İstanbul Sözleşmesi'nin yıl dönümünde kadın vekillerden tepki: Tek bir virgülüne dokundurtmayacağız!

01.08.2020 10:58    Güncelleme: 01.08.2020 13:47

Kadın milletvekilleri, İstanbul Sözleşmesi'nin yürürlüğe girmesinin yıl dönümünde, sözleşmeden çıkışın tartışmaya açılmasına tepki gösterdi.

Ayşegül BAŞAR


ARTI GERÇEK - Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi (bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi), 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzaya açıldı, 1 Ağustos 2014 tarihinde ise yürürlüğe girdi. Kadın milletvekilleri, İstanbul Sözleşmesi'nin yürürlüğe girmesinin yıldönümünde iktidarın sözleşmeye dönük saldırılarına tepki gösterirken, bu saldırılar karşısında mücadele çağrısında da bulundu. 

HDP'li Ersoy, "AKP’nin iktidar basamaklarını tırmanırken ilk imzacısı olmakla övündüğü İstanbul Sözleşmesini bugün hedef göstermesi, kadınların haklarına ve hayatlarına yönelik topyekün bir savaşın parçasıdır." ifadesini kullanırken, CHP'li Taşçıer sözleşmeden çıkışı "AK Parti'nin Türkiye'yi medeni dünyadan koparma çabalarında son perde" olarak değerlendirdi. CHP'li Yüceer ise "İstanbul Sözleşmesi kağıt üzerinde bir metin olmaktan öte kadınların var olma mücadelesinin bizzat kendisine dönüşmüştür" derken, HDP'li Kaya da, "Ülkedeki tüm kadınları ilgilendiren bir kararın, bir partinin MYK'sında verilmek istenmesi kabul edilemez." sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Kadın vekillerin İstanbul Sözleşmesi'nin yürürlüğe girmesinin yıldönümünde verdiği mesajlar şu şekilde:

'TOPYEKÜN BİR SAVAŞIN PARÇASI'

Sözleşmenin uygulanmadığı her gün her saat kadınların tehlikede olduğunun altını çizen HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, "Bu ülkede gün geçmiyor ki bir kadın şiddete, tacize maruz kalmasın ve öldürülmesin. İstanbul Sözleşmesinin uygulanmadığı her gün ve her saat bir kadının hayatının tehlikede olması demektir. 2020 yılının ilk yedi ayında 177 kadın katledildi, sayılarını bilemediğimiz kadar kadın tacize, tecavüze ve şiddete uğradı. AKP’nin iktidar basamaklarını tırmanırken ilk imzacısı olmakla övündüğü İstanbul Sözleşmesini bugün hedef göstermesi, kadınların haklarına ve hayatlarına yönelik topyekün bir savaşın parçasıdır. Çünkü tek adam rejiminin 'sosyal ve kültürel iktidarını kurma ve toplumu dönüştürme çabası gericilik, cinsiyetçilik ve kadın düşmanlığı üzerinden yükseliyor. Ama bir şeyi unutuyorlar; biz kadınlar, bu halkın yarısıyız! yıllardır dişimizle ve tırnağımızla mücadelemizle kazandığımız haklarımızın gasp edilmesine izin vermeyeceğiz." dedi.

'HAKLARIMIZDAN DA HAYATLARIMIZDAN DA VAZGEÇMİYORUZ'

Ersoy şöyle devam etti: "Bugün hedefe koydukları İstanbul Sözleşmesi, dünyanın her yerinde kadınların, erkek egemenliğine, cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa karşı verdikleri mücadelenin bir sonucudur. Devletlere şiddeti önleme, şiddete karşı kadınları koruma, şiddeti kovuşturma ve politika üretme konusunda bağlayıcı yükümlülükler getiren İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması kadınların, LGBTİ+ bireylerin yaşam teminatıdır. Eşitlik demektir, haklarımızın gasp edilmemesi demektir. İstanbul Sözleşmesinin uygulanması, kadınların her gün evlerinde, iş yerlerinde, sokak ortasında şiddete uğramasının ve öldürülmesinin engellenmesi demektir. Biz haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz. Eşitlik ve özgürlük mücadelemizle geleceğimizi de biz yaratacağız."

