Uğur Gürses: Ankara'da BDDK kararının Merkez Bankası'nca talep edildiği konuşuluyor

Gürses, 'Bu kararları alan bürokratlar belli ki 'emir demiri keser' kafasında, siyasi direktif gelince nedenleri ve sonuçlarını düşünmeden, sorgulamadan yazıp ilan etmişler' dedi.

27.06.2022 12:08    Güncelleme: 27.06.2022 12:09

+GERÇEK - T24 yazarı ve ekonomist Uğur Gürses, bugünkü yazısında, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) son aldığı kararı değerlendirerek, "Sonu “döviz alamazsınız” ile biten regülasyon çabalarının hiçbiri, faiz kalkanı düşmüş TL’nin değer kaybına ilaç olamadı. Orta vadede olamaz da" dedi.

Gürses, "TL kredi kullanmak isteyen şirketlere, hiçbir düzenleme olmadığı halde “döviz alırsanız krediyi kullanamazsınız” baskısı, döviz almak için fiyat isteyenlere neden almak istediklerinin sorulması, döviz transferlerinde belli miktarı aşan dilimlerde sözlü olarak “izin alınması” anekdotları yayıldıkça yayıldı. Hatta öyle ki TL kredi kullanıp bunu başka bankada dövize çeviren şirketin işleminin iptal edilmesine kadar vardığı anlatılıyordu.

Ankara’daki 'bugünkü sorunu çözmüş gibi yapın, yarını boş ver' bakışı ile şirketlere yapılan baskı şuydu; “ithalat ya da döviz borcu geri ödemeniz varsa bunu da TL kredi kullanarak satın alacaksanız belge gösterin, yoksa kredi kullanamazsınız. Erken satın alamazsınız, vadesi zamanı gelince alırsınız”

Bu yüzden zaten TL kredi kullanımında yazılı düzenlemesi olmayan ve bankacılar üzerinden kurulmuş bu tür ‘masa altı’ yöntemler kullanılıyordu" ifadelerini kullandı.

BDDK'DAN AÇIKLAMAYI MERKEZ BANKASI MI TALEP ETTİ?

Gürses, yazısında şu değerlendirmelerde bulundu:

"İhracatçıya dövizlerini Merkez Bankası’na getirme zorunluluğunun yüzde 25’le başlayıp yüzde 40’a çıkarılmasını, bankanın elemanlarının bizatihi döviz varlığı olan şirketleri arayıp “döviz bozdurmanızı rica ediyoruz” telkinleri ile devam etti.

Rica ile döviz bozdurmayan şirketlere TL kredi kısıtlaması geçtiğimiz cuma günü düzenleme olarak BDDK tarafından ilan edildi. Ankara kulislerinde bunun Merkez Bankası’nca talep edildiği konuşuluyor.

Ayrıca, şirketlere vergi istisnası sağlanarak açılan KKM hesaplarının vadelerinin temmuz sonrasında doluyor olması döviz kurunda büyük baskı yaratacaktı. Vergi avantajını cebine koyan şirketlerin, vadesinde KKM hesaplarını kapatıp döviz satın alması muhtemeldi. 15-20 milyar dolarlık bir büyüklük söz konusuydu. Bu son kısıtlama buna karşı ‘önlem’ mi olacak? Yoksa bu kararla daha da tedirgin edici bir yol mu açıldı?

Peki bu yeni düzenleme ne anlama geliyor?

Bankalar ve finansal kuruluşlar haricinde, bağımsız denetime tabi şirketleri kapsıyor. Bloomberg’in haberine göre 10 bine yakın şirketi.

Bu şirketler kredi başvurusu yaptıkları tarihte döviz nakit varlıkları (Not: Metne göre döviz alacakları hariç görünüyor) eğer 15 milyon TL’yi aşıyorsa (yaklaşık 800 bin dolar) bu da bilançosundaki toplam varlıklar toplamının ya da son 1 yıllık net satış hasılatını (hangisi büyükse) yüzde 10 üzerinde ise TL cinsi yeni nakit ticari kredi kullanamayacaklar.

İstisna ise döviz kredisi kullanamayan şirketlerde bir döviz açık pozisyon varsa bağımsız denetim kuruluşlarından durum tespiti yaptırıp nakit kredi kullanabileceklermiş.

Konsolide finansal tablo hazırlama yükümlülüğü bulunan şirketler için bu değerlendirme konsolide bilançolar üzerinden yapılacakmış.

Bu kararları alan bürokratlar belli ki “emir demiri keser” kafasında, siyasi direktif gelince nedenleri ve sonuçlarını düşünmeden ya da düşünüp vakıf olsalar da sorgulamadan yazıp ilan etmişler."

Uğur Gürses Merkez Bankası BDDK Ankara karar

BAĞLANTILI HABERLER