Kobanê Davası: Tahliye kararı çıkmadı, karar duruşması 16 Mayıs'a ertelendi

Kobanê Davası: Tahliye kararı çıkmadı, karar duruşması 16 Mayıs'a ertelendi
Kobanê Davası, Ankara'da görüldü. Selahattin Demirtaş SEGBİS ile katıldığı duruşmada tahliye kararı çıkmadı. Mesut Bağcık, Bircan Yorulmaz ve Ayhan Bilgen’in adli kontrollerinin kaldırılması talebi reddedildi. Karar duruşması 16 Mayıs'a ertelendi.

Seda TAŞKIN


ANKARA - IŞİD’in Kobane’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen eylemler gerekçesiyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 24’ü tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobanê Davasının bugünkü duruşması Sincan 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tahliye kararının çıkmadığı duruşmada, mahkeme heyeti Mesut Bağcık, Bircan Yorulmaz ve Ayhan Bilgen’in adli kontrollerinin kaldırılması yönündeki talebi reddetti.

YÜKSEKDAĞ VE KIŞANAK KATILMADI

Tutuklu siyasetçilerin bir kısmı duruşmaya SEGBİS ile katılırken bir kısmı duruşma salonunda yer aldı. Ali Ürküt, Nazmi Gür, Bülent Parmaksız, Sebahat Tuncel, Zeynep Karaman, Zeynep Ölbeci, Aynur Aşan, Ayşe Yağcı, Ayla Akat Ata, Pervin Oduncu, Meryem Adıbelli, Figen Yüksekdağ ve Gültan Kışanak ise duruşmaya katılmadı.

Duruşmayı, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ve DEM Parti milletvekilleri ile DEM Parti Hukuk Komisyonu üyesi avukatların yanı sıra, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, Türkiye İşçi Partisi Milletvekili (TİP) Ahmet Şık, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar katıldı. Öte yandan çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi ile birçok kişi duruşmayı takip etti.

DEMİRTAŞ DURUŞMAYA KATILDI

Duruşma tutukluluk incelemesi ile başladı. Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Edirne Cezaevinden SEGBİS ile duruşmaya katıldı.

Mahkeme başkanı hükme dair, “SEGBİS çözüm tutanaklarının yetişmesi ve dosyanın kapsamı, savunmaların boyutu değerlendirildiğinde bu sürenin yeterli olmayacağını değerlendirerek, hüküm duruşmasının başka bir tarihe ertelenmesine karar vereceğiz. Bu kapsamda bugün tutukluların tutukluluk durumunu gözden geçireceğiz ve hüküm için başka bir tarih vereceğiz” dedi.
Sonrasında mütalaasını sunan iddia makamı ise kuvvetli suç şüphesine dair somut delillerin bulunduğu, “kaçma şüphesi” olduğu iddiasıyla atılı suçlamalara dair tutukluluk sürelerinin aşılmadığı ve suçların katalog suçlardan olduğu iddiasıyla sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.

ALTINÖRS: 4 YILDIR HAYATLARIMIZDAN ÇALDINIZ

Alp Altınörs duruşmada ilk söz aldı. Dayanışmanın ezilenlerin en önemli direnişi olduğunu söyleyen Altınörs, 1 Mayıs İşçi Bayramını dünyanın tüm dillerinde kutladığını belirtti. Altınörs şöyle konuştu:

“4 yıldır hayatlarımızdan çaldınız. Bu dört yılın sonunda bizler aynı noktadayız. Bir twit bahane edilerek 4 yıldır tutukluyuz. Oysa bizim çağrımız meşrudur, yasaldır, demokratiktir. IŞİD terörüne, IŞİD soykırımına karşı bir çağrıdır. Bunun sayısız örneğini savunmamda ifade etmiştim. HDP MYK’siyle BM sekreteri aynı gün aynı çağrıyı yapmış, siz bunu nasıl terörizm olarak ilan edeceksiniz. Sosyal güçlerle paralel olduğunu sizlere sundum. Ortada bir soykırım var bunu sizlere sunduk. Hepsi elinizde, sunmadığımızı söyleyemezsiniz.

İktidarın bu çağrıyı kriminalize etti ve siz bizi 4 yıldır içeride tuttunuz. Şu eyleme katıldığınız, şu camı kırdınız diye bir suçlama yok. Bizim çağrımızın amaçları açıktır, soyludur. Yanı başımızdaki halk IŞİD tarafından saldırıya uğrarken, bizler buna ses verdik ve Kobane’de soykırım engellendi. Soykırım engellendi diye biz burada 4 yıldır bedel ödüyoruz. Bu dava aklanmıştır, sizden talebimiz bu uzun tutukluluğu sonlandırmanızdır.”

