Selin Nasi: İsrail tarafı istekli ve duygusal, Türkiye ise çıkar odaklı

18.03.2022 00:00

Ankara Politikalar Merkezi Londra Temsilcisi Dr. Selin Nasi, Sınırsız’da Alin Ozinian’ın Türkiye-İsrail yakınlaşması ile ilgili sorularını yanıtladı.

Türkiye ve İsrail arasındaki geçmiş yıllardaki bir çok gerilim ve ilişkilerdeki gerilimin ardından, 2008'den bu yana Türkiye'ye gelen ilk İsrailli lider Yitzag Herzog'un ziyareti üzerine akıllara "Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönem mi başlıyor?" sorusunu getirdi. Bu soruyu, bölgedeki dengeleri, iki ülke arasındaki olası uzlaşmanın motivasyonunu ve sonuçlarını Uluslarası İlişkiler Uzmanı  Dr. Selin Nasi ile konuştum.

Herzog'un türkiye ziyaretini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Ziyaretin yapılmasının, arka planında diplomatik kampanyanın, diplomatların çabalarının olduğunu düşünürsek, kendi içinde bir başarı olduğunu kabul etmemiz gerek. Ama tarihi bir dönüm noktası olup olmayacağını söylemek için çok erken. 

Bunun, tarafların karşılıklı beklentilerini yerine getirip getirmeyeceklerine göre değerlendirebileceğiz.  Türkiye ve İsrail arasında 20 yıldır oluşan gerilimler ikili ilişkilere zarar verdi ve öncelikle bunların onarılması ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesi gerekiyor. 

Erdoğan'la Herzog görüşmenin ardından yaptıkları açıklamaları ve konuşmalarını kıyasladığımızda, İsrail tarafının çok daha istekli ve duygusal olduğunu, Türkiye'nin ise çıkar odaklı olarak değerlendirebiliriz. Türkiye'nin diğer ülkelerle de ilişkilerin düzeltilmesi açısından İsrail kilit bir ülke olarak görülüyor. Bu yüzden bu ziyaret ilk adım için çok önemli.

Dünyada ve bölgede, Ukrayna’nın işgalinin ardından Rusya'nın gaz konusundaki “pazar hakimiyetinin törpülenmesi” amacına şahitlik ediyoruz. Bu durum Türkiye-israil ilişkisinde rol sahibi mi?

Ankara tarafından İsrail ile ilişkilerini “yoluna koyma” niyeti yönünde bazı sinyaller alınıyordu, fakat söylenilen ile yapılanlar arasında birtakım farklılıklar da görüyorduk. Pandeminin başlangıcında Filistinlilere gönderilen yardımlar sırasında İsrail ile temaslar kurulmuştu. İsrailli bir çiftin Türkiye’de casusluk “suçundan” yakalanması gibi olaylar üzerine diyalog kanalları açıldı  ve bugünkü ziyaretin de temellerini atmış oldu. 

Ukrayna Savaşı Türkiye'nin jeopolitik önemini arttırmış durumda. Bununla birlikte İran ile nükleer anlaşmaya geri dönülebilmesi için müzakereler yürütülmekte. Ancak bu anlaşmaya geri dönülse dahi bölgede İran'ın yükselen gücüne desteğin kesilemeyeceği biliniyor. Nükleer bir İran ile komşu olma olasılığı da bölge ülkeleri birleştiren ortak tehdit diye bakılabilir. Avrupa'nın Rusya’ya olan enerji bağımlılığının azaltılması noktasında Türkiye ile İsrail'in enerji güvenliği açısından işbirliğine giderek İsrail gazını ileride belki Kıbrıs gazını da Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına taşınması projesi gerçekleşebilir.

FİLİSTİN MESELESİ ARKA PLANDA MI KALACAK?

Görüşmelerde “Filistin Meselesi”nin de konuşulduğu belirtiliyor, gelişme beklemeli mi?

Türkiye, İsrail'in kuruluşundan bu yana Filistin meselesine daima duyarlı oldu. Filistin-İsrail arasında yaşanan çatışmalar döneminde de bu duyarlılık üst seviyelere çıktı. İktidarı şuan en çok zorlayan şey Filistin meselesinden herhangi bir taviz veriliyormuş görüntüsü yaratmadan, İsrail ile ilişkileri düzeltmeye çalışmak. 

Ortadoğu’daki Arap protestolarından günümüze, İran tehdidinin Filistin meselesinin gölgelenmiş olması sebebiyle tehdit öncelikleri değişti. Bu yüzden Filistin meselesinin çözümü öncelikler arasında değil. Türkiye’nin bunu tek başına üstlenmesi çok zor. Türkiye, İsrail ve Hamas arasında arabulucu rolü oynadığı için önemli bir partner olarak görülüyordu, fakat bu rolü İsrail ile diyalog kanalları kesilince kaybetmiş oldu. Siyasi iniş çıkışlardan etkilenmeyecek şekilde ilişkileri daha sağlam bir zemine oturtmayı çalışacaklardır diye düşünüyorum.

TÜRKİYE İSRAİL YAKINLAŞMASINDA AZERBAYCAN'IN ROLÜ

İsrail ile Azerbaycan arasındaki iyi ilişkiler ve Türkiye ile Azerbaycan arasındaki siyasi ve duygusal ilişkileri düşünecek olursak, bu yeni “uzlaşma” döneminde Azerbaycan’ın aracılık yapmış olma şansı gerçekçi mi?