'BİR KAĞITTAN ÖTE, VAR OLMA MÜCADELESİ' 

Esas hedefin, kadının toplumsal yaşamdaki varlığına eşit yurttaşlık hakkına dönük saldırı olduğunu ifade eden CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin şu mesajı verdi:

"Kadınların her gün öldürüldüğü, ayrımcılığa, şiddete, tacize, tecavüze maruz bırakıldığı Türkiye'de, İstanbul Sözleşmesi kağıt üzerinde bir metin olmaktan öte kadınların var olma mücadelesinin bizzat kendisine dönüşmüştür. Çünkü sadece hukuki bir sorumluluk olarak görülen sözleşmenin temelinde, öldürülen binlerce kadının yaşam hakkı, adalet talebi, gözyaşı ve acısı vardır. Tam da bu nedenle İstanbul Sözleşmesi aradan geçen yıllar ve uygulanmayan içeriğine karşın iktidar tarafından yük olarak görülerek hedef haline getirilmek istenmektedir. Esas hedef, kadının toplumsal yaşamdaki varlığı, eşit yurttaşlık hakkıdır."

'İLMEK İLMEK DOKUNAN MÜCADELENİN FARKINDA DEĞİLLER' 

Yüceer şöyle devam etti: "AKP iktidarı, kadınları bir yandan şiddete karşı susturmak isterken diğer yandan iş hayatı ve toplumdan uzaklaştırmak, kazanılmış haklarını da bir bir yok etmekle tehdit ediyor. Ancak kadınların ilmek ilmek dokuduğu mücadelenin farkında değiller. Tek bir gülüşün daha solmasına tahammülümüz yok. Şiddetle mücadele eden kadınları 'fahişe' olarak gören karanlık zihniyette karşı, İstanbul Sözleşmesi bir onur mücadelesidir. Bilsinler ki, tek bir virgülüne, noktasına dahi dokundurtmayacağız. Biriktirdiğimiz acılarla yoğrulmuş, yitirdiğimiz gülüşlerin ışık tuttuğu mücadelemizle, kazanılmış haklarımızdan tek bir adım bile geri atmayacağız. Değil İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmek, her bir kelimesini uygulayacak bir iktidarı el ele inşa edeceğiz."

'BİR PARTİ MYK'SI BU KARARI VEREMEZ'

"İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmek kadın cinayetlerine ortak olmak demektir" diyen HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya şöyle konuştu: "Ülkedeki tüm kadınları ilgilendiren bir kararın, bir partinin MYK'sında verilmek istenmesi kabul edilemez. Her gün kadınlar katledilirken bizim yaşamlarımız hakkında ciddi bir önem arz eden İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmek kadın cinayetlerine ortak olmak demektir. İlmek ilmek ördüğümüz kazanımlarımızlarımızdan bir adım geri atmayacağız. Haklarımız ve yaşamlarımız için mücadele edeceğiz" 

'HAVA KADAR SU KADAR ÖNEMLİ'

CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer ise "İstanbul Sözleşmesi'ne yönelik gerici saldırıların hızla arttığı ve bu saldırıların iktidar tarafından desteklendiği bir ortamda, kadınlar yaşamları için büyük bir mücadele veriyor. AK Parti'nin Türkiye'yi medeni dünyadan koparma çabalarında son perde olan sözleşmeden çıkış çabası, kadınlar için zaten her an tehlikede olan hayatları için tehdidin giderek büyümesi anlamına geliyor. Hava kadar, su kadar önemli ve değerli olan İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılma çabalarına kadınların örgütlü gücü olarak geçit vermeyeceğiz." ifadelerini kullandı.

'KALDIRILMASI DEĞİL, ETKİN KULLANILMASI LAZIM'

HDP Batman Milletvekili Feleknas Uca'nın mesajı da şöyle oldu: "Kadın cinayetlerinin, kolluk güçlerinin de karıştığı taciz ve tecavüzlerin, hatta Türkiye’nin başkenti Ankara’da kadınların, kız çocuklarının köle olarak alınıp satıldığı bir dönemde, kadına, çocuğa karşı şiddetin önlenmesinde son derece önemli bir role sahip olan İstanbul Sözleşmesi, sözleşmenin ilk imzacısı olmakla övünen iktidar eliyle kaldırılmaya çalışılıyor. Bu sözleşmeyi kaldırmak demek, kadın cinayetlerine davetiye çıkarmak demektir, çocuk evliliklerine onay vermek demektir, katilleri, tacizcileri, tecavüzcüleri, kadınları köle pazarlarında satan çeteleri alenen desteklemek, korumak kollamak demektir. İstanbul Sözleşmesi kaldırılması değil, etkin bir şekilde uygulanması gereken bir mevzuattır. Kadınlar olarak, sokaklarda, evlerimizde, bulunduğumuz hiçbir alanda güvende değiliz ama biz sokakta, evde, işte, her alanda mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Tüm kadınları, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya, kadınları öldüren değil, yaşatan yasaların uygulanması için hep birlikte ses çıkarmaya, örgütlü mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz."

