Ezidi kadınların ve kızların günlük yaşamı

Üç Ermeni araştırmacı, Ermenistan'da yaşayan Ezidi kız çocuklarının ve kadınların durumunu araştırdı.

13.09.2021 00:02    Güncelleme: 13.09.2021 00:02

Günümüzde araştırmacılar, herhangi bir toplumu veya etnik topluluğu incelerken ve onun hakkında herhangi bir tanımlama yaparken, öncelikle o toplumun kimliğini ve kendine has özelliklerini anlamaya çalışırlar. Yani araştırmacılar, toplumun demografik verileri ve dağıldığı coğrafyadan başlayarak toplumun kendini nasıl adlandırdığını, dil, dini aidiyeti, kültürel özellikler gibi kriterler üzerinden onları anlamaya çabalar.

RAPORUN AMACI

Bu yazı, Ermenistan'da yaşayan Kürt ve Ezidi kimliği arasında yapılan benzetme ve ayrışmaya dair onlarca yıldır süren siyasi ve bilimsel tartışmalar ile ilgili yapılan güncel ve geniş kapsamlı bir rapor üzerinedir.

Ermenistanlı araştırmacılar Isabel Broyan, Parandzem Paryan, Hayastan Martirosyan ve Eviya Hovhannisyan tarafından hazırlanan raporda, Ermenistan'da yaşayan Ezidi toplumundaki kız çocuklarının ve kadınların güncel sosyo-kültürel durumlarının ve maruz kaldıkları hak ihlallerinin tespit edilmesi ve sorunların çözümü amaçlanmıştır.

Araştırmacılar, bu rapor kapsamında Ezidi kadınların kendi toplumlarında nasıl algılandığını, erken yaşta evlenen ve eğitim-öğretim hayatını yarım bırakan Ezidi kadınların kamusal yaşamdaki rolünü nasıl etkilediğini, Ezidi kız çocuklarının uğradığı hak ihlallerini ve Ermenistan devletinin bu ihlallerin önüne geçmek için hangi adımları atabileceğini araştırdı.

Araştırma 2019 yılının Ağustos – Kasım ayında, Ermenistan’da Ezidilerin yaşadığı Armavir ve Ferik bölgesiyle, ​​Aragatsotn bölgesindeki Alagyaz köyünde yürütüldü.  Araştırmanın empirik aşamasında, Erivan'da alanlarında uzmanlar kişilerle derinlemesine görüşmeler yapıldı ve yerleşim yerlerinde gözlemlerde bulunuldu. Ezidi halkının temsilcileriyle, antropologlarla, hükümet temsilcileri ve kamu görevlileriyle odak grup görüşmeleri yapıldı. Alan araştırmasının yanı sıra bu konuyla ilgili mesleki literatür, çok sayıda arşiv belgesi incelendi.

Rapor altı alt başlıktan oluşuyor: Ezidi kadınların 19. yüzyılda kamusal yaşamdaki rolü, Sovyetler Birliği yıllarında Ezidi kadınlarının kamusal alandaki rolü, Sovyet sonrası ilk yıllarda Ezidi/Kürt toplumu, Sovyet sonrası kurulan Ermenistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Ezidi toplumunun sosyal ve eğitim sorunları, günümüzde Ezidi topluluklarında erken yaşta evlilik sorunu ve Ezidilerin günümüzdeki sosyal sorunları ve ihtiyaçlarının giderilmesi incelendi.

SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN EZİDİ POLİTİKASI

SSCB’nin etnografya/etnoloji bilimine yaklaşımları ve ulusal azınlıklara yönelik etnosentrik politikası koşullarında Ezidiler, Kürt halkı içinde yaşayan dini bir azınlık (1) olarak görülüyordu. 1988'de başlayan ulusal bağımsızlık hareketlerinin sonucunda Müslüman Kürtlerin çoğunluğu Ermenistan'ı terk etti. Çeşitli siyasi platformlardan Ezidi halkının haklarının karşılanmasına yönelik talepler (2) duyulmaya başlandı.

Ezidilerin bir devletinin olmaması ve Ezidi halkı asimilasyona maruz kalmamak için izole bir şekilde yaşadıklarından dolayı bugüne kadar Ezidiler hakkında kamuya açık bilgiler çok yüzeyseldir. Ezidi dininin yanlış yorumlanması (örneğin Ezidilerin Şeytan'a taptığı düşüncesi) nedeniyle bu halk tarih boyunca düşmanca bir ortamda hayatta kalmaya zorlandı ve dini inançlarını ve geleneklerini gizlemek zorunda kaldı. (3)

Ezidilerin Sovyetler Birliği yıllarında ve sonrasında Ermenistan'da nasıl yaşadığı, Sovyet araştırmacılarının yanı sıra batılı gezginler ve misyonerler sayesinde mümkün kılındı. Ezidiler, Sovyet Birliği’nin ilk yıllarında yapılan nüfus sayımlarında ayrı bir grup olarak görülse de, 1930'lardan itibaren dilsel benzerlik temelinde Kürt olarak sayıldı(4).  Ezidiler, bu nedenle SSCB'nin resmi belgelerinde Kürt veya Ezidi Kürt olarak kayıtlara geçti. SSCB'nin dağılmasından sonra, Ermeni hükümeti Ezidileri etnik Kürtlerden ayırdı.

EZİDİ KADINLARIN 19. YÜZYILDA KAMUSAL YAŞAMDAKİ ROLÜ

19. Yüzyıla kadar, Osmanlı İmparatorluğu'nun doğu bölgelerini ziyaret eden bazı Avrupalı ​​seyyahlar, yazılarında ve hatıralarında Ezidi kadınlardan bahsetmiştir. Gezgin Frederick Forbes'a göre, “Ezidi kadınlar, Müslüman kadınların aksine yüzlerini gizlemezlerdi. Ev işleriyle uğraşırlar, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi erkeklerle etkileşime girerlerdi..." (5).  Ezidi kadınlar ağırlıklı olarak ev işleriyle ve hayvancılıkla uğraşırlardı.

Forbes, Ezidi kadınların evin temizliğine özellikle dikkat ettiğini belirtir. (6) Bir diğer gezgin diplomat Layard da anılarında Ezidi kadınların onunla çekinmeden özgürce iletişim kurduklarını yazar. "Ağaçların gölgesi altında otururken kızlar etrafımda gülüyorlardı, sonra kıyafetlerime bakmaya başladılar, kendilerine garip gelen şeyler hakkında sorular sordular. İçlerinden en cesuru bana yaptığı boncuklarından birini hediye etti (...), diğerleri o sırada (...) belli bir mesafede duruyor, saçlarına kır çiçekleri örüyordu.” (7) Fakat araştırmacı Isya Joseph'e göre, "Ezidi kadınlar, tanımadıkları erkekler onlara baktığında yüzlerini etekleriyle kapatmak zorunda kalıyordu.". (8)

Ezidilerin dini ve siyasi liderleri olan ‘Emir’ veya ‘Mir’ kadınlarının tarihsel olarak Ezidi toplumunun yönetiminde oy kullanma hakkına sahip olmaları dikkat çekicidir; hatta bazı durumlarda Ezidi kadınları halkını fiilen yönetmişlerdir. Ezidilerin en ünlü kadın lideri olan Maya Hatun halkına fiilen önderlik etti, sadece Ezidiler arasında değil, diğer toplumlar tarafından da saygı gördü. (9).

