Hacer Foggo: Çocuklar yoksulluk, şiddet ve belirsizlik içinde

Hacer Foggo: Çocuklar yoksulluk, şiddet ve belirsizlik içinde
Çocukların evde, okulda açlıkla mücadele ettiğini söyleyen Foggo, onların bu yoksulluk döngüsünden kurtulmaları için yetkililere bir an önce adım atması çağrısında bulundu.

Yağmur KAYA 


+GERÇEK- CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo ile yoksulluk içinde büyüyen çocukların maddi, manevi ve duygusal yoksunluğunu ve buna karşı atılması gereken adımları konuştuk. 

-Çocuk yoksulluğu nedir ?

Çocukların yoksulluk içinde yaşama durumunu ifade eder. Yoksul ailelerin ve yetim/kimsesiz çocukların sınırlı devlet kaynaklarıyla ya da hiç olmadan yetiştirilmesini kapsar. Çocuklar yoksulluğun sonuçlarından sadece dünyaya geldikten sonra değil, henüz anne karnında annenin beslenme sorunlarıyla birlikte etkilenmeye başlarlar. Bedensel gelişim ve dayanıksızlık bir yanda, beyin gelişimi yoksulluktan etkilenen en önemli süreçtir. Yapılan çalışmalar öğrenmede çok önemli olan beyin kıvrımlarının gelişiminin, dolayısıyla beyin yüz ölçümünün yoksul doğan çocuklarda daha düşük olduğunu gösteriyor. Gelişimi sağlayacak olan yoksulluk içinde yaşayan hamile bir annenin beslenmesi, çevre koşulları ve yaşadığı stres bebeğin anne karnındayken ve daha yaşama yeni başladığı zaman yaşıtlarından geriden gelmesine neden oluyor.

YETERSİZ BESLENME RUHSAL SORUNLARI DA ORTAYA ÇIKARIYOR 

Annenin yoksulluğu nedeni ile yetersiz beslenmesi gelişim sorunları ile birlikte ruhsal sorunları da ortaya çıkarıyor. Tüm bu süreçte gelişimi değiştirecek olanaklara ulaşmadaki engeller, kendini ifade etme ve yardım isteme zorluğu çocuğun gelişimi süresince sağlık hizmetlerine ve adil bir savunma sistemine ulaşmasını zorlayınca bir kısır döngü ortaya çıkar. Bu kısır döngü, uğranılan ayrımcılıklar, dışlanma şiddet sadece ruh sağlıklarını değil, beden sağlıklarını da olumsuz etkileyerek kalp hastalıkları başta olmak üzere birçok sorunla birlik kalitesiz bir yaşam ve kısalmış bir ömre sahip olmalarına yol açmaktadır.

Anne karnında başlayan eşitsizlik, öğrenme sorunları eğitim hayatı boyunca sürer. İyi eğitime ulaşmada çekilen zorlukların yanı sıra yaşanan zorluklar nedeni ile eğitim sisteminin dışında bırakılmaları diğer önemli bir sorun. Çocuğun ailenin yoksulluğu nedeni geciken gelişimi, eğitim sisteminin katkısı ile diğerleri ile eşitlenme fırsatını bulur. 

Eğitim sisteminin yoksullar için olan eşitsizliği pandemi döneminin vurucu bulgularından biri olmuştur. Yetersiz bile olsa okula gidemeyen, arkadaşları ve diğer erişkinlerle etkileşimi olmadığı için onların katkılarından mahrum kalan yoksul çocuklar çevrimiçi öğretime de ulaşmada zorluk çekmiş, yoksulluk, şiddet ve belirsizlik içinde yalnız bırakılmışlardır

'ZİHİNSEL, BEDENSEL EKSİKLİKLER DERİN YOKSULLUKTAN KAYNAKLANIYOR 

-Yetersiz beslenmeyi biraz daha açar mısınız?

Yetersiz beslenme, dünyada beş yaşından küçük çocuk ölümlerinin üçte birinden fazlasına neden olmakta. Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki çocukların beden, zihin, sosyo-duygusal gelişimindeki büyük eksiklikler, yaşamış oldukları derin yoksulluktan kaynaklanıyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın verilerine göre Türkiye’de 5 yaş altı çocukların yüzde 1.7’si akut yetersiz beslenme durumuyla karşı karşıya. Veriler çocukların yüzde 6’sının ise kronik yetersiz beslenme yaşadığını gösterdi. Yetersiz beslenmenin en fazla olduğu il ise Şırnak oldu. Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı'nın (WFP) gerçek zamanlı veri paylaştığı 'Açlık Haritası'na göre, 6 Haziran itibariyle 92 ülkede toplam 866 milyon kişi yeterli gıda tüketmiyor. WFP verileri, 36 ülkede 333 milyon kişinin halihazırda yetersiz beslendiğini, 56 ülkede 533 milyon kişinin ise yetersiz beslendiğinin tahmin edildiğini gösteriyor. 

