Tarihe ihanet

08.07.2020 20:11    Güncelleme: 08.07.2020 21:51

Öyledir: Kimisi yaptığıyla öğünür, kimisi yıktığıyla…

Can DÜNDAR


İki insanlık hazinesini peşpeşe yitirdik:

Biri toprağının mazisini, halkının destanını, zihninde, dilinde taşıyan bir dengbej…

Diğeri asırlık bir medeniyetler köprüsü…

Biri, -Kürtçesinden tercüme edersek-, tarihi “sesiyle söyleyen” Seyîtxanê Boyaxçî”…

Diğeri Dicle’nin üzerinde, asırların tahribatına direnmiş, “kayalar şehri” Hasankeyf…

İkisi de ömürleri boyunca nice acılara tanıklık etti:

“Amed’in Bülbülü” namlı Boyaxçi 87 yıldır…

Hasankeyf, 12 bin yıldır…

En son 6 yıl önce bir belgesel kaydı için gittiğimiz Diyarbakır’da buluşmuştuk Boyaxçi ile… “Seyithan amca”, Dengbejler Evi’nde Beyaz Ordu’nun Serhat’a girişini, Bitlis’e kadar ilerleyişini ve onlara direnen bir Kürt ailenin katledilişini stran şeklinde seslendirmişti bize… “Yaşayan tarih” ne demekmiş, daha iyi anlamıştık.

Toplumsal belleği koruyan ve kuşaktan kuşağa aktaran böyle bir değer, herhangi bir medeni ülkede yaşasa, şimdiye bütün biriktirdiği sözlü bellek kayda alınmış, belgelenip tasniflenmiş, halka açılmış olurdu. Oysa Seyithan Amca, ayakkabı boyacılığıyla geçindi hayatının büyük bölümünde… Geçen yılki bir söyleşisinde “Hastayım, tedavi görecek param yok” demişti. Öncekilerden öğrendiğinin pek azını yenilere devredebildi; zihninde gezdirdiği tarihi de alıp gitti.

Hasankeyf de öyle… Asurlulara, Romalılara, Selçuklulara ev sahipliği yaptı da, bu devrin inşaat ihtirasına direnemedi. Dünyanın gözdesi olması gereken bir kültürel miras, lime lime edildi. Zeynel Bey Türbesi, Er-Rızk Camii, Artuklu Hamamı, tarihi ortamından koparılıp taşındı; tarihi çarşı yıkıldı; kireçtaşı mağaraları sular altında kaldı.

Hasankeyf, bir açık hava müzesine dönüştürülse, daha asırlarca insanlığa tarih anlatabilirdi; izin vermediler. Direnen köylüleri dipçiklediler, çevrecileri hain ilan ettiler. Az öteye betondan bir kent dikip Hasankeyf’i yok ettiler. Utanmadan da devletin ajansından “Tarihi suya boğduk, gelin, gezin” diye çağrı yaptılar.

Öyledir: Kimisi yaptığıyla öğünür, kimisi yıktığıyla…