Darbeye karşı olanlar demokrasiden yana mı?

23.05.2020 00:01

Bu darbe ihtimallerine, kimden, nereden gelirse gelsin, çok ilkesel olmasa da, karşı çıkacak yegane kesim muhtemelen Kürtler.

Darbe, kimden, nereden gelirse gelsin, Türkiye için en kötü ihtimal.

En kötü ihtimal diyorum, darbe ihtimaline de inanmıyorum ama benim bu kanaatimin altında yatan gerekçe Türkiye milletinin demokrasi ve hukuk sevdası değil, sezgisel olarak yaptıkları bir fayda-maliyet analizi sonunda darbenin orta ve uzun vade sonuçlarının diğer tüm alternatiflerden daha kötü olabileceğini hesaplamaları demiyorum, hissetmeleri, sezmeleri.

Ancak, meselenin farklı ve sevimsiz boyutları var, açmaya çalışacağım.

CHP Grup Başkanvekili Sayın Özgür Özel’in, CHP İstanbul İl Başkanı Sayın Canan Kaftancıoğlu’nun yaptıkları irticalî konuşmalarındaki ifadelerden birileri “darbe çağrısı” üretmeye çalışıyor, kanallara cezalar verildi; ben söz konusu iki kişinin de kafasından darbe çağrısının geçmediğini düşünüyorum.

Ama, mesele bu kadar basit değil.

İki hayali ve gerçekleşeceğini ummadığım, istemediğim senaryo sunacağım.

Türkiye’de zamanında ya da erken bir seçim sonucunda Erdoğan Cumhurbaşkanlığını, Cumhur ittifakı da TBMM’de çoğunluğu kaybetse, bir sosyal demokrat aday da Cumhurbaşkanı olsa;

O gece de, olmaz ya asla, hayali ve senaryo dedim, TSK içinde bir Reisci grup, Türkiye’nin bu ortamında, Suriye meselesi, Libya meselesi, Kürt meselesi, Ege meselesi, vs. bahaneleri ile, Cumhurbaşkanlığı makamının o sosyal demokrata geçmesine izin veremeyiz, mesele milli ve yerli bir beka sorunudur deyip seçim sonuçlarının iptal edildiğini açıklasa;

Ne olur?

Reisin paralı fedaileri gibi onu ekranlarda savunan birilerinin “biz artık Reis’i bu ortamda savunmayız” diyebilirler mi?

Hiç zannetmiyorum.

15 Temmuz 2016 gecesi sokaklara çıkıp tankların önüne yatanlar yine yatarlar mı tankların altına?

Hiç zannetmiyorum.

Sevda Noyan gibiler, “mesele Reisi değil, demokrasiyi savunmaktır” deyip, zulalarını kuşanıp elli kişilik ailesi ile Reisci darbecilerin karşısına dikilirler mi?

Hiç zannetmiyorum.

Darbeciler Reisin başkanlığında bir hükümet kurarlarsa bugünün milli iradeci, sandıkçı bakanları, AKP milletvekilleri arasından “biz bir darbede görev kabul etmeyiz” diyen çıkar mı?

Hiç zannetmiyorum.

Bugünkü yandaş ve besleme köşe yazarları, ekranlarda boy gösteren yandaşlar ertesi gün köşelerinde, ekranlarda “darbeyi kabul edemeyiz” diye yazarlar mı, yoksa “bu konjonktürde Reisin görevde kalması kaçınılmazdır, demokrasiye uymasa da milli menfaatlere uyar” diye mi yazarlar?

Benim kanaatim AKP seçmen tabanının yüzde sekseninin bu darbeye moral destek verecekleri istikametindedir, “milli irade, seçimle gelen seçimle gider” laflarını yutar geçerler.

Bu bence çok sevimsiz madalyonun bir de öbür yüzü var, hatta bir üçüncü yüzü daha var.

Yine İnşallah asla olmaz, reel olarak da olamaz ama, bugün TSK içinde bir ultra-kemalist grup darbe yapıp iktidarı kesin olarak ele geçirse;

Bugünün muhalif basını “biz Cumhurbaşkanının bir darbe ile gitmesine itiraz ediyoruz, seçimle gitmesi gerekiyordu, elimizden geldiği kadarıyla bu yeni düzene de muhalefet edeceğiz” derler mi?

Yeni ultra-kemalist cuntanın kurduğu hükümette sosyal demokrat etiketli kaç kişi görev almayı reddeder sizce?

Bir Danışma Meclisi kurulursa, hangi sosyal demokrat ve kemalist bu Danışma Meclisinde görev almayı reddeder acaba?

Ben muhalif tabanın da, sosyal demokrat tabanın da yüzde seksen gibi (iyimser ihtimal) bu darbeye “İzmir’in dağlarında…” marşı eşliğinde destek verecekleri kanaatindeyim.

Bu darbe ihtimallerine, kimden, nereden gelirse gelsin, çok ilkesel olmasa da, karşı çıkacak yegane kesim muhtemelen Kürtler çünkü onların siyasi hafızası darbe kimden gelirse gelsin okkanın altına önce kendilerinin gideceğini bilmesi, hatırlaması.

Türkiye manzarası muhtemelen bu.

Aslında çok sevimsiz değil mi?

Lütfen kimse kendini ve başkalarını aldatmasın, başını kuma sokmasın. 

İnşallah Türkiye bir daha silahlı bir darbe yaşamaz da bu çok sevimsiz yüzleşmelerle karşı karşıya kalmayız.

Silahsız darbeyi ise zaten 20 Temmuz 2016’dan günümüze açık açık yaşıyoruz.