Svetlana Byloz, bir makalesinde, iki kabilenin savaşırken, bir kadının savaş alanında aralarına başörtüsünü attıktan sonra savaşın bittiğini anlatır. Başka bir geleneğe göre, kadınlar zekalarıyla ve güzelliğiyle öne çıkarken, erkekler de annelerinin adıyla anılırdı. Evde kadının eşit oy hakkı vardı, kız veya erkek evladın evliliğine annenin rıza göstermesine özellikle önem verilirdi. Bayloz, ayrıca Ezidiler tarihinde eşinin vefatından sonra uzun bir süre bütün bölgeyi yöneten Adela Hanım'dan da bahseder.

Ama bu özgürlük görecelidir. Ezidi kadınlarının aşiretlerini yönettiğini veya kamusal yaşamda özel konumlara sahip olduğunu gösterir. Bunun nedenlerinden biri de geleneksel yaşam tarzı ve eğitim eksikliğidir.

Kadın bir sürü dertten mustariptir. Ev işlerini yapmak ve diğer faaliyetlere katılmak zorundadır. Genç kadının durumu özellikle daha zordur. Herkesten önce kalkması, her şeyi temizlemesi, herkese hizmet etmesi, daha sonra yatması gerekmektedir. Torunları olan kadının en büyük kızlarıyla konuşmadığı, erkeklerle yemek yemediği de bilinmektedir.

Böylece farklı bir dini ve kültürel ortamda yaşayan Ezidi kadınlar, ülkenin sosyal ve siyasi yaşamına katılım konusunda daha savunmasız hale gelmişlerdir.

EZİDİ KADININ KAMUSAL YAŞAMDAKİ ROLÜ

Ezidiler, günümüz Ermenistan topraklarına 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu'ndan zorunlu sürgünün sonucunda yerleşti. Sovyetler Birliği’nin, dinin değil, dili ulusal kimliğin bir işareti olarak görmesi dikkate değerdir. (11) Bu nedenle birçok resmi kaynak ve belgede "Ezidi" kelimesi kaybolmuştur. Ezidilerden, erken dönem Sovyet nüfus belgelerinde ayrı bir etnik grup olarak bahsedilir, ancak 1930'lardan beri tek bir Kürt ulusu olarak temsil edilirler. (12)

Etnograf Yuri Chursin'e göre (13), Sovyet iktidarı kurulmadan önce Ermenistan'da yaşayan Kürtler arasında erken yaşta evlilikler vardı. Erkekler 15-16, kızlarsa 12-13 yaşında evleniyordu. Üstelik bunlar akraba evliliklerdir, yani evlenenler genellikle kan bağı olan kişilerdir.

Sovyet iktidarının kurulmasından sonra Güney Kafkasya ülkelerinde siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda köklü değişiklikler yaşanmaya başlar. Sosyo-politik sisteme entegre olmak ve uyum sağlamak için yeni mekanizmalara ihtiyaç vardır. Ezidi topluluğunun özel kapalı yapısı ve aşırı dindarlığı, yeni sisteme entegrasyon sürecini karmaşıklaştırır. Etnograf Tatyana Aristova, genç Ezidi kadınların geleneksel Ezidi dini bayramlarına katılmasının Sovyet kimliğinin oluşumuna büyük zarar verdiğini düşünmektedir. Rya Taza gazetesinde yayınlanan bir makalede Aristova, "böyle bir mücadelenin şiddet içermeyen geniş çaplı açıklayıcı çalışmalarla ifade edilmesi gerektiğini"(14) belirterek, dini kalıntılara karşı mücadele edilmesini önerir. Ona göre ateist propaganda, inananların SSCB'nin ideolojisinden sapmayacağı şekilde yapılmalıdır.

Gürcistanda yayımlanan ‘Zarya Vostoka’ gazetesinde çıkan habere göre, 1923'ten beri Güney Kafkasya bölgesindeki Ezidi/Kürt aydınlarıyla birçok konferans ve toplantı düzenlendi. Bu konferans ve toplantılarda gündelik yaşam, aile, başlık parası ve kan davası gibi konular tartışıldı. (15) Talin bölgesinde 1926'da düzenlenen Kürt konferansında altı Ezidi delege katıldı. (16)

Sovyet yöneticileri, eğitimsizlik ve geleneksel değerlerin yeni sisteme entegrasyon için eğitim seferberliğine girişir. "Rya Taza" gazetesine göre, 1931-1932 eğitim -öğretim yılında (5 Temmuz 1932, 6 Ocak 1933) Talin bölgesindeki 606 öğrenciden 228'i Ezidi kız öğrencidir, Aparan bölgesindeyse 12 Kürt/Ezidi okulunda 538 öğrenciden 245'i kızdır. (17)

Ülkenin her yerinde yetişkinler için eğitim merkezleri açılır. "Rya Taza" gazetesine göre, neredeyse tüm Ezidi/Kürt köylerinde okuma yazma merkezleri faaliyet gösterir․ Aparan'ın Büyük Ghajushlu (şimdiki Alagyaz), Mirak, Gharjaris, Karsansar köylerinden 142 kadın okuma yazma öğrenmek için başvurur. (...) 1933 Talin bölgesindeki Gyalto köyünde Komsomol üyeleri, 43 kadın ve 40 erkeğe okuma yazma öğretir. (...) Aştarak bölgesinin Şamiram köyünde 52 kişi eğitim görür.” (18)

1930'larda Ermenistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Ağasi Khanjyan, Ezidilerin/Kürtlerin eğitimine doğrudan destek olur. 1931’de Erivan'da yatılı Kürt pedagoji okulu açılır. Ezidi (Kürt) öğretmenlerin yetiştirilmesinde önemli bir rol oynar. Birkaç sene sonra Erivan'da Ezidi/Kürtçe kadın öğretmenler için iki yıllık eğitim programı başlar.

Sovyet yıllarında Ermenistan'daki Ezidilerin/Kürtlerin sosyo-kültürel yaşamının harekete geçirilmesine çok dikkat edilir. 1926 yılında Ezidilerin hayatını anlatan "Zare" filmi çekilir. Film, bir Ermeni kültürel figürü olan Hamo Beknazaryan tarafından yönetilir. Daha sonra, Ezidi topluluklarına yeni bir soluk getiren Kürt Halk Gezici Tiyatrosu kurulur. Birçok Ezidi kadın tiyatroda sahneye çıkar. Tiyatro kafilesinin SSCB ülkelerinde turneye çıkması dikkat çekicidir.

SSCB'nin politikası Ezidi kadının kısmen özgürleşmesine katkıda bulunur. Ezidi kadınlara erkeklerle eşit eğitim alma ve yerel meclislerin çalışmalarına katılma fırsatı verilir. 1960'lardan beri Ermenistan'da faaliyet gösteren bir Kürt gençlik örgütü, Ezidi/Kürt kadınlarını Sovyet Ermenistan'ının sosyal ve siyasi yaşamına aktif olarak katılmaya çağırır (19): "Geçmişte Kürt kadınının oy hakkı yoktu, şimdi cesurca sahneye çıkıyor ve sözünü söylüyor. Okullarımız, kütüphanelerimiz, Ezidi dans gruplarımız var. Bu gençlik örgütünün bir basın açıklamasında, "Birçoğumuz daha önce Kürtlerin erişemeyeceği orta ve 20yükseköğrenim görüyoruz" diye bahseder.

