Ekolojik yıkım ve talan: Doğaya karşı bu kadar gaddar olmak zorunda mısınız?

‘Bu yöneticilerin her şeyi sermaye, kar merkezli görmesi, doğayı yok sayması kabul edilemez.’

31.10.2020 18:16    Güncelleme: 31.10.2020 19:13

Yağmur KAYA


ARTI GERÇEK- Maden yasasında değişiklik yapılmasını teklif eden ve Meclise sunulan Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne tepki gösteren doğa ve yaşam savunucuları, doğaya yönelik her türlü müdahalenin sonuçlarının  ağır olacağını söyleyerek, “Bu kadar gaddar olmak, toprağın altındaki her madeni çıkarmak zorunda mısınız?” dedi. 

Çevre Örgütleri, 'Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Teklifi'ne karşı Kadıköy İskelesi önünden basın açıklaması gerçekleştirdi. “Yaşam hakkı torbaya sığmaz" pankartının açıkladığı eylemde sık sık “Ormana, suya dokunma”, “Ormanlar, nehirler sermaye değildir” sloganları atıldı.

Kaz Dağlarından getirilen kozalakların üstüne “’Torba Yasa’ meclisten geçerse doğa yok olacak” yazılarak,  yasanın meclisten geçtiği zaman ekonomik büyüme adı altında ekolojik yıkım ve talan dayatılacağı vurgulandı. 

Basın açıklamasını okuyan yaşam savunucusu Figen Küçüksezer, birçok kanunda değişiklik öngören Torba Kanun Teklifi ile tarım ve yaşam alanlarının sömürülerek yok edileceğini söyledi. 

BİR AVUÇ ENERJİ ŞİRKETİ VERGİDEN MUAF TUTULACAK

Ekolojik yıkımın ve ulusal-uluslararası şirketlerce gerçekleştirilen talanın giderek arttığı bir dönemde olunduğuna dikkat çeken Küçüksezer, Torba Kanun Teklifi’nin