YOKSULLUK DERİNLEŞTİKÇE ÖNLENEBİLİR HASTALIKLAR ÖLÜMLE SONUÇLANIYOR

Veriler 84.34 milyonluk nüfusa sahip Türkiye'de 14.8 milyon kişinin yetersiz beslendiğini de gösterdi. Yetersiz gıda tüketen sayısındaki eğilime bakıldığında  Nisan 2022 -Haziran 2022 tarihine kadar yetersiz beslenen kişi sayısının 391 bin kişi arttığı sonucuna ulaşılıyor. Bütün bu sonuçlar, yoksulluğun, yetersiz beslenmenin, hastalıklarla ilişkili olduğunu aynı zamanda yoksulluk derinleştikçe önlenebilir hastalıkların tedavi edilemediği ve ölümle sonuçlandığını gösteriyor. Sürekli kronik hastalıklarla boğuşan ve derin yoksulluk içinde yaşayan bir yetişkin inanın çocuğuna da hem kendi hastalığını hem de yoksulluğunu devrediyor. Bu nedenle Merkezi yönetimlerin Rehberlik Araştırma Merkezlerinin yanı sıra yerel yönetimlerinde özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklara yönelik bütüncül bir program oluşturmaları gerekmektedir. Yetersiz beslenme, uyaran eksikliği ve eğitim desteğinden mahrum kalma gibi nedenlerden dolayı artan öğrenme güçlüğü için sosyal etkinlik ve özel eğitim merkezleri kurulmalı, alanında uzman öğretmenler istihdam edilmeli ve çocuklara evde ve okulda sağlıklı ve dengeli beslenmeleri için projeler üretilmelidir.

HEM GÜVENCESİZ ÇALIŞANLAR HEM ASGARÎ ÜCRETLİLER AÇLIK SINIRI ALTINDA YAŞIYOR 

-Dört kişilik ailenin yapması gereken toplam harcama (yoksulluk sınırı) 22 bin 442. Durum bu kadar çıplakken asgari ücret gelirine sahip olamayan insanlar, aileler nelerden mahrum kalıyor? (Eğitim, sağlık, gıda vb) Bir süredir okullarda bir öğün yemeğin devlet tarafından verilmesi çağrısı yapılıyor. Çocukların açlık çektiği bir durumda gelecekleri nasıl şekillenecek?

Hem günlük güvencesiz kayıt dışı çalışanlar hem de asgari ücretliler bugün açlık sınırı altında yaşıyor. DİSK-AR tarafından Asgari Ücret Gerçeği 2021 yılı sonu raporuna göre asgari ücrete bile erişemeyen milyonlarca işçi var, 3,4 milyon işçi asgari ücretin altında bir ücretle çalışıyor, 1.500 TL’den daha az ücretle çalışan işçi sayısı 1,7 milyon. Asgari ücret ve altında bir ücretle yaşamını sürdürmek zorunda olan işçilerin sayısı 6,3 milyon. Türkiye’de 10 milyon civarında işçi asgari ücretli, asgari ücretin yüzde 20 fazlası ve altında ücret alan işçilerin sayısı 9,7 milyon. Şimdi bu rakamlara bakarak çocuklu bir ailenin her gün bir çocuğa beslenme çantası maliyeti ailelerle yaptığım görüşmelerden yola çıkarak söyleyeyim en düşük 50 TL. Sadece bir çocuk için maliyetini  yirmi gün için hesapladığımızda 1000 TL , asgari ücret 5 bin 500 TL.  Şimdi düşünelim kaç çocuğun okul masrafları kolayca ödenebiliyor ya da bu çocukların sağlıklı beslenip beslenmediklerini bir düşünün. 

ÇOCUKLAR HEM EVDE HEM OKULDA AÇLIKLA MÜCADELE EDİYOR 

Bu nedenle yetersiz beslenme sorunu çocukları etkiliyor. Çocuklar evde okulda açlıkla mücadele ediyorlar, ne bulursa yiyorlar, sadece o günü bir şekilde atlatmaya odaklanıyorlar. Böyle bir durumda ne yemeleri gerektiği değil yemeleri gereken gıdaya nasıl erişecekleri üzerine düşünmeliyiz. UNİCEF okul beslenme programları ile ilgili yaptığı araştırma sonucunda yoksulluk koşullarındaki çocuklar için okul sağlık ve beslenme programlarının okula devam süresini 2,5 yıl uzattığını, okul kayıt oranlarını ortalama yüzde 9 oranında, okula devam oranlarını ise yüzde 8 artırdığını belirtti. Ayrıca kız çocuklarında anemi riskini yüzde 20 azalttığı yine okul beslenme programları için harcanan her 1 euronun, ülke ekonomisine 9 euro değerinde geri döndüğünü açıkladı. Bir çocuğun, çocukluğunu sürekli yoksulluk içinde geçirmesi yetişkin olduğunda da yoksul olma olasılığının yüksek olduğunu gösterir.  Çünkü erken çocuklukta karşılaşılan yoksulluk koşulları eğitimi de önemli ölçüde etkiliyor. Çocuklarda o yaşta gelecek kaygısının başlamasına  yoksulluk derinleştiğinde veya uzadığında ise çocuğun sağlığını olumsuz etkiliyor. Unutmayalım ki her rakam bir çocuk bu nedenle bir an önce çocukların  bu yoksulluk döngüsünden kurtulmaları için adım atmalıyız.