1970’de Rya Taza gazetesinde Svetlana Bayloz'un "Kürt kadını dün, bugün" başlıklı makalesi yayımlanır. Makale, geçmişte bir Kürt kadınının ev işlerini nasıl yönettiğinden, ev işlerine nasıl katılmak zorunda kaldığından bahseder. Ancak yazar, Kürt kadınlarının ülkenin kamusal yaşamına aktif katılımına dikkat çeker: "… Aparan bölgesindeki Camuşavan köyünden Mara Ali, Ermeni SSCB Yüksek Şura üyesidir, Atlas Süleymanova Şarşarisa ve Kurubohaza köylerinin köy meclisindeki ortak temsilcisidir" diye not düşer. Son olarak Bayloz, Sovyetler Birliği'ndeki Kürt kadınlarının kamusal yaşama katılımları için çok önemli olan pedagojik, tıp, mühendislik ve diğer mesleki eğitimleri aldıklarını vurgular.

Böylece SSCB'nin ‘geleneksel yaşam biçimini ortadan kaldırmayı hedefleyen politikasının, Ezidi kadınların eğitim almaya başlamasına ve ülkenin sosyal ve siyasi yaşamına katılmalarına katkı sağladığı gözlemlenir.

SOVYET SONRASI İLK YILLARDA EZİDİ/KÜRT TOPLUMU

Ermenistan’daki Ezidiler/ Kürtler için Sovyet dönemi, onların tarihlerinin, kültürlerinin araştırılmasında ve kimliklerinin, dillerinin, dinlerinin ve kültürlerinin korunmasında çok önemli bir rol oynadı. Ezidi/Kürt azınlık, Sovyet Ermenistan'ındaki en büyük ulusal azınlıktı. 1926'da yapılan Nüfus sayımına göre Ermenistan nüfusunun %1,7'si (15.262 kişi) Ezidi/Kürt'tü ve 1989'da sayıları 56.127'ye ulaşmıştı. (20)

1988 yılında başlayan bağımsızlık mücadelesi sürecinde, ulusal ve dini kimliğin yeniden değerlendirilmesi sürecine paralel olarak Ermenistan'da Ezidi halkının temsilcilerinden Aziz Amar, Kyaram Slon, Mahmud Tamoyan, Hasan Hasanyan'ın önderliğinde büyük bir Ezidi hareketi başladı. Amaçları, hükümetin Ezidileri Kürtlerden ayrı bir topluluk olarak resmen tanımasıydı. (21) Sonuç olarak 1989 yılında 30 Eylül 1989'da toplanan Ezidi Meclisi'nde Ezidiler SSCB nüfus sayımı sırasında ayrı bir azınlık olarak kaydedildiler.

Kendilerini daha önce ‘Kürt’ olarak tanımlayan ama aslında Ezidi olan nüfusun %80'i, böylelikle kendilerini Müslüman Kürtlerden ayırmış oldu. 1990 yılında Şeyh Hassan'ın inisiyatifiyle Ezidi halkının liderleri ulusal-dini kimliklerini geri kazanmak için ilk Ezidi okulunu Erivan'da kurdu ve 1991'de iki haftada bir periyodik yayınlanan Ezidilerin Sesi (Dinge Yezdi) gazetesi kuruldu. ‘Ezidilerin Ruhani Konseyi’, Ermenistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'na bağlı olan Din İşleri Komitesi'nde kayıt altına alındı. (22) Öte yandan Kürtler, Ermenistan’daki Kürt Ulusal Konseyi’nin resmi gazetesi olarak Zagros’u yayınlamaya başladılar. Hem ‘Zagros’ hem de ‘Rya Tazan’, halklarının ve Ermenistan Cumhuriyeti Hükümeti’nin desteğiyle halen faaliyet göstermektedir.

Müslüman Kürtlere gelince, 1988'de Ermenistan'da gelişen bağımsızlık mücadelesinden bu yana Kürtler ve Ermeniler arasında süren iyi komşuluk ilişkileri gerildi. Bazıları Ermenistan'da yaşayan Azerilerle evli olan 15.000'den fazla Müslüman Kürt, Dağlık Karabağ sorununun tırmanmasından dolayı Ermenistan'ı terk etti. (23)

SOVYET SONRASI KURULAN ERMENİSTAN CUMHURİYETİ’NDE YAŞAYAN EZİDİ TOPLUMUNUN SOSYAL VE EĞİTİMLE İLGİLİ SORUNLARI

Ezidi topluluğu, Ermenistan'daki en büyük etnik-dini azınlıktır. Ezidiler ağırlıklı olarak Armavir, Aragatsotn, Ararat, Kotayk, Shirak ve Lori bölgelerinde yaşamaktadır ve toplam nüfusu yaklaşık 35.000-40.000’dir. (24) Tarihsel-güncel sosyo-kültürel tanımlamaya dayanarak, Ermenistan Ezidi toplumundaki mevcut sorunlar farklı boyutlarda ele alınmıştır: cinsiyet, hukuk, sosyal-kültürel. Raporda, Ezidi kadınların tıp merkezlerine ve anaokullarına erişimde, eğitimde ve işyerlerine ulaşımda sorunlar yaşandığı tespit edildi.

Ermenistan’ın Spitak bölgesinde 7 Aralık 1988 günü meydana gelen deprem, Alagyaz köyünün tüm altyapısını yok etti. Kentin anaokulu, okulu, fabrikası, poliklinikleri yıkıldı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra, Alagyaz'daki mevcut fabrika işlevini yitirdi ve kadınlar da dâhil olmak üzere bölge sakinleri işlerini kaybetti. Ermenistan'ın bağımsızlığından sonra sadece okul binası restore edildi.

Günümüzde, Ermenistan'ın birçok yerinde, Ferik ve Alagyaz da dâhil tıbbi tesis bulunmamaktadır. Ferik halk okulunda bir ilk yardım noktası vardır, ancak sağlık görevlisi birkaç köye hizmet verdiğinden dolayı her zaman orada olmamaktadır. Okul müdürünün verdiği bilgiye göre, hemşire komşu köyde yaşamaktadır ve kaza gibi acil durumlarda köy sakinleri hemşireye telefon açar. Ancak mahalle sakinleri, herhangi bir sağlık sorunu olması durumunda Eçmiadzin tıp merkezlerinde muayene olmayı tercih ettiklerini belirtmektedir. Keza, Alagyaz cemaatinde de benzer bir durum söz konusudur. Bir sağlık sorunu durumunda, komşu bir köy olan Aparan veya Erivan'a gitmek zorundalar.

