Mahfi Eğilmez: Türkiye riskleri değil, faizi düşürmeye odaklandığı için enflasyonu çözemedi

İktisatçı Eğilmez, 'Özdeyişler' başlıklı yazısında, 'Türkiye, son 40 yılda risklerini düşürmeye değil faizi düşürmeye odaklandığı için enflasyon sorununu çözemedi' ifadesine yer verdi.

28.04.2022 14:53    Güncelleme: 02.05.2022 13:52

+GERÇEK - Eski Hazine Müsteşarı ve iktisatçı Mahfi Eğilmez, kişisel blogunda yer alan bugünkü yazısında, özdeyişlere yer verdi. 

“Türkiye, son 40 yılda risklerini düşürmeye değil faizi düşürmeye odaklandığı için enflasyon sorununu çözemedi” diyen Eğilmez, "Türkiye'nin düzenlemeler konusunda temel sorunu, kural eksikliği değil getirilen yasalara, kurallara uymama geleneğidir" ifadelerine yer verdi.

Eğilmez'in paylaştığı bazı özdeyişler ise şöyle sıralandı:

“Kurallar yalnızca yasalara saygı gösterenlere ve sesi çıkmayanlara uygulanır hale gelirse bu şekilde davranan insanlar da kendilerinin aptal yerine konduğunu düşünerek diğerleri gibi davranmaya yönelirler ve toplum giderek kurallara uymayanların çoğunluğa ulaştığı bir yapıya geçmeye başlar.

Osmanlı İmparatorluğu bir ümmet devleti idi. Hiçbir zaman ulus devleti olmadı. Osmanlı devletine bağlı Avrupalı krallıklar din farklılığı nedeniyle bu ümmet devletin hiçbir zaman bir parçası, bir unsuru olmamışlar, bu krallıkların halkları da kendilerini bu devletin halkı olarak görmemişlerdi.

Türkiye'nin düzenlemeler konusunda temel sorunu, kural eksikliği değil getirilen yasalara, kurallara uymama geleneğidir.

2008 krizi, üçü beş gösteren, olmayan parayla olmayan varlıkları satın almayı özendiren, ahlaksızlıktan cesaret bulmuş açgözlülüğe inmiş bir tokat gibi etki yaptı.

Her şey ifade özgürlüğü ile başlar. Düşünceyi ifade etmeye izin verilmiyorsa düşünceyi ilerletme imkânı da yok demektir.

Bugün büyük bir buluş gibi takdim edilen yap işlet devret projelerini Osmanlı yönetimi bundan 150 yıl önce demiryollarını, tramvay yollarını yaptırmak için kullanmıştı. Bunlar, bağımsızlığın iyiden iyiye kaybında rol oynamıştı.

Ekonomi kitaplarında matematik, konuları daha iyi anlatmak ve daha kolay anlaşılmasını sağlamak için bir araç olarak kullanılmaya başlanır ama giderek bir amaç haline dönüşür. Bir süre sonra insan, kitabı ekonomi amaçlı mı okuduğunu matematiğini geliştirmek üzere mi çalıştığını karıştırmaya başlar. Oysa ekonomi; insanın üretim, tüketim, bölüşüm, yatırım, tasarruf gibi alanlardaki davranışlarını anlamaya ve analiz etmeye yönelik basit bir bilimdir.

Konvertibilite, insanları para ikamesine ve o da eldeki yerli parayla yabancı para yaratabilme gücüne kavuşturdu. Bu gelişme para politikası yürütmenin eskisi kadar kolay olmadığı anlamına geliyor.

İnsanların sınav kazanma amacına dönük olarak yetiştirilmesi çok yanlıştır. Çünkü o zaman sorgulama, analiz yapma yeteneği gelişmiyor, sadece ezbercilik gelişiyor. O da bir süre sonra unutulup gidiyor, geriye bir şey kalmıyor.

Ekonomi kitaplarını okuyan herkes ilk anda dünyadaki bütün ekonomik krizleri çözebileceğini düşünür. Okuduklarını sindirmeye, bunları yaşama uyarlamaya başlayınca, okuduklarının yaşamdan kopuk olduğu düşüncesine kapılır ve hayal kırıklıkları yaşar. Bir süre sonra orta yolu bulur ve birden çok hedefe aynı anda ulaşmanın zor olduğunu, ekonominin aslında bu tür çoklu hedeflere ulaşmada tercih yapmaya yarayan bir disiplin olduğunu kavramaya başlar. O anda mutlak doğrular yerini göreli doğrulara bırakır.

Bilim merak ve sorgulamayla, inanç kabulle başlar. Merak etmezseniz analiz yapıp olayın içyüzünü anlamaya çalışmazsınız. O zaman size söylenenleri ezberler ve aklınızın süzgecinden geçirmeden kabul etmeye başlarsınız.

“Türkiye, son 40 yılda risklerini düşürmeye değil faizi düşürmeye odaklandığı için enflasyon sorununu çözemedi.”

Mahfi Eğilmez Türkiye enflasyon risk faiz özdeyişler

BAĞLANTILI HABERLER