Parlak: Ukrayna’da çözüm Rojava’daki gibi öz örgütlemeden geçer

Karala Dergisi’nden Şamil Parlak, Rusya-Ukrayna savaşında halkların üçüncü bir taraf olarak varlıklarını ortaya koyması gerektiğini söyledi.

11.03.2022 11:55    Güncelleme: 11.03.2022 11:56

Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi 16’ncı gününe girdi. Bir yandan müzakereler devam ederken, diğer yandan çatışmalar sürüyor ve halklar yaşamını yitirmeye devam ediyor. Karala Dergisi’nden Şamil Parlak, Rusya-Ukrayna savaşında toplumun ve ezilenlerin üçüncü bir taraf olarak kendilerini ortaya koyması gerektiğini, 21'inci yüzyılda toplumsal bir devrimden ancak bu şekilde söz edilebileceğini söyledi.

DEVLETLERİN SAVAŞI

Ukrayna-Rusya savaşının geliştiği sürece dikkati çeken Parlak, “Rusya devletinin Ukrayna’da belli bir pozisyonu var. Rusya, 2014’te bu pozisyonu kaybetmeye başladı. O yıllarda, Ukrayna halkı dünyadaki çoğu halk gibi belli adaletsizliklere karşı toplumsal bir ayaklanma başlattı. Dünyadaki diğer devletler NATO ülkeleri, ABD eksenindeki ülkeler belli düzeyde rol oynadı. Bugün aslında Ukrayna dünyadaki devletlerin birbiriyle olan rekabetinin, savaşının yeni bir oyun sahasından başka bir şey değil. Aslında Ortadoğu’nun hemen hemen her yerinde olduğu gibi. Bir tarafta Rusya ve onun çeperindeki güçler diğer tarafta da ABD, NATO ve onların çeperindeki güçler var. Aslında iki devlet birbiriyle savaşıyor” diye belirtti. 

Bu savaşın halkların çıkarına olmadığını hatırlatan Parlak, “Savaş makineleri halklara ürettiriliyor. Savaş cephesine de halklar yollanıyor. Bu topraklarda, Rusya’da ve Ukrayna’da yoksul halk çocukları zorunlu askerliğe tabi tutuluyor. Çeşitli ulusal, milliyetçi motivasyonlarla cepheye yollanıyor. Dünyada tarafı devletler olan hiçbir savaş, halkların çıkarına değildir, burada halklar katlediliyor” diye konuştu.

‘DEVLETLER İŞGALCİDİR’

Parlak, sadece çözüm yolunun benzer olmadığını aynı zamanda Rusya’nın Ukrayna’daki uyguladığı politikasının Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’de uyguladığı politikalarla da benzer olduğuna vurgu yaptı. Efrîn’in işgal edilme sürecini hatırlatan Parlak, “Türkiye, Efrîn’i işgal ettiği zaman ‘sınır güvenliğimizi sağlıyoruz’ diyordu. Rusya, Ukrayna’yı işgal ettiğinde ‘NATO varlığına izin vermiyorum’ diyor. Sadece isimler, sahalar değişiyor. Ne sadece ekonomik ne de ulusal problemlere indirgeyebiliriz. Devlet saldırır, nereye saldırdığı fark etmez, işgalcidir” dedi. 

Parlak, şöyle devam etti: “İşgalci olan sadece Rusya da değildir. Ukrayna devletini de konuşmamız gerekiyor. Ukrayna şunu kullanıyor, ‘Topraklarımıza saldırı var savunmalıyız.’ Elbette savunmalıyız. Mesele yaşamı savunmaksa, bir Ukraynalı, yaşamını kendi hükümetine karşı da savunmak zorunda. Kendi hükümeti, sendika binasına insanları kapatıp ateşe veren Nazileri destekleyen bir hükümet. Ukrayna’daki işçileri, yoksulluğa, sefalete, savaşa sürükleyen bir devlet.” 

DEVLETLERİN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

Devletlerin savaşlardaki çifte standartlarına vurgu yapan Parlak, “Polonya devleti, ‘bir milyon Ukraynalıyı alabiliriz’ diye açıklama yaptı. Polonya sınırında, bundan daha bir iki ay önce Kerkük’ten, Erbil’den, Süleymaniye’den ya da Rojava’dan giden Kürtler soğuktan, açlıktan sınır kapılarında donarak öldü. İnsanlar Avrupa’nın ortasında soğuktan öldüler, ötesi yok. Bunlar demokrasileriyle övünen ülkeler. İkiyüzlülük sadece oraya özgü değil. Kiev’den insanlar tahliye ediliyor. Orada öğrenci olan Afrikalılar trenlere alınmıyor ya da sıraya koyuluyorlar. Sınır kapılarında da aynı şey geçerli. Tarifsiz bir riyakarlık, mide bulandırıcı” şeklinde konuştu.