Yukarıda bahsedilen iki yerleşim yerinde anaokulu bulunmamaktadır; bu da kadınların günlük yaşamında büyük bir sorun oluşturmaktadır. Mesela Ferikli bir anne, çocuklarına bakacak kimse olmadığından, bir yandan çocuklarıyla ilgilenip, diğer yandan da tarlada çalışmaktan şikâyet ediyor. Komşu köyde anaokulu olmasına karşın, ulaşım sorunlarından dolayı çocuklarını anaokuluna gönderemezler. Alaygaz’da ise başka bir sorun vardır. Annelerden biri çocuklarını karşı köydeki anaokuluna göndermesine karşın, okulun Hristiyan okulu olmasından dolayı, okulda düzenlenen Hristiyan bayramları kutlamalarında ve Hristiyanlığı sevdirmeye yönelik düzenlediği çeşitli etkinliklerle çocuklarının asimile olmasından endişe duymaktadır. Bununla beraber, çocuklarının oradaki çeşitli faaliyetlere katılıp Ermeni edebiyatını tanımasından, şiirlerini öğrenmesinden ise memnundur.

Ezidi topluluklarında okul öncesi eğitim kurumlarının eksikliği çocuklara daha sonra büyük bir sorun oluşturur; çünkü anaokuluna gitmeyen Ezidi çocukları, birinci sınıfta Ermenice bilmemelerinden dolayı sorunlarla karşı karşıya kalırlar. Çocuklar, aile içinde anadilde yani Ezidi/Kürtçe iletişim kurduklarından dolayı Ermenice konuşmakta ve dolayısıyla okulda eğitim dili Ermenice olduğundan başarılı olamamaktadırlar.

Ezidi toplumunun bir dizi önemli sorunları vardır, bunlardan en önemlisi de eğitim sorunudur. Ermenistan'da 12 yıllık orta öğretim zorunludur, öğrenciler 9. sınıftan mezun olduktan sonra ya 10–12 sınıfları normal lisede ya da meslek lisesinde sürdürmelidir. Ancak Ezidi toplumunda tablo farklıdır.

Ferik bölgesindeki okul çağındaki çocuklarda, eksik ilköğretimde düzgün öğrenim göremediklerinden  (9. sınıftan sonra okulu bırakırlar) üniversitede okuma arzularının azaldığı tespit edildi. Fakat öğrenciler başka sorunlarla da karşı karşıyalar. Ferik devlet okulunda az sayıda öğrenci bulunması nedeniyle öğrencilere ayrı sınıf açılamadığından öğrenciler birlikte eğitim görürler. Sınıf öğretmenin birinci ve ikinci sınıf öğrencilerine bir sınıfta iki sınıfın ders kitaplarıyla ders vermesi öğrenme sürecini daha da karmaşık hale getirir. Bu durum, çocukların eğitim programlarına tam katılımını büyük ölçüde engeller. Öyle ki, çocukların öğrenme sürecine olan ilgilerini kaybettiği gözlenmiştir. Son duruma göre Ferik’te 28'i erkek olmak üzere 46 öğrenci bulunmaktadır. Okulun 8-9. sınıf öğrencileriyle yapılan odak grup görüşmesinde, çocukların bazıları eğitim – öğretim hayatını lisede, bazıları da meslek okullarında devam edeceklerdir. Ancak çocuklar 9. sınıftan sonra eğitimlerine devam edebilseler bile bir takım sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Öğrencilerin, lise eğitimlerini devam ettirebilmeleri için komşu Arşaluys veya Haytağ kasabalarındaki Ermeni okullarına gitmeleri gerekmektedir. Yalnız, otobüs tarifesi lise öğrencilerinin programına göre ayarlanmadığından komşu köylerde derse varmakta zorluklar yaşanmaktadırlar. Üniversiteye kabul için öğrenciler özel kurslara katılmak zorundalar. Bölgelerinde bu kursları düzenleyen öğretmen olmadığından, Eçmiadzin veya komşu köylere seyahat etmeleri gerekmektedir. En büyük korkuları, ülkede hala devam eden kız kaçırma vakaları. Ferik bölgesinde halen okul çağındaki kızları kaçırma vakaları gözlenmektedir.

Her ne kadar öğrencilerin lise ve üniversite eğitimlerine devam etme istekleri yüksek olsa da köydeki işsizlik sorunu çocukların eğitimlerine devam etme motivasyonlarını büyük ölçüde etkilemektedir. Şu anda toplulukta okul dışı etkinlikleri için bir topluluk oluşturulmuş değil. Önceki yıllarda, komşu Haytagh’da kurulan spor ve güzel sanatlar kulüpleri bir dereceye kadar öğrencileri teşvik etmekteydi. Bu çalışmaların olumlu etkisi, bir süredir okulda öğretmenlik yapan bir kadın öğretmenin gayesinden kaynaklanmaktaydı. Onun benzersiz yaklaşımıyla okul çağındaki çocuklar arasında ilgi ve aktif kültürel yaşam teşvik edildi. Ama onun ayrılmasından sonra bu çalışmalar sona erdi.

Ferik bölgesinde düzgün bir spor tesisi, hatta salon bile bulunmamaktadır. Çocukların oynayabileceği tek yer küçük futbol sahası okulun hemen yanında bulunmaktadır.

Eğitime gelince, Ferik'te bazı veliler ile okuldaki öğretim kadrosu arasında keskin bir anlaşmazlık vardı. 2018 yılında okul müdüründen rahatsız velilerden bazıları okul bahçesinde protesto düzenledi. Endişeli Ezidi veliler, özellikle anneler, okul eğitiminin kalitesini artırmak için öğretim yılının ilk günlerinde seslerini yükselttiler. Ancak bu velilerden bazısı, köyün erkekleri, köylüleri, okul çalışanları ve hatta yakınları tarafından sert bir şekilde eleştirildi, onlar saygı sınırlarını zorlayan eylemlerle karşı karşıya kaldılar. Veliler huzursuzluğu kışkırtmaya çalışan provokatörler olarak suçlandılar. Kadınların bu tür bir protestoya aktif katılımının toplumdaki diğer kadınlar tarafından "utanç verici davranış/ ahlaksız davranış" olarak tanımlanması, erkeklerin ise bu eyleme katılmaması dikkat çekicidir. Burada şunu da belirtmek gerekir ki, toplumdaki eğitim sorunlarını çözmek için mücadele eden kadınların, evlenmeden önce Ferik toplumunda Ermenilerle aynı ortamında yaşamış, orta öğretim görmüş ve çocuklarına kaliteli eğitim verilmesini önemseyen anneler olduğu raporda belirtilmiştir.

Aragatsotn bölgesinin Alagyaz topluluğunda durum farklıdır. Alagyaz, birçok Kürt ve Ezidi bilim insanları ve akademisyenler yetiştiren, Kürt aydınlarının merkezi olarak bilinen bir yerdir. Alagyaz’daki ortaokulda 96 öğrenci okuyor. Bölgede tek lise Alagyaz’da olduğundan, civarlarındaki Ezidi çocukların çoğu bu okula gidiyor.

Sovyetlerde Ezidilerin/Kürtlerin sosyo-kültürel merkezi olan Alagyaz, şehirlerarası bağlantı yolu üzerinde bulunmasından dolayı eğitime, bu bölgedeki insanların iş hayatına, kadın ve erkeğin toplumsal rollerine yönelik tutumları Ferik bölgesinden ciddi ölçüde farklılık göstermekte olduğu gözlenmiştir.

