Migros depo işçileri: Kazanacağız, fakirin sırtından geçinme devri bitti artık!

İş bırakma eylemlerini sürdüren Migros depo işçileri: ‘Direne direne kazanacağız. Bizim sayemizde zengin olanlar batacaklar. Fakirin sırtından geçinme devri bitti artık.’

04.02.2022 15:29    Güncelleme: 05.02.2022 11:43

Yağmur KAYA


+GERÇEK - İstanbul Esenyurt Migros deposunda çalışan işçilerin yüzde 8’lik zamma karşı iş bırakma eylemi devam ediyor. Mobbing, ağır çalışma koşulları, zorunlu mesai ve düşük ücretlere karşı soğuk havaya rağmen 3 gündür depo önünde bulunan 450 işçi, yurttaşlara Migros'tan alışveriş yapmamaları yönünde çağrıda bulunuyor. İşçiler, “Bu ekmek ve onur davasıdır” diyerek yurttaşlara, sivil toplum örgütlerine, siyasi parti temsilcilerine dayanışma çağrısında bulunuyor. 

İşçiler, tel örgülerle kaplanmış yüksek duvarların arkasında halaylar çekip “Direne direne kazanacağız” diye slogan atıyor. Dışarı çıkamıyorlar çünkü dışarı çıktıkları taktirde bir daha içeri girmeleri mümkün değil. Depo içerisinde işçilerin sayısı artmasın diye iş başı yapmak üzere gelen işçilerde depo içerisine alınmıyor. Çoğu işçi içeride direnirken birçok işçi ise içeride direnen arkadaşlarının bu vesileyle ihtiyaçlarını karşılıyor. HDP ve CHP milletvekillerinin gönderdiği yemeğin içeri alınmasının engellendiğinden bahsediyor bir işçi. Yine işçiler, iş yerinde herhangi bir iş güvenliği önleminin olmadığını vurguluyor. Bir işçi hastalandığı zaman depo içerisinde çalışan işçilerin hastalanan işçiyi hastaneye götürdüğü belirtiliyor. 

Bir işçi, Migros depo ofisinde bulunan ve dışarı çıkmayan yetkililerin işçilere yemek verilmeyeceğini söylediğini dile getiriyor. İşçilere 3 kez eylemlerinin “Yasa dışı olduğu” ileri sürülerek mesaj atıldığını da ekliyor. “Biz, hukuki bütün haklarımızı biliyoruz. Çalmıyoruz, çırpmıyoruz, hakkımız olanı istiyoruz” diyor. Hoparlör, mikrofon ve sıcak yiyecek ve içeceğe ihtiyaçları olduğunu vurguluyor. 

‘ŞEHİR DIŞINDAN İŞÇİ GETİRİLDİ’ 

Sözü devralan bir işçi dikkat çeken bir açıklamada bulunuyor. İşçi, Migros yetkililerinin “10 bin lira maaş, kalacak yer” vadederek bir süre önce Diyarbakır, Van ve Sivas’tan işçi getirdiğini söylüyor. Getirilen bu işçilerin kendilerine karşı kullanıldığını ancak çalışma koşullarına şehir dışından getirilen işçilerin de karşı çıktığını ifade ediyor. “Biz onlar için de buradayız” diye ekleyerek, söz konusu işçilerin sıcak su, temiz içecek ve yiyeceğin olmadığı eski polis lojmanları olarak bilinen yerde soğukta kaldıklarını vurguluyor. Bir işçinin koşulları kabul etmediğini ifade ettiği için yarım saat içinde işten çıkarıldığını belirtiyor. 

Polisin ve güvenlik görevlileri ise alanda hazır beklediklerini de ekleyelim. 

‘2 BİN LİRA KİRA, BİN LİRA FATURA; BEN NASIL YAŞAYACAĞIM? 