YAĞLI: YARGI TACİZİ İLE BİZİ YÜZ YÜZE BIRAKTINIZ

Daha sonra Kobane Davası’nda tutuklu bulunan HDP MYK üyesi Dilek Yağlı söz aldı. Yağlı, daha görüşlerini dile getirdiğini söyleyerek, şöyle devam etti:

“Hükmün geriye açıklanmasının ardından şunu söylemek isterim; uzun tutukluluğu şu an dikkate almanız ilginç oldu. 4 yıl geçti sizin tutanağınız bize ulaşmadı. Usulün yerine getirilmediği bir yerde hükmü nereye açıklayalım denilen bir mütalaa var. Benim fikirlerimi düşüncelerimi yargıladınız. Yargı tacizi ile bizi yüz yüze bıraktınız. Vereceğiniz karar doğrudan benimle ilgili bir karar olacak mı, bence olmayacak. Yargılama pratiğiniz buna hizmet etti. Geldiğimiz aşamada tahliye talebimi usulen istemek durumundayım. Sizden beklentimiz hukuki bir karar vermenizdir. “

KUBİLAY: BU DAVA BAŞINDAN BERİ HUKUKİ DEĞİLDİR

Tutuklu bulunan HDP önceki dönem Parti Sözcüsü Günay Kubilay ise sözlerine dayanışma gösterenlere teşekkür ederek başladı. Kubilay, “Bu dava başından beri hukuki değildir. HDP ile meşru zeminlerde mücadele etmeyi göze alamayan siyasi iktidar gayri meşru yollara başvurmuştur. 6 yıl aradan sonra bu kumpas davasını devreye sokmuştur. Heyet olarak bunu gördüğünüzü düşünüyorum. Bu gayrimeşru uygulamaların da bir sınırı var. Savcının sıraladığı suçlamaların hiçbiri bize ait değildir. Bir twit atılmıştır o da IŞİD barbarlığına karşı yapılmış bir çağrıdır.

DEMİRTAŞ: HERHANGİ BİR TALEBİM YOK

Selahattin Demirtaş ise “Herhangi bir söz talebim yok, tüm arkadaşlarımın özgürlüğünü talep ediyorum” dedi.

'BAŞINA BİR ŞEY GELİRSE SORUMLUSU SİZSİNİZ'

Eski RTÜK üyesi ve dönemin HDP MYK üyesi Ali Ürküt’ün avukatı ve oğlu Erhan Ürküt, “Ali Ürküt cezaevine girdiğinde hiçbir sağlık sıkıntısı yoktu. Kısa bir süre önce kanser teşhisi konuldu. Başına bir şey gelirse sorumlusu sizsiniz” dedi.

DAVA 16 MAYIS'A ERTELENEDİ

Avukatların tahliye taleplerine yönelik beyanların ardından, duruşmaya 15.30’a kadar ara verildi. Duruşmanın ardından mahkeme heyeti, Mesut Bağcık, Bircan Yorulmaz ve Ayhan Bilgen’in adli kontrollerinin kaldırılması yönündeki talebi reddetti. Diğer sanıklar hakkında ise tüm adli kontrol tedbirlerin aynı şekilde devam etmesine karar verdi. Karar duruşması olan bir sonraki duruşma 16 Mayıs'a ertelendi.


DURUŞMA ÖNCESİ AÇIKLAMA

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, Sincan Kampüsü’nde görülecek Kobanê Davası öncesi, kampüs önünde açıklama yaptı. Açıklamaya Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanları Ayfer Koçak ile Ahmet Karagöz, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, DEM Parti Ankara il ve ilçe örgütü yöneticileri ve DEM Parti milletvekillerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

CHP’nin davayı takip etmesi için görevlendirdiği heyette yer alan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever de açıklamaya katıldı.

whatsapp-image-2024-04-17-at-10-12-19-001.jpeg

BAŞARIR: YARGININ SİYASİ BASKIDAN UZAK KARAR VERMESİNİ İSTİYORUZ

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, duruşma öncesi Artı Gerçek'e konuştu:

Bunu tüm yurttaşların bilmesini istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi, eğer bir yerde adalet sorunu varsa, hukuk sorunu varsa, Türkiye'yi ilgilendiren bir dava varsa artık orada olacak.Biz Türkiye'de yargının, mahkeme kararlarının tamamen siyasetin baskısından elinden uzak bir şekilde karar çıkmasını, uygulanmasını istiyoruz. 10 yıl önceki twit, iki tane gizli tanık ve bugün karar beklenirkehn karar verilmiyor.İşte burada bir partinin genel başkanı tutuklu. Biz tüm ön yargılardan uzak bir şekilde nerede bir haksızlık yapılıyorsa, nerede hukukun evrensel kuralları uygulanmıyorsa orada olacağız."