Alagyaz bölgesinin ileri gelenlerinden biri, bir röportajında, son yıllarda Alagyaz okulunda öğrencilerin ders çalışma isteğine daha fazla katkıda bulunulmasına yönelik çeşitli etkinlikler düzenlendiğini, derslerinde başarılı olan öğrenciye ve öğrencilerine en iyi şekilde hizmet eden vefakâr öğretmenlere para ödülü dağıtıldığından bahsetti. 

Alagyaz okul müdiresi, 12 yıllık eğitimin zorunlu olmadığı önceki yıllarda öğrencilerin eğitim – öğretim hayatına son verip ya iş hayatına geçtiklerini ya da evlendiklerini; günümüzde Alagyaz'da en az 12 yıllık eğitim – öğretim programıyla; öğrencilerin en azından liseye kadar tamamladıklarını, çok azının üniversiteye devam ettiğini; erkek öğrenciler liseden mezun olduktan sonra iş hayatına yöneldiklerini, kız öğrencileriyse ya evlendiğini ya da bazı nedenlerden dolayı eğitimlerine devam edemediği” raporlanmıştır.

Alagyaz'da da Ferik’de olduğu gibi, ders dışı etkinliklerin eksikliği öğrencilerin eğitimsel gelişimleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Başka bir uğraşı olmayan öğrencilerin günleri sadece derslerden ve ödevlerden ibarettir. Köyde sadece köyün erkek çocuklarının katıldığı bir karate kulübü vardır. Odak grup görüşmesinde kızlar, Alagyaz'da topluluk çocuklarına yeni bir soluk getirmek için dans, şarkı ve resim grupları kurulmasına yönelik isteklerini dile getirmişlerdir.

Kız öğrencilerle yapılan odak görüşmelerinde, öğrenciler gelecekte mesleklerini şekillendirecek informal derslerin öneminden bahsederler. Bu derslerin, onların gelecekte mesleki tercihlerinde kolaylaştırıcı etki sağlayacağını, yardımcı olacağını düşünmekteler.   Üniversiteye girme ve meslek edinme fikri onlarda büyük bir heyecan yaratmaktadır. Öğrencilerden biri. "Ailemiz, her ne kadar geleneğimizde olmasa da eğitim-öğretim sürecimin devamına itiraz etmedi. Dedemle beraber kararlaştırdık; liseden mezun olduktan sonra Gomitas Erivan Devlet Konservatuarı sınavlarına gireceğim, sınavı kazanırsam Erivan'da kalacağım, yalnız orada akrabamız olmadığından kalacak bir yerim yok. Erivan’da öğrenciler barınma sorunu yaşıyor. Konservatuara girip kazanırsam, çok çalışıp ünlü bir şarkıcı olmak ve kazanacağım parayla halkımın kültürel gelişimine katkı sunmak istiyorum. ” dedi.

Ermenistan'daki istihdam sorunu, iş arayan her bir Ermenistan vatandaşının karşılaştığı en temel sorunlardan biri olmaya devam etmektedir. Ülkedeki iş imkânlarının azlığı, Ezidi toplumunda da keskin bir şekilde hissedilir düzeydedir. Ferik topluluğunda iş imkânları okullarda açılan kontenjanlarla, yerel yönetimlerde memuriyetle ve hayvancılıkla sınırlıdır. Bu bölgedeki tüm idari veya eğitim pozisyonları Ezidi erkekleri veya Ermeni kadınlar tarafından yürütülür. Genel olarak, Ezidi topluluklarında anadil öğretmeni sıkıntısı vardır ve anadil öğretmenlerin akademik alt yapıları yoktur. Ezidi kadınları çoğunlukla ev işleriyle uğraşmakla birlikte süt üretimi, peynir yapımı vb. gibi evcil hayvancılık faaliyetlerinde yoğun olarak yer alarak ailelerinin hem günlük besin ihtiyacını karşılar, hem de ürettikleri bu malları pazarlarda satıp ekonomik yaşamda yer alırlar. Bu nedenle Ezidi kadınların toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamına katılımında aktif bir rolleri vardır.

Ferik’li dokuzuncu sınıfta okuyan bir Ezidi öğrenci; liseden mezun olduktan sonra kuaförlük okumak istediğini; ama köyde gelişmeye uygun ortam olmadığından dolayı Ferik'te çalışmak istemediğinden bahsetti.

Alagyaz’daki Ezidi toplumuna gelince, buradaki istihdam, yukarıda belirtilen durumdan sadece bir farkla sınırlıdır. Kadınların katılım düzeyi, Ferik'li kadınlarından farklıdır. Alagyaz sakinlerinden bir Ezidi kadınla yapılan görüşmede: “Gelinim ‘BM Sürdürülebilir Okul Beslenme’ programı kapsamında okul kantininde çalışıyor, oğlum öğretmen ve görümcem de okulda temizlik görevlisi olarak çalışıyor" dedi.

Uygun altyapısının, kendini ifade edecek ve kültürel yaşamın gelişmesine uygun imkânların olmaması, Ezidi kadınların toplumsal yaşamın çeşitli alanlarında giderek daha az katılmalarına yol açmaktadır.

EZİDİ TOPLUMLARINDA ERKEN YAŞTA EVLİLİK SORUNU

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi'nin 2016 raporunda belirtildiği gibi, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi Ermenistan'daki Ezidi toplumunda yaygın olarak uygulanmaya devam etmektedir. (25)

Ermenistan'ın erken yaşta evlendirilmesi sorunu konusunda bir takım uluslararası yükümlülükleri bulunmaktadır. Ermenistan tarafından onaylanan en önemli belgeler arasında olan ‘Çocuk Hakları Sözleşmesi’ (1993) ve ‘Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ (1993), devletleri kadınların evliliklerini özgür ve tam bir hem fikirlilik esasına uygunluğunu sağlamakla yükümlü kılmaktadır. Ayrıca, aynı Sözleşmenin 5. Maddesine göre, taraf devletler, patriarkale dayalı önyargıları, erkeğin kadınlara karşı ‘üstünlüğünü’, kadınlara atfedilen klişe rolleri, gelenekleri ve diğer tüm uygulamaları ortadan kaldırmakla, kadın ve erkeklerin sosyo-kültürel davranış kalıplarını değiştirmek için tüm uygun önlemleri (önyargıların ve geleneklerin ortadan kaldırılmasını sağlamak için diğer tüm uygulamalar) almakla yükümlüdür. Buna ek olarak, Ermenistan, ‘Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ doğrultusunda 2030 yılına kadar çocukların erken ve zorla evlendirilmesini ortadan kaldırma yükümlülüğüne sahiptir. Böyle olmasına rağmen Ezidi toplumu, çocuklarını geleneklerine uygun gördüğü gibi erken yaşta evlendirmek istemektedir ve bu yüzden 2012 yılında, yasa tasarı tartışılırken Ezidi topluluğunun bazı üyeleri şikâyette bulundu. Bu şikâyetleri dikkate alan Ermenistan Hükümeti,  evlenecek gelin 17 yaşındaysa resmi nikâhta yanlarında bulunan ebeveynlerinin, evlat edinen ebeveynlerin veya vasinin rızasının alınması; eğer evlenecek gelin 16 yaşındaysa orada bulunan ebeveynlerinin, evlat edinen ebeveynlerin veya vasinin rızasının alınması; damadın da 18 yaşında olması durumunda evlenebileceği hükmünü ekleyerek kararını yeniden gözden geçirmeye karar verdi. Bu imtiyaza rağmen, resmi makamlarda evliliklerin zorla yapılıp yapılmadığını denetleyerek, karar verecek bir prosedür yoktur. Ayrıca, kayıt dışı evlilikler çok yaygındır ve bu da kontrolü zorlaştırmaktadır.

