Ürkütücü skandal fotoğrafları

13.10.2021 00:00

Bugün Yargıtay’da Prof. Mehmet Altan’ın bir davası görülecek. Bu dava hikayesi en baştan bugüne bir acıklı komedya, skandallar zinciri.

“Tümevarım özelden genele doğru devam eden, parçalardan bütüne doğru ulaşan akıl yürütme yöntemidir.”

Felsefedeki tümevarım yöntemini böyle tanımlıyor sıradan bir sözlük.

Tekil bir bulgudan genele ulaşmak.

Bugün (13 Ekim 2021) Yargıtay’da Prof. Mehmet Altan’ın bir davası görülecek.

Bu davaya giden süreci en başından beri izleyin, önce Türkiye yargısının son dönemlerdeki durumu, hatta daha genelinde Türkiye siyasetinin durumu çok net bir biçimde gözlerinizin önüne gelecektir.

Tabii, görmek isteyenler için.

Yargının içine düştüğü, düşürüldüğü durum için tam bir tümevarım pratiği.

Bu dava hikayesi en baştan bugüne bir acıklı komedya, skandallar zinciri.

Her şeyden önce hikayenin başında Mehmet Altan’ın saçma sapan, tamamen hukuk dışı bir KHK ile İstanbul Üniversitesindeki görevinden uzaklaştırılması meselesi var (birinci skandal).

Hemen arkasından da tutuklanması (ikinci skandal), ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebi ile (eski idam cezası) yargılanması geliyor, bu arada da yirmi bir ay hapiste yatıyor, yaşamından alçakça yirmi bir ayı çalınıyor (üçüncü skandal).

“Alçakça” ifadesini biraz ağır bulanlar olabilir ama ortada gerçekten bu nitelemeyi gerektiren bir durum var, yargı ağırlaştırılmış müebbet istiyor ama Anayasa Mahkemesi ve AİHM gözaltına alınmasını bile gerektirmeyen bir dosya inceledik diyorlar ve kararlarını da bu saptamaları doğrultusunda veriyorlar.

Hikaye gerçekten çok tuhaf.

Mehmet Altan hapiste iken Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı veriyor (derhal tahliye edin anlamına geliyor, kararda tahliyeye de yer veriliyor) ama bu karara rağmen Altan 5.5 ay daha içeride kalıyor.

Anayasanın 153. Maddesi çok açık: “Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayınlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar”.

Normal bir ülkede iş nasıl yürümeli idi?

Anayasa Mahkemesi (AYM) norm koyan bir yüksek mahkeme, kararlarının doğrudan uygulanırlığı yok ama AYM’nin Altan kararı hapis cezasını veren mahkemenin önüne gittiği zaman anında birinci derece mahkeme tarafından kararın gereğinin yerine getirilmesi hukuk devletinin alfabesidir, bu durumda mahkemenin karar hakkı yoktur, sadece bir transmisyon-ileti görevi yapar.

Mehmet Altan hakkındaki KHK ve hapis cezası sonrası ortaya çıkan dördüncü büyük hukuk skandalı ilgili mahkemenin (?) AYM kararını derhal uygulamamasıdır; Mehmet bu berbat durum neticesinde 5.5 ay daha fazla AYM’nin amir kararına rağmen (Anayasa 153) özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır.

Ancak, skandallar bitmek bilmiyor.

AYM kararını uygulamayan hakim HSK tarafından Yargıtay üyeliğine tayin edilmiştir yani taltif edilmiş, terfi ettirilmiştir.

Bu beşinci büyük skandal kanımca skandallar zincirinde özel bir yere sahiptir, düşünebiliyor musunuz, Anayasanın çok açık bir hükmünü görmezden gelen bir hakim Yargıtay’a atanıyor ve halen orada adalet dağıtıyor(!!!).

Adalet (!) Bakanı da YSK’nın başında, bunu da geçerken hatırlatalım, bu da belki altıncı büyük skandal.

Mehmet Altan’ın avukatı Figen Çalıkuşu Anayasa Mahkemesi kararını uygulamadıkları için Mehmet Altan’ın 5.5 ay fazla hapis yatmasına neden olan hakimler (!) hakkında tazminat davası açıyor ve bu hakimlerden biri artık Yargıtay üyesi (!) olduğu için hakkındaki bu dava bugün Yargıtay’da görüşülecek.

Diğer AYM kararı tanımaz hakimler hakkında dava birinci derece mahkemede görülecek.

Avukat Figen Çalıkuşu 2018 senesinde bu hakimler hakkında HSK’ya da işlem yapması için başvuruyor ama HSK’da kapı duvar, anlaşılan anayasal bir kurum olan HSK için Anayasanın 153. Maddesi son paragrafı hakimler tarafından uygulanmayabilecek bir madde hükmünde.

Ne büyük bir skandal daha değil mi?

Bu da muhtemelen yedinci büyük skandal.

Yargıtay kararını merakla bekliyorum.

Yargıtay da bu tazminat kararına duyarsız kalırsa karşımıza bu dosyada yaşanacak sekizinci skandal çıkacak.

Bizim hukuk sistemimizde bu skandaldan büyüğü olmaz dememek lazım, bizde bu sistemde olmaz olmaz.

Hikaye felsefe dilinde tam bir tüme varım.

Bir dosyadan kalk, tüm sistemi ayrıntılarıyla gör.

Keşke görmez olsaydık.