'BU DAVA TARİHİ BİR FIRSATA ÇEVRİLEBİLİR'

Burada ilk olarak konuşan Tuncer Bakırhan, Türkiye siyasi tarihinin Kobanê Davası’na benzer davalarla siyaseti dizayn etme girişimlerinden biri olduğunu ifade ederek, “Kobanê Kumpas Davası da bunun en büyük ve en son örneklerinden birisidir. Burada bir suç yok. Bomboş bir dava. Delili yok. Haksız hukuksuz bir şekilde arkadaşlarımız yıllardır yargılanıyorlar” dedi.

Bakırhan, siyasetçilerin IŞİD vahşetine karşı duyarlılık çağrısı yaptıkları için yıllardır yargılandıklarını aktararak, şunları söyledi: “Henüz bir karar çıkmadı. Bugün aslında hem iktidarı hem mahkeme heyetini ciddi bir sorumlulukla karşı karşıya. Mahkeme heyeti tarihi bir karar verebilir. Bu davayı tarihi bir fırsata çevirebilir. Ülkede demokrasi ve özgürlükler yok. Yargı etki altında karar veriyor. Mahkeme heyeti aslında bu algıyı yıkabilir, kırabilir. Bugün burada tarihi bir karar ortaya çıkabilir. Mahkeme heyetini tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu bur tarihi sorumluluğunu layığı ve hakkıyla yerine getirmesi çağrısı yapıyoruz. Bugün hem tahliye olmasını istiyoruz. Hem de haksız hukuksuz bir şekilde yıllardır içeride olan arkadaşlarımızın beraat etmelerini bekliyoruz.

'TÜRKİYE HALKLARI TAVRINI KOYDU'

Türkiye halkları bugünkü bu kumpas davalarına, siyaseti, Kürt siyasileri, devrimci ve demokrat siyaseti dizayn eden bu yaklaşıma karşı 31 Mart’ta tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur. Türkiye halkları aslında demokratik bir zemin için oyunu kullanmıştır. İktidarın da Türkiye halklarını bu ortaya koymuş olduğu kararı görmesi gerekiyor. İnsanlar artık özgürlük itiyor. Demokrasi istiyor. Bu kumpas davalarının bu Kürt siyasetini demokratik zemini kapatan, yok sayan, bunu yargı eliyle dizayn etmek isteyen bu anlayışın sandıktan cevabını aldığını görüyoruz.

Umarım hem mahkeme heyeti hem de ülkeyi yönetenler iktidar 31 Mart'ta sandıkta Türkiye halklarının ortaya koymuş olduğu bu iadeyi görürler. İkinci yüzyıl artık bu kumpas davalarıyla devam etmemeli. İkinci yüzyılda Türkiye halkları demokratik zeminde ortak eşitçe yaşamak istiyorlar. Dolayısıyla bugün mahkeme heyetinin bu tarihi sorumluluğunu layıkıyla yerini getirmesini bekliyoruz.”

HATİMOĞULLARI: KOBANÊ DAVASI KUMPAS DAVASIDIR

Ardından konuşan Tülay Hatimoğulları ise devamla şunları aktardı: “Ve biz burada bir kez daha diyoruz ki. Kobanê davası tam anlamıyla bir kumpas davasıdır. Bugün Kobanê direnişi, sadece Ortadoğu için değil, dünyanın batısı ve dört bir yanı için IŞİD ve benzeri olan bütün örgütlere karşı katliamcı, tacizci, tecvüzcü insan kaçakçılığı yapan, organ mafyalığına soyunmuş olan bu benzeri örgütlere karşı güçlü bir mücadelenin güçlü bir direnişin sergilendiği bir direniştir Kobanê direnişi.

'KABUL EDİLEMEZ'

Kobanê direnişine bugün dava konusu edilen Kobanê direnişine o günlerde sadece Türkiye’deki demokrasi güçleri değil, sadece Türkiye’deki demokrasi güçleri değil, sadece Türkiye’deki siyasi partiler değil, sadece HDP değil, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından bütün demokrasi güçleri Kobanê direnişinin yanında olmuştur. Kobanê direnişini desteklemiştir, IŞİD’i lanetlemiştir. Bakın hala IŞİD tehlikesi geçmiş değildir. Bugün Rusya’da gerçekleşen büyük katliamda onlarca insan, yüzün aşkın insan yaşamını kaybetti. Yine Türkiye basınında yeni yeni çıkan haberlere baktığımızda IŞİD ve benzeri olan örgütlerin Türkiye’de hazırladıkları katliamlar dizisinin haberlerini görebiliyoruz.