İşçilerden Bekir, evladının kendisinden cep telefonu istediğini ancak durumu el vermediği için uzun bir süre alamadığını gözyaşları içinde anlattı. İşçi Bekir, hem taleplerini hem ekonomik koşulları şu sözlerle anlattı: “Bizim eylem yapmamızın amacı asgari ücret. Asgari ücretle artık geçinemiyoruz. Çok zor durumdayız. Eyleme başlamadan önce çok zor durumda olduğumuzu patronlara dile getirdik. Bize verdikleri rakam 4 bin 253 TL. Yani biz 4 bin 253 TL ile geçinemeyeceğimizi ifade ederken adam sanki bizimle dalga geçer gibi konuştu. ‘enflasyonu belirleyen ben değilim’ dedi. ‘siz belirlemiyorsunuz ama benim ev kiram 2 bin lira. 2 bin liradan aşağı ev kirası yokken geri kalan parayla ben 3 çocuğuma nasıl bakarım’ dedim. Bin lira faturalar. Mutfak masrafım var, çocuklarımın harçlığı var, benim, eşimin giderleri var. Ben nasıl yaşayacağım’ diyorum, bana ‘devletin belirlemiş olduğu bu’ diyor. 

‘ONLAR HAVUZLU VİLLARDA YAŞARKEN, SON MODEL ARABALARDA GEZERKEN, BEN KIZIMA TELEFON ALAMADIM’

Mesai saatlerimiz 30 lira oldu. ‘Mesaiye kalın’ diyor. Yani ömür boyu, sürekli çalışın, çoluk çocuğunuza vakit ayırmayın, geçinebileceğiniz kadar kazanmak için sürekli mesaiye kalın. ‘bırakın çoluk çocuğu’ demeye getiriyorlar. Ben buna karşıyım. İnsanlar marketten 5 litre yağı evlerine görürken nasıl bir ağırlık taşıyorlar, bilirler. Bizim taşıdığımız o 5 litrelik yağların koli koli taşıyoruz. 200- 300 kilogramlık ürünleri taşıyoruz. Biz tamamen kas gücüyle çalışıyoruz. Yaptığımız aslında hamallık. Asgari ücretle hamallık yapılabilir mi? Üst düzey yaşayan insanlar bana ‘ben asgari ücretle evimi geçindiririm sen nasıl geçinemiyorsun’ desin evimi ona bir ay açacağım. Bir ay boyunca 3 çocukla asgari ücretle geçinebiliyorsa o zaman ben alnından öpeceğim. Bizim amacımız ‘asgari ücrete hayır’. Onlar havuzlu villalarda yaşarken çocuklarının altına son model araba alırken benim kızım iki yıldır benden telefon istiyor. Ben kızıma telefon alamadım. Bin lira ağabeyimden borç aldım. Kredi kartı taksitinden çekerek kızıma telefon aldım. Ben bu durumda yaşamak zorunda mıyım? Sen havuzlu villanda, çocuğuna son model araba alırken ben motosikletimi sattım. Benim aldığım para ne! Yaşam bizim için çok zor. Direne direne kazanacağız. Bizim sayemizde zengin olanlar batacaklar. Fakirin sırtından geçinme derdi bitti artık.” 

‘BİZDEN DESTEĞİNİZİ ESİGEMEYİN’ 

İşçilerden Mustafa, “Sesimizi duyuramıyoruz. Kim nasıl isterse! Bizden desteklerinizi esirgemeyin. Biz hakkımız olanı istiyoruz. Bu, onların zoruna gidiyor. Mücadelemizin yanında olursanız bizim sesimiz daha yüksek çıkar. Çünkü burada 450’ye yakın ses var ama sizin sesiniz daha yükseklere gidebilir. ”

‘SÜREKLİ BASKI ALTINDAYIZ’

Bir işçi, “Ben bordroma baktığımda 2 bin 500 lira benim net maaşım yatıyor. Yani 2 bin 920 artı asgari geçim indirimi almam gerekirken… Ev kira, faturalar… Her şey vergi vergi vergi… Artık sağlıklı primde alamıyoruz. Bazen arkadaşlarımızın işi filan olabilir. mesaiye kalamıyorlar. Gitmek zorunda kalabilirler. Mesaiye kalmadığın zaman işçilere tutanak tutuluyor. Yani prim kesiyorlar. Sürekli baskı altındayız.” diyor. 