ÇOCUKLAR ÇALIŞMAYA BAŞLADI 

-Çocuklar okullarıyla birlikte yürütmek zorunda kaldıkları ağır işler de yapıyor. Çocuk işçiliğinin çocukları köleleştiriyor kanımca. Çocuk işçiliğine bir aileden örnek vererek ne gibi durumlara yol açtığını anlatabilir misiniz?

MEB İstatistiklerine  14-17 yaş aralığında açık öğretime kayıtlı 1 milyon 585 bin civarında kişi varken, bu sene bu sayı 1 milyon 738 bine yükselmiş. Sonuç olarak okul kaydı bulunmayan 1 milyon 201 bin çocuğa, açık öğretimdeki 1 milyon 738 bin ile mesleki eğitimdeki 401 bin çocuk eklenince, örgün eğitimde olmayanların toplam sayısı 3 milyon 340 bin civarında. Bu çocukların bir çoğu çalışmaya başladı. TUİK’in 2019  yılının 4. çeyreğinde (ekim, kasım, aralık) yayınladığı rapora göre, bir ekonomik faaliyette çalışan 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 720 bin olarak belirlendi. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) ve Avrupa Birliği (AB) üyesi 39 ülkenin çocukların çevrelerini nasıl etkilediğini inceleyen 2022 Mayıs ayı raporunda Türkiye için aşağıdaki veriler paylaşıldı; sağlıklı su, temizlik ve el yıkama olanakları 13 ülkede hala tam anlamıyla sağlanabilmiş değil. 

TÜRKİYE, SAĞLIKSIZ YAŞAMDA İLK ÜÇ ÜLKE ARASINDA 

Bu bağlamda sağlıklı yaşamdan en büyük kayıplar şu üç ülkede gerçekleşmişti: Kolombiya (bin çocuk başına 3,7 yıl), Meksika (3,8 yıl) ve Türkiye (2,7 yıl). Rutubet ve küf, ev içinde bulunan ve üst solunum yolları enfeksiyonları, astım ve bronşite sebep olan temel çevresel risk faktörlerinden. Kıbrıs ve Türkiye'de her beş çocuktan biri rutubet ve küfe maruz kalıyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre 2021 yılında Türkiye'de en az 62 çocuk, çalışırken hayatını kaybetti. İSİG Meclisi'nin konuyla ilgili verileri tuttuğu 2013 yılından bu yana ise ölen çocuk işçi sayısı toplamda en az 556 olarak açıklandı. İSİG, Türkiye'de son dokuz yıl içerisinde ölen çocukların 316'sının tarım ve orman; 57'sinin inşaat 37'si metal; 27'sinin ise konaklama ve eğlence işkolunda hayatını kaybettiğini duyurdu.

YOKSULLUK İÇİNDE BÜYÜYEN ÇOCUKLARIN OKULU TERK ETMEK ORANI DAHA YÜKSEK 

2022 yılının ilk dört ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı, 1 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 7 çocuk/genç işçi çalışırken hayatını kaybetti. Sonuç olarak çocuk yoksulluğunun sürmesi çocukların yetişkin olduklarında da yoksulluk döngüsünün içinden çıkamayacaklarının bir göstergesi. Araştırmalar göstermiştir ki, yoksulluk içinde büyüyen çocukların varlıklı ailelerdeki çocuklara göre okul terk etme oranı daha yüksek bu da  çocukların ekonomik nedenlerle erken yaşta çalışmasına neden oluyor. Uzun çalışma saatleri çocukların fiziksel, duygusal gelişimine zarar verdiği gibi istismar riskini de artırır.

YA MEMLEKETLERİNE YA AKRABALARINA YERLEŞİYORLAR

-Son dönemde evlerinden atılan yoksullar nerelerde, nasıl yaşıyor?

Çeşitli nedenlerle sokakta kalan çocuklu bir kaç ailenin kaymakamlıklar tarafından otellere yerleştirildiğini ama bu ailelerinde geçici olarak orada kaldıkları için kiralık ev bulmakta zorlandıklarına tanık oldum. Bunun dışında kira artırımı nedeniyle evden çıkartılan bir çok aile  memleketlerine dönüyor ya da akrabalarına yerleşiyor.

Öne Çıkanlar