Önceki yıllarda buna, yani Azerbaycan’ın Türkiye ve İsrail arasında aracı olmasına cevabım olumsuzdu, bunun gerçekçi olamayacağını düşünüyordum. Oysa şimdi fikrim farklı; Dağlık Karabağ çatışmasında Türkiye ve İsrail'in Azerbaycan'a sağlamış olduğu askeri destek ile savaşın yönü değişmiş oldu. 

Yakın dönemde Azerbaycan'ın Washington büyükelçisi, Washington’a yeni atanan İsrail büyükelçisine 'hoşgeldin resepsiyonu' düzenliyor ve Türkiye büyükelçisini de çağırıyor. Aynı zamanda atanan büyükelçi Herzog'un da kardeşi. Bu durum ziyaretin arka planında Azerbaycanlılarında bir payı olduğunu kanıtlıyor. Bu da İran tehdidi üzerinden şekillenen bir yakınlaşmayı gösterdi. Türkiye ile ilişkilerinin bozulduğu dönemde Azerbaycan-İsrail askeri iş birliği genişledi.

İSRAİL'İN RUSYA'YA KARŞI “ZOR DENGE” POLİTİKASI 

Ukrayna’nın işgali ile İsrail-Rusya ilişkileri değişir mi? İsrail’İn ABD ile özel ilişkisini hesaba katarsak, mecburi bir uzaklaşma yaşanır mı?

İsrail ve Türkiye'nin Rusya ile yakın ilişkileri var. İsrail'de Rus göçmeni olan Yahudi vatandaşlar var ve kültürel bir yakınlık söz konusu. Bununla birlikte Rusya ile üstü kapalı zımni anlaşma çerçevesinde İsrail'in Suriye'de kendine tehdit olarak gördüğü hedefleri vurabilmesi açısından bir kolaylık sağlaması ve Rusya'nın Suriye sahasından geçişine yeşil ışık yakması gibi ilişkiler söz konusu. 

İsrail bunu kaybetmek istemiyor. Ukrayna Savaşı başladığından beri İsrail Rusya'yı karşısına almadan ama Batılı müttefikleri de hayal kırıklığına uğratmamak adına, zor bir denge politikası yürütmeye çalışıyor. Bir taraftan Ukrayna'ya lojistik destek vermeye devam ediyor ve Türkiye gibi bu sorunun çözümüne dair diplomatik bir çaba sarf eden bir ülke.

ARABULUCULUKTA BİDEN'IN ETKİSİ 

Tüm bu yakınlaşma çabalarında Biden etkisi de gözlemliyor musunuz?

ABD dışişleri bakanlığının Doğu Akdeniz boru hattı projesinden desteğini çektiğini açıklamasının üzerinden gazın taşınabileceği en optimum rotanın Türkiye olduğu ve ABD'nin Türkiye'yi desteklediği söylemleri ortaya çıktı. ABD'nin Ortadoğu politikaları bölgede mümkün olduğunca istikrar durumu yaratma amacı taşıyor. Bu da enerjisini dış politikada Çin ile rekabeti yönetmeye çalışmasından kaynaklanıyordu. 

Ukrayna savaşı ile sadece Çin'in dengelenmesi değil Rusya'nın yayılmacı pozisyonuna da ket vurulması öncelik kazandı. Bu bağlamda bakıldığında bölgedeki iki müttefikin aralarının iyi olması Biden yönetimi tarafından tercih edilir. Avrupalı müttefiklerini Rusya'ya karşı yaptırımlarını etkin bir şekilde devam ettirebilmesi için orta ve uzun vadede enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerekiyor. Rusya'nın saldırgan adımları enerji fiyatlarının yükselmesi ve Rusya kasalarının doldurulması sayesinde gerçekleşti.

TÜRKİYE-İSRAİL YAKINLAŞMASINDAN TÜRKİYE'DEKİ YAHUDİ CEMAATLERİ NASIL ETKİLENİR?

Türkiye’nın dış politikasından ülkedeki gayrimüslim azınlıklar, vatandaşlar da maalesef etkileniyor. Konu Ermenistan olduğunda Ermeniler, Yunanistan olduğunda Rumlar, İsrail olduğuna Yahudiler akıllara geliyor? Yeni gelişmeler Yahudi Cemaati’ni nasıl etkiler sizce?

Yahudi Cemaati’nin uzlaşma sürecini desteklediklerini ve bundan memnuniyet duyduklarını düşünüyorum. Ziyaretin arka planında da iki ülke arasında buzların erimesi amacıyla bazı girişimlere destek verildi. 

Tüm gayrimüslim azınlıklar gibi Türk toplumunda azınlıkları temsil eden ülkeler varsa ülkelerde yaşanan siyasi sorunlar da maalesef gözler onlara dönüyor. Üzerlerinde Türkiye'ye olan bağlılıklarını göstermek gibi bir baskı hissediyorlar. Hükümetin aldığı her siyasi karardan sorumlu olamayız. Filistin-İsrail çatışmalarında daha zor durumda kalıyorlar çünkü saldırı altında olanlar bazen kendi tanıdıkları oluyor. Yahudi cemaati açısından hem İsrail-Filistin arasında sorun çıkmaması isteniliyor hem de Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilerin olumlu olmasını istiyorlar.