Türkiye’nin yakın tarihine, IŞİD’in ortaya çıktığı sonraki tarihine baktığımızda Türkiye topraklarında çok sayıda katliam gerçekleşmiştir. Bu katliamları sorgulayacakları yere, bu katliamın arkasındakileri sorgulayacakları yere, IŞİD ile mücadele edecekleri yere IŞİD’e karşı demokratik tepkisini ortaya koymuş olan HDP’nin yargılanması, HDP’nin yöneticilerinin yargılanması Türkiye’de demokratik siyasetin temsilcilerinin yargılanması asla kabul edilemez. Bugün Kobanî Kumpas Davası şu ana kadar ki seyrine baktığımızda IŞİD’in Sincan’daki tezahürü tablosu olarak görülmektedir.

'YETERİNCE CÜBBENİ İLİKLEDİN'

Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Ortada sadece bir tweet söz konusu iken bir tweetten yola çıkarak düzenlenmiş sahte onlarca klasörlük dava bugün bu Sincan Adliyesi’nde çökmüştür. Her bir arkadaşımızın verdiği onurlu savunma esasen bir savunmadan öte Türkiye, Ortadoğu siyasetinin değerlendirmesiydi. Ve her biri bir ders niteliğindedir. Bir demokrasi dersi niteliğindedir. Halkların ortak yaşamı dersi niteliğindedir. Böyle okunmalı ve böyle incelenmelidir.

Davanın son haline gelecek olursak buradan bizler bütün Türkiye’deki demokrasi güçleri adına, Türkiye’de barışı savunanlar adına, Ortadoğu barışını savunanlar adına Suriye savaşının bitmesini savunanlar adına IŞİD ve benzeri örgütlerin artık bu coğrafyada yaşamaması adına bizler bir kez daha yargıya çağrımızı yineliyoruz. Ey yargı Saray’ın önünde cübbeni yeterince ilikledin. Ey yargı bozuk olan adalet terazisinin daha fazla bozulmasına sebep oldun bu dosyada.

Bakın bu dosya incelendiğinde bir hukuk katliamı ve bir hukuk garabeti olarak bu dosya sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada hukuk fakültelerinde ders niteliğinde bir dosya halini almıştır. Bir kez daha yargıya diyoruz ki sizler dosyanın gerçekliğine bakarak ve gerçekten yasalara bakarak karar vermeniz gerekiyor. Ortada isnat edilen hiçbir suç yokken bir tweetten 37 kez ağırlaştırılmış müebbet talep etmek demek, buradan zaten ölmüş olan hukuku üzerine mezarını kazmak ve gömmek ve üzerine bir yığın taş atmak demektir.

'BU DOSYANIN İÇİ BOŞ BİR SENARYODUR'

Biz diyoruz ki yargı geri dönebilir bu yanlışından. Biz diyoruz ki bu süreç henüz karara bağlanmadan bütün arkadaşlarımız adil bir biçimde yargılanarak değerlendirilmeli ve sonuca bağlanmalıdır. Sonucuysa bu dosyanın içi hukukçu arkadaşlarımız çok detaylı bilgileri kamuoyu ile paylaştılar. Bu dosyanın içi bir senaryodur ve bu senaryodan yola çıkarak 37 kez ağırlaştırılmış müebbet talep etmek asla ve asla bir kanuna uygun, vicdana ve demokrasiye uygun olamaz.

Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz, bugün tutuk incelemesi olacak ve bütün arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılması gerektiğinin altını özellikle çiziyoruz. Bunu aynı zamanda hukuktan aldığımız güçle, dosyanın içinin boşluğuyla, isnat edilen suçlarla ilgili dinlenen tanıkların da değerlendirmesiyle yani bir hukuksal gerekçe ile de talep ediyoruz. Bu nedenle bir kez daha diyoruz ki içerdeki arkadaşların her biri bizim onurumuzdur. Her biri Türkiye siyasetinde ve Kürt siyasetinde önemli aktörlerdir ve Türkiye demokrasisine hizmet etmiş arkadaşlarımızdır.

Arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılması ve tahliye edilmesi gerekiyor. Bu ülkede halkın hukuka güvenebilmesi için, yargının yitirdiği güvenilirliği yeniden kazanabilmesi için bu bir ihtiyaçtır. Bu Türkiye’de hep birlikte ortak yaşamı inşa etmek için bir fırsattır.

'GELİN BU FIRSATI DEĞERLENDİRELİM'

Bizler diyoruz ki; gelin bu fırsatı birlikte değerlendirelim. Bu işe Kobanê Kumpas Davası’ndan başlayalım. Ve bu ülkede demokrasiyi hep birlikte tesis edelim, ortak yaşamı hep birlikte tesis edelim. Sözlerime son verirken arkadaşlarımızın tahliye kararlarını beklediğimizi bunu umut ettiğimizi bir kez daha belirtiyorum.”

Öne Çıkanlar