Benzer durumun Türkiye’de de yaşandığını sözlerine ekleyen Parlak, şunları söyledi: “Suriye’de 10 yıldır süren savaştan buraya sığınan insanlar var. Mülteci karşıtları, ‘istemiyorum, ülkelerine dönsünler’ diyor. Yüzyıllardır birbirine komşu olan halklar bunlar. Ukrayna’daki savaşa hayır diyerek, savaş konusunda çok barışçıl bir pozisyon alıyorlar ama aynı insanlar daha iki yıl önce yanı başında binlerce insanın ölümüne, sakatlanmasına, zorla göç ettirilmesine ses çıkarmamış insanlar bunlar. Meşruiyeti uluslararası sınırlar belirliyorsa, Suriye devletinin de sınırları var.” 

SAVAŞ KARŞITLILIĞI! 

Parlak, Ukrayna-Rusya savaşının net şekilde ortaya çıkardığı gerçeklerden birinin de savaşa karşıtlığının coğrafyalara göre değiştiğini dile getiren Parlak, “Şu an yasal olarak Suriye devletine ait olan bir toprak parçasının yaklaşık beşte birinde Türkiye Cumhuriyeti devleti fiilen işgalci olarak bulunuyor. Dünyanın gözü önünde zeytin ağaçlarını, tahılları ve ağaçlardan elde edilen odunları çalıyorlar. Dünyanın terörist olarak tanımladığı çetelerle işbirliği yapıyorlar. Bu duruma verilen tepki ile Ukrayna meselesine verilen tepki arasında çok fark var” dedi.

BİR TARAFTA DEVLET DİĞER TARAFTA HALK

Bütün devletlerin, ekonomik harcamalarının ezici çoğunluğunu askeri alana yaptıklarını, teknolojik gelişmelerin de genel olarak askeri alanda olduğunu anımsatan Parlak, şunları ifade etti: “Kapitalizm, ‘muazzam bir teknolojik gelişme evresindeyiz’ diyor. Bu teknolojik gelişmelerin en büyük uğraşı askeri teknoloji alanında veriliyor. Amerikan devletinin demokratik addedilen başkanı üçüncü dünya savaşı kelimesini ağzına alıyor. Bir diğeri nükleer silah diyor. Ayırt etmeksizin bütün devletleri aynı kulvara yazmak gerekiyor. Biz dünyayı böyle ayırıyoruz. Bir tarafta devletler var bir tarafta halklar var. Bunların birinin çıkarına olan diğerinin zararına oluyor. Bunların bizim hayatımızda işgalci olduklarını kabul edip pozisyon almak gerekiyor.” 

ÇÖZÜM ÖZ ÖRGÜTLENME

Parlak, devletler tarafından üretilmiş savaşlara yönelik mümkün olan çözümün “öz örgütlenme” modeli olduğunu ifade ederek, “Bu küresel iç savaşta tek çözüm seçeneği ortaya çıktı. Rojava’da halkın öz örgütlenmesiyle açığa çıkan bir devrim süreci yaşandı. Rojava’da halktan yana, uzun yıllardır süren bir örgütlenme var. Ukrayna’da da ya böyle bir yol tercih edilecek ya da devletler rekabet ve güç hiyerarşisi içinde, yaşamlarımız üzerinde savaşmaya devam edecek” diye konuştu. Ukrayna’da anarşistlerin bir direniş komitesi kurarak, silahlandıklarını belirten Parlak, şunları dile getirdi: “Rus işgaline karşı direnişe geçtiler. Halka kendi yaşamlarını savunmak üzerine çağrılar yaptılar. Bu durum olumlu okunabilir. Öte yandan, denklemin genelinde olumlu bir tablodan bahsetmek çok gerçekçi değil. Ukrayna’da toplumsallaşabilmiş geniş halk kitlelerince sahiplenilen bir örgütlenmeden bahsedemiyoruz. Toplumsal devrimler pek tahmin edilemez. Rojava’daki gibi bir süreç ve somut koşul yok ama tek çözüm öz örgütlenmedir budur” önerisinde bulundu. 

HALK VARLIĞINI ORTAYA KOYMALI 

Parlak, söz konusu savaşta halkların üçüncü bir tarafta pozisyon alması gerektiğini sözlerine ekleyerek, şunları dedi: “Savaşa hayır bayrağını en yüksek perdeden söyleyen devletler aslında bu sorunun müsebbiplerindendir. Ukrayna’da yaşanan durum, belli güçlerin çıkarları doğrultusunda yıllardır yapılan faaliyetlerin sonucu. Herhangi bir tarafı haklı bulmak için söylemiyorum ezilenlerin bu denklemde bir üçüncü bir taraf olarak varlıklarını ortaya koyması gerektiği için söylüyorum. 21’inci yüzyılda bir devrimden böyle bahsedebiliriz. Burada önemli olan üçüncü bir taraf olarak var olmak ve gücünü sadece halktan alarak bu denklemin içinde ezilenden yana kalabilmek. Bunu yaparsak daha iyi bir yaşamdan ve dünyadan bahsedebiliriz.” (MA)

Ukrayna Rojava öz örgütlenme Şafak Parlak

BAĞLANTILI HABERLER