'ERKEKLERİN BU CÜRETİ NEREDEN BULDUKLARI AÇIK'

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu mesajında şu ifadeleri kullandı

"İstanbul Sözleşmesi her cenahtan kadınlar olarak, yıllarca erkek şiddetine karşı sokaklarda, mahkemelerde, Mecliste verdiğimiz mücadelelerin sonucunda elde ettiğimiz bir yasal güvence. Şimdi ise, Sözleşmeyi tartışmaya açarak kadınların özgürce, eşit yurttaşlar olarak şiddetsiz bir yaşam sürme hakkını hiçe sayıyorlar! Fakat Sözleşmeyi bir lütufmuş gibi sunup dilediğinde bundan vazgeçebileceğini sanan erkek aklı, açık ki kadınların mücadele azmini hafife alıyor. Şiddete uğradığımızda gideceğimiz bir sığınağın olmasının, faillerin hak ettikleri cezaları almasının, medyadaki, işyerlerindeki, mahkemelerdeki cinsiyetçiliğin son bulmasının İstanbul Sözleşmesinin etkin uygulanmasına bağlı olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin her yerinde, her cenahtan kadının cinayetlere karşı, erkek şiddetine karşı Sözleşmenin etrafında kenetlenmiş olması da bu sebepten.
Son haftalarda erkekler tarafından onlarca kadın öldürüldü. Erkeklerin bu cüreti nereden bulduğu çok açık değil mi! Bu tartışmalar erkekler arasında eylemlerinin cezasız kalacağı fikrini yayıyor. Hatta bu eylemleri meşru kılıyor. Sözleşmeye saldıran, çekilmeyi tartışan, Sözleşmeyi uygulamayan, herkes bu cinayetlerden sorumlu. Buna karşı susup oturacak, haklarımızdan vazgeçecek değiliz. Bu tartışmaların derhal son bulması ve Sözleşmenin etkin uygulanması için mücadele etmekte kararlıyız. İstanbul Sözleşmesi yaşatır ancak en çok da mücadelemiz ve kadın dayanışması yaşatır." 

'EŞİTLİĞİN VE TOPLUMSAL BARIŞIN GÜVENCESİ'

CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke:

"Kadına şiddet bir insan hakları ihlalidir. Devletin temel yükümlülüğü insan haklarını koruma altına almak, ihlalleri ortadan kaldırmaktır. İşte İstanbul Sözleşmesi devletin sorumluluğunu yerine getirmesinin hukuki zemindir. Gericilerin iddia ettiği gibi geleneklere, inançlara, aileye saldıran değil, bilakis bunların hepsinin temelinde olan insanı koruyan bir hukuki çerçevedir. Eşitliğin güvencesidir. Hatta kimliğinden dolayı ayrımcılıkla, şiddetle mücadele etmek zorunda kalanlar açısından hayatidir! 

Eşitlik, insan hakları, özgürlük, barış temelli bir siyasetin iktidarda olduğu her yerde devletler İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmak bir yana daha da güçlendirmek için çalışır. Ama Saray rejimi gibi siyasi tercihi ayrımcılık, ötekileştirme ve düşmanlaştırma üzerine kurulu olan yerlerde İstanbul Sözleşmesi tartışmaya açılmakta. Bizim tavrımız bellidir. Eşitlik istiyoruz. Eşitliğin güvencesi olacak insan haklarının tanınmasını ve korunmasını istiyoruz. Erkek egemen düzende yok sayılan herkesin özgürce kendisi olabilmesini istiyoruz. Eşitlik ve özgürlüğün güvence altına alacağı toplumsal barışı hedefliyoruz. Tüm bunların ihtiyaç duyduğu hukuki zeminlerin güçlendirilmesini istiyoruz. En özet haliyle İstanbul Sözleşmesi’nin devamını ve hatta güçlendirilmesini istiyoruz!"