‘BİZ ROBOT DEĞİL İNSANIZ’ 

Bir işçi, eliyle fabrikayı göstererek, “Bakın biz burada işçi olarak çalışıyoruz. Hastayız ya da kaza oldu… Böyle zamanlarda bile primimiz kesiliyor. Biz robot değiliz biz insanız ya! Geçen arkadaşım iki günlük rapor için bölüm şefimize ‘benim primim kesilecek mi?’ diye söylediğinde bölüm şefi arkadaşımıza priminin kesileceğini söylüyor. Bu hal mi Allah’ı seversen. Bu, kabul edilecek bir şey mi?” diyor.

‘ANCAK SÖMÜRÜ PEŞİNDELER’

Migros Depo’da iki yıldır çalıştığını söyleyen bir işçi, “Bize karşı dışarıdan işçi almaya başladılar. Diyarbakır, Ağrı, Sivas’tan getirdiler. Bu işçileri bize karşı kışkırtmaya çalıştılar. Çoğu kişi işten çıkarıldı. Dün dışardan getirdikleri bir kişi sırf bize yardım ettiği, destek olduğu için işten attılar. Biz, o arkadaşlarımızın da arkasındayız. İnsan hakları diye bir şey yok ancak sömürü peşindeler” diyor. 
 
‘BİRLİKTE YOL YÜRÜYECEĞİZ’

İşçileri ziyaret eden HDP milletvekili Züleyha Gülüm, “HDP olarak işçilerin yanında olmaya devam edeceğiz. Birlikte yol yürüyeceğiz. Aslında sadece dayanışma için gelmedik. Birlikte yok yürümek için geldik. Sizler hakkınızı alana kadar emekçiler bu ülkede eşit koşullarda yaşayana kadar birlikte direneceğiz” dedi. 

‘KÖLELİĞE, SEFALETE İTİRAZIN SESİ’

Musa Piroğlu, “Migros, BİM vb marketler; Yemeksepeti, Trendyol gibi dağıtım şirketleri yangım döneminde servetlerine servet eklediler. Bütün salgın dönemi boyunca işçiler depolarda salgınla boğuşurken, işçilerin mahallelerinde hastalık kol gezerken, zenginler villalarında, tatil köylerinde kendilerini izole ederken işçinin emeği ve kanı üzerinden servetlerini büyüttüler. İktidar onların servetlerini büyütmesi için her türlü kolaylığı yaptı. Ve işçilere kölece bir yaşam dayatıldı. Migros depolarında yükselen ses sefalete, yoksulluğa ve köleliğe itirazın sesidir” dedi. 

‘BU HAKLI DİRENİŞİNİZİN YANINDAYIZ’ 

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, son yıllarda yaşanan taşeronlaşmanın özeldeki muhatapları da sizsiniz. Nasıl ki devletteki taşeronlar eziliyorsa özeldeki taşeronlarda burada eziliyor. Bir avuç tekelci Türkiye’deki bütün sermayeyi elde ettiği gibi bütün karıda kendine toplayıp işçilerin zammı konusuna gelince yüzde 8’i layık görüyor. Yüzde yüz 24 elektrik zammı olan bir ülkede, yüzde yüzden fazla gıdada enflasyon olduğu bir ülkede yüzde 8’i layık görmek kabul edilemez. Bu haklı direnişinizde yalnız değilsiniz” dedi. 

Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Birleşik İşçi Zemini ve çok sayıda kişi işçilerle dayanışmak için depo önünde bulundu. İşçiler, sık sık "İşçi burada Migros nerede", "Direne direne kazanacağız" sloganı attı. 

 

Migros Depo işçiler eylem devam ediyor

BAĞLANTILI HABERLER