2015 BM ‘Evrensel Periyodik İnceleme Raporu’nda, Ermenistan, erken evliliğin çocuklar üzerindeki evliliğin olumsuz etkisiyle ilgili farkındalık programları geliştirerek yasal bir asgari evlilik yaşı getirme önerilerini değerlendirmeyi kabul etti. Buna rağmen, hükümetin yetkili organlarında herhangi bir bilinçlendirme veya bu durumu önlemeye yönelik bir programı olmadığı raporda belirtilmiştir.

EVLENME GELENEĞİNDE TABULAR

Ezidi kültüründe geleneksel olarak evliliğin temel ilkesi; din dışı- sınıf dışı evliliklerin yasaklanmasıdır. Bu kısıtlamalar halen önemlidir ve birçok Ezidi toplumunda katı bir şekilde uygulanmaktadır.

Açıkça tanımlanmış gruplar, kastlar arasındaki kurumsallaşmış ilişkilere dayanan Ezidi sosyal sistemi bağlamında, kast rolünün doğru bir şekilde yerine getirilmesi Ezidi kimliğinin önemli hükümlerinden biri olarak kabul edilir. (26) Ezidi kast sisteminin özelliklerinden biri, kastların endogamidir. Tasavvuf sınıfına mensup şeyhler, yaşlılar ve laiklerin evlenmesi dini tabuların başında gelmektedir. (27)

Ancak Ararat bölgesine bağlı Ferik, Armavir bölgesine bağlı Alagyaz köylerinde yapılan saha çalışmalarında; iki toplulukta hem sosyo-ekonomik, hem eğitim hem de evlilik kurumunun yukarıdaki ilkelerinden bazı farklılıklar olduğu gözlenmiştir. Mesela, Ferik köyündeki kast sistemine dayalı ayrım evlilik zamanı hala çok önemliyse, Alagyaz'da yapılan görüşmelerde o kadar önemli olmadığına dair cevaplarla karşılaşılmıştır.

Endogami (İç evlilik) ilkesi, evlilik durumunda kast sisteminin dışında geçerlidir. Bazı görüşmeciler grup dışı evlilik dışı evlilik yasağını hem ulusal kimliğin korunması gereği hem de dini bir yasak gereği olarak açıkladılar. Görüşmecilerden birine göre, yalnızca Ezidi bir baba veya anneden doğan bir kişi Ezidi olabileceğinden, Ezidi topluluğundan dışından biriyle evlenildiğinde, o kişi Ezidi toplumundan dışlanır. Dini yasağa rağmen, karma evlilikler hakkında anlatılan hikâyeler de nadir değildir, ancak belirtilen tüm durumlar yabancı gelinler için geçerlidir. Örneğin Alagyaz köyünde Ermeni bir kızla evlenen bir adam, kızını bir Ermeni’yle evlendirmeyeceğini söyler. Aynı şekilde Ferik köyünden bir kadın, "Erkekler yabancılarla rahatça evlenir ama kız evlenirse herkes kategorik olarak buna karşı çıkar, savaş bile çıkabilir" demiştir.

Evlilik kurumunda ikili dini-kast endogamisi ilkesi, Ermenistan'da 35.000'den fazla nüfusu olan Ezidi toplumunda evlilik çağındakilerin kendilerine uygun adayları bulmalarını zorlaştırıyor; özellikle sayıları az olan kast sistemindekiler ‘Pir’ler için durum daha da zor oluyor. Şeyh Hassan Tamoyan'a göre alternatif olmaması nedeniyle Ezidiler evlilikleri yakın akrabaları arasında yapıyorlar. Öte yandan, saha çalışması sırasında Ezidi kızların azlığı veya bazı durumlarda zayıf bir şekilde ifade edilen dini kimlik nedeniyle dini engellerin aşılmasından kaynaklı karma ve kast sisteminin dışından biriyle yapılan evliliklerle de karşılaşıldı.

NİCEL CİNSİYET ORANTISIZLIĞI SORUNU

Ezidi kızların erken yaşta evlendirilmesine neden olan dolaylı etkenlerden biri de fetüsün cinsiyetine bağlı kürtajların yaygınlaşması nedeniyle cinsiyet oranlarının orantısızlığıdır. Bağımsızlık yıllarından bu yana Ermenistan'da yeni doğan bebeklerin cinsiyet eşitsizliğinde sürekli bir artış olmuştur.

BM Nüfus Fonu’nun verilerine göre; 2012 Haziran ayı ile 2013 Ocak ayı arasında yapılan bir araştırmaya göre, her yeni doğan 100 kız çocuğuna 114-115 yeni doğan erkek çocuk düşerken, ulusal azınlıklar arasındaki erkek bebeklerin çoğunluğu daha yüksek bir seviyedeydi - her 100 kıza 128 erkek düşmekteydi. Yani, bütün ülkede cinsiyet eşitsizliği sorunu olduğunu göstermektedir. Ermenistan'da, özellikle içe kapalı, küçük Ezidi toplumu bunu daha fazla hissetmektedir.

Bu durumda kızların azlığı nedeniyle, diğer yandan çifte endogami ilkesi nedeniyle, gelin için "mücadele" erken yaşta başlar. Ailelerde evlilikler, kendi aralarında anlaşarak, nişanlayarak veya kız kaçırma vakaları olarak görülür.

KAÇIRILMA KORKUSU

Kız çocuklarının istismara uğrama riski, kızların yaşam kalitelerinin yanı sıra, ailelerinin karar ve tercihlerini de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, zorbalık korkusu öncelikle kızların toplum içindeki hareketlerini ve varlıklarını kontrol etmeye zorlamaktadır. Kız çocuklarının eğitimlerine devam edememeleri kısmen sadece altyapının gelişmemiş olmasıyla beraber, hem ebeveynlerin hem de kızlarının kendilerini güvende hissetmemesinden kaynaklanmaktadır. Belirtildiği gibi, Ferik mahallesinde lise yoktur, bu nedenle öğrencilerin eğitimlerine devam etmek için komşu köylerdeki veya Eçmiadzin'deki okullara gitmeleri gerekir. Bu, toplumlarında kız kaçırma olaylarını nedeniyle kızlar için büyük bir sorundur. Bu nedenle kızların ebeveynleri, korkuları nedeniyle tek başlarına başka bir yere gitmesine izin vermez. Üst sınıfta okuyan kızlar kendi başlarına köyü terk edememekle kalmaz, aynı zamanda yakın çevre akrabalarıyla bile birlikte seyahat edemezler. Mesela Alagyaz köyünde bir komşunun evinden görüşmeye gelen sekizinci sınıf öğrencisi bir kız, abisiyle beraber evine döndü. Kızlar, kaçırılma riski ve tek başına hareket edememenin yarattığı sosyal engeller nedeniyle genellikle köylerinin dışında eğitimlerine devam edememektedir.

Alagyaz'daki odak grup görüşmelerinden birinde, tüm sınıf arkadaşlarının davet edildiği 14 yaşındaki Ezidi bir kızın doğum günü partisi kutlamasına denk gelinir. Partiye, kaçırılma korkusuyla babasından ve abisinden izin alamayan bir kız dışında herkes gelir. Bu sorun köyde çok günceldir. Kızların okula nasıl gittiği sorulduğunda, bazıları ev okula uzaksa onu ya erkek kardeşi ya da ebeveynlerden birinin bıraktığını söyledi.

Kaçırılma riski nedeniyle, genellikle aileler kızlarını erken evlenmeye zorlar; böylelikle iyi bir damat adayını seçerek, kızlarının gelecekte daha rahat yaşayacağını düşünürler. Alagyaz köyünden bir kadın, 14 yaşındaki kız torununu "En azından kime verdiğini bildiği" biriyle Rusya'da evlendirir; ona göre torununun evlenmekten başka çaresi yoktur.

Eçmiadzin şehrinin çocuk polisi memurlarından biri, erken yaşta yapılan evlilik meselesinin güncel olduğunu belirtti. Polisin kullanılabilecek herhangi bir mekanizmaya sahip olmadığını, yalnız velilerinin çocuklarını okuldan aldıkları durumlarda çocukların eğitimlerine devam etmeye zorlamak için yetkileri olduğunu ifade etti.  " Yargı sürecinin devam ettiği durumlarda bazen müdürlerinin bunun bir Ezidi geleneği olduğunu iddia edip pes etmeliyiz" diyerek davayı düşürdüklerini söyledi.

CİNSİYET NORMLARI VE UYGULAMALARI

Kızların yaptığı erken yaşta evlilikler, ilişkilendirilen toplumsal cinsiyet algıları ve normlar, geleneksel “kadınlık” erdemleri ve değerleri tarafından desteklenmektedir; bu erdem ve değerler; onların, günlük yaşamda insanlarla olan ilişkilerindeki iletişim pratiklerini oluşturur ve toplumda kadın-erkek ilişkilerini düzenler.

Ezidi ailesinde, kız ve erkek çocuklara yönelik ayrımcı tutum olan ‘son bias’38 (toplumlarda erkek çocuklara yönelik belirgin tercihi yansıtır; bu da aile içinde kız ve kadınların ayrımcılığa maruz kalmalarına neden olur)  yalnızca cinsiyete dayalı kürtaj istatistiklerine değil, aynı zamanda günlük pratiklere de yansır. Raporda, görüşmecilerden bir kadın, ailesindeki rolüyle ilgili olarak, "kız misafirdir ve misafir Tanrı'dır" demiştir. Bu açıklama, ailenin bir kız çocuğunun doğumuyla kutsandığını vurgulamak için yapılmış olsa da, bir "misafir" statüsünün bir oğul-varis statüsünden açıkça farklı olduğu açık bir durumdur. Kız ve erkek çocuklarına verilen erdemler ve değerler farklılık gösterir. Kızlarla yapılan teke tek odak grup görüşmelerinde; olumlu anlamda kullanılan başlıca sıfatlar "zeka, uysallık, alçakgönüllülük" idi. Bir kızda değer verilen en önemli erdem sayılan ‘saflık ve bekaret’ doğrudan kızın ve ailenin onuru ile ilgilidir. Bu değerler kabul edilmiş norm ve davranışlara dönüştürülür. Kızların uygun davranış şüphesinin ortaya çıkabileceği durumlardan kaçınmaları gerektiğinden, kızların toplum içinde hareket özgürlüğü kısıtlanmıştır. Böylece, ailenin en önemli işlevi, kız çocuklarının evlenmeden önce güvenliğini sağlamak ve ‘iyi bir itibar’ını sürdürmek olurken, diğer yandan da eğitim ihtiyaçlarının karşılanması ikinci planda kalır. Kız ve erkek çocukların ergenlik çağındaki karşılaştıkları davranışlar çok farklıdır. Erkeklerde ergenlik esas olarak kademeli bağımsızlıkla kendini gösterir; başka bir şehre, yurtdışına okumak veya seyahat etmek için gidebilmek gibi daha büyük fırsatlara sahiptir; kızlarda genellikle tam tersi olur. Kız çocukluktan yetişkinliğe geçişinde kız çocuğunun fiziksel bir olgunluğa erişip, sosyalleşmedeki önemli aşaması olan öncelikli okuldan mezun olması beklenir, sonra da onun toplumdan izole yaşaması uygunluğu dayatılır. Bir yandan güvenlik riskinin sağlanması amacıyla, diğer yandan toplumsal cinsiyet rollerinin uyumu için kızların günlük yaşamlarının çoğu ev işleriyle sınırlı kalır. 13-14 yaşlarındaki kızlar, yetişkin kadın olarak algılanılır ve ona makyaj yapılır, yüksek topuklu ayakkabılar giydirilir. Raporda görüşmecilerden biri: “Halamın on dört yaşındaki yaşıtım olan kızı, bize misafirliğe gelirken yüksek topuklu ayakkabılar giymişti. Ne olduğunu sordum, görücüye çıktığını söyledi; ama düne kadar, beraber bebeklerle oynuyorduk"

Başka bir olası sorun karşı cinsle temastır. Saha araştırması, okuldaki kız ve erkek çocuklar arasındaki oyunların ve arkadaşlıkların normal olduğunu göstermiştir, fakat daha sonra, geleneksel ailelerde, kızlarının "tecrit" döneminden itibaren, akraba dışında başka kız ve erkek çocuklarla temasını ciddi şekilde kısıtlamıştır. Bu yüzden karşı cinsle flört de aileler arasında buluşmalarda; yani nişan, düğün gibi ya da kız isteme merasimi gibi etkinliklerde gerçekleşir. Bu bağlamda, toplumunun üyelerini tanıyan ve onlarla iletişim kuran, genellikle uygun bir aday bulmada arabulucu olarak hareket eden şeyhler sınıfına mensup kişiler özel bir rol oynar. Böylece, neredeyse rapordaki tüm görüşmeciler ‘artık kimse evlenmeye zorlanmıyor’, ‘kız istemezse evlenmez’ gibi cevaplar verdiler. Bununla birlikte, flört etme ve karşı cinsle temasın sıkı kontrolü, kızların özgürce bir eş seçmesinin sınırlandırıldığının göstergesidir.

Sonuç olarak Sovyet öncesi dönemde Ezidi kadınların rolü ve sosyal olanakları ataerkil düzen içinde ve güvencesiz bir ortamda yaşamsal faktörlerle sınırlıydı. Her ne kadar Sovyet politikalarının Ezidi kadınların belirli bir kurtuluşuna katkıda bulunsa da (Ezidi kadınlar erkeklerle eşit eğitim alma, çalışma, yerel kültürel ve siyasi hayata katılma fırsatı), sosyal hareketlilik üzerindeki kısıtlamalar ve erken evlilik uygulamaları Ermenistan’ın bağımsızlık yıllarında devam etmiştir.

Raporda,  günümüzde Ezidi kız çocuklarının temel sorunlarından biri eğitim hakkının tam olarak gerçekleştirilememesidir. Dil engelleri, gelişmemiş ulaşım altyapısı ve güvenlik garantilerinin olmaması nedeniyle, kırsal alanlarda yaşayan kızlar için temel eğitim fırsatlarına genellikle erişilemediği, kırsal yerleşim yerlerinde anaokullarının ve istihdam eksikliğinin, kadınların devam eden finansal ve sosyal bağımlılığına yol açtığı gözlenmiştir.

Bir yandan Ezidi toplumunda, kısmen evlilikteki cinsiyet rollerinde kültürel kabuller nedeniyle erken yaşta evlilikler canlılığını korumaktadır. Öte yandan, çifte endogami (etnik-kast) sonucunda cinsiyete dayalı kürtajlar, olası evlilik aşamasında evlenilecek adayların ciddi şekilde kısıtlanmasına yol açmaktadır ve bu konuda bir devlet politikasının olmaması nedeniyle bu soruna çözüm bulamamıştır. Ermenistan'da Ezidi kızların erken evlilikler ve okulu bırakmalar açısından çok savunmasız oldukları konusunda köklü bir sorun olduğu, devletin uygun önleme programları olmadığı, Ezidi kadınlar arasında yasal farkındalığı artırmak için geliştirilmiş mekanizmalar ve eğitim programların bulunmamasından dolayı çözüm olarak Ezidi topluluklarındaki sınıflar birbirine bağlıdır ve bu onların farklı olmalarına izin vermez.

Uzmanlar, sorunların çözümünde eğitim kurumları bulunmayan yerlerde bu kurumların açılması ve Ezidi çocukların okullarında eğitim alacak imkânların, kırsal yerleşim yerlerinde işyerleri, sağlık ve eğitim kurumlarına ulaşım araçlarının, Ezidi toplumuna hizmet edecek anadilde pedagojik eğitim almış, alanlarında yetkin eğitimcilerin ve ders kitaplarının  ve okullardaki bilimsel, sosyo – kültürel ve sportif faaliyetleri için araç ve gereçlerin sağlanması, öğrenciler arası sağlıklı ilişkiler kurulmasını sağlayacak bilimsel ve diğer faaliyetleri geliştirecek etkinliklerin arttırılması ve Ezidi kadınlarını ve kız öğrencilerini  bilinçlendirecek; yasal haklarını savunacak ve hukuken kendilerini güvence altına alacak eğitim programlarının geliştirilmesi; devletin de bunu  sağlayacak etkili mekanizmaları kurmasını önerdi.


Kaynaklar:

Езиды//Народы мира: историко-этнографический справочник / Гл. ред. Ю. В. Бромлей. М.: Советская энциклопедия, 1988. С. 162,

Иванов М., Политика и общество: судьба советских курдов // Восток (Oriens), 2014, №6. С. 62,

Ackermann, A., "A Double Minority: Notes on the Emerging Ezidi Diaspora", In Diaspora, Identity and Religion: New Directions in Theory and Research, edited by W. Kokot, K. Tölölyan and C. Alfonso, 156–69. London: Routledge, 2004

United Nations High Commissioner for Refugees, Status Determination and Protection Information Section (DIPS). The Human Rights Situation of the Ezidi Minority in the Transcaucasus. https://www.refworld.org/pdfid/485fa2342.pdf. 2008. Accessed 15.11.2019. P. 9

Forbes, Frederick. "A Visit to the Sinjár Hills in 1838, with Some Account of the Sect of Yezídís, and of Various Places in the Mesopotamian Desert, between the Rivers Tigris and Khábúr." Journal of the Royal Geographical Society of London, Vol. 9. P. 427.

 a.g.e., s 427

Layard, Aysten Henry. Nineveh and Its Remains: With an Account of a Visit to the Chaldean Christians of Kurdistan, and the Ezidis, or Devil-worshippers; and an Enquiry into the Manners and Arts of the Ancient Assyrians. London: John Murray. 1849. P. 295.

Joseph, Isya. Devil Worship: The Sacred Books and Traditions of The Ezidis. CreateSpace Independent Publishing Platform. 2016. P. 99,

Guest, John S. Survival Among The Kurds: A History of the Ezidis. NY: Routledge. 2010. P. 191 

Байлоз, Светлана. “Курдская женщина вчера и сегодня”. Архив РА "Риа Таза", фонд 1407, список 27. 1970

United Nations High Commissioner for Refugees, Status Determination and Protection Information Section (DIPS). The Human Rights Situation of the Ezidi Minority in the Transcaucasus. https://www.refworld.org/pdfid/485fa2342.pdf. 2008. Accessed 15.11.2019. P. 9,

United Nations High Commissioner for Refugees, Status Determination and Protection Information Section (DIPS). The Human Rights Situation of the Ezidi Minority in the Transcaucasus. https://www.refworld.org/pdfid/485fa2342.pdf. 2008. Accessed 15.11.2019

Чурсин Г. Ф., Филиппович Л. А. География Закавказья. Тифлис, 1929

Аристова, Т. Ф. "К вопросу о религиозных пережитках в курдских семьях". Архив РА "Риа Таза", фонд 1407, список 27, 1961,

Заря Востока. No 1048. 1926

a.g.e

Риа Таза. 22 апреля. 5 июля. 19 июля. 1932

Риа Таза. 12 ноября. 1937

Kürk Gençlik Derneği’nin 1960 yılındaki Kürt kadınlarına yönelik ilanı

Evoyan L., Manukyan T., Religion as a Factor in Kurdish Identity Discourse in Armenia and Turkey, Religion and Soft Power in the South Caucasus, 2017, p. 157,

 Abrahamian, J., The Ezidi Movement in Armenia, 1992, http://groong.usc.edu/orig/ja-19980702.html,

Asatryan G., Arakelova V., The Ethnic Minorities of Armenia, 2002, p. 12,

 Abrahamian, J., a.g.e. http://groong.usc.edu/orig/ja-19980702.html, 

Ermenistan İstatistik Kurumu,  2011 թ.  Mart raporu, https://www.armstat.am/file/doc/99478358.pdf,

Committee on the Elimination of Discrimination against Women, Concluding observations on the combined fifth and sixth periodic reports of Armenia, /C/ARM/CO/5-6, 25.11.2016. P. 14

Kreyenbroek, Phillip, Khanna Omarkhali, Introduction to the special issue: Yezidism and Yezidi studies in the early 21st century. 2014

Domle. K. , Yazidis: A Deep-Rooted Community in an Unstable Present. In Salloum, S. Minorities, 2013

Գիլմոտո Զ. Ք., IRD/CEPED Փարիզ, Նորածինների սեռերի անհամամասնությունը Հայաստանում. Ժողովրդական տվյալներով վերլուծություն, Երևան, 2013, էջ 77

Ezidi Ezidi kadınlar Ermenistan

BAĞLANTILI HABERLER