daha sonra ben bizim uçak kaçırma olayını en ince ayrıntılarına kadar anlatan, “Bir Hava Korsanının Anıları” adı altında 390 sayfalık bir roman yazdım, yayınladım. Romanımda her şeyi olduğu gibi anlatım ve bizi suçlamaya kalkanlara yanıtını verdim.

Bizler sahadaydık. Hayatlarımızı ortaya koyarak yoldaşlarımızın hayatı için savaştık! Bizim eylemimizin doğruluğu/yanlışlığı her zaman tartışılabilir. Ama Deniz’in örgütünün bilgisi dahilinde gerçekleştirdiğimiz bu eylemimizdeki samimiyetimizin tartışma konusu olmasına hiçbir zaman müsaade etmeyiz! … Bizim eylemimiz bahane edilerek içeri alınıp işkencelerden geçirilen çoğunu yakından tanıdığım ağabeyi diyerek sevip saydığım Erdal Öz, Abdi Yazgan Emil Galip Sandalcı, Altan Öğmen, Onat Kutlar gibi aydınlar için çok üzüldüm... (*) Siyasi iktidarların ilgisiz bahanelerle hoşlanmadığı suçsuz insanları içeri alıp eziyet etmesi ne ilk ve ne de sondur.

Şu anda bile hapishaneler bu tip masum insanlarla dolu…

(*) Onların işkence görmesinin nedeni idamlara karşı imza toplamaktı, uçak kaçırmaya duhul edilmeleri, İstanbul’da açılan bombalama ve AKM’yi yakma davasının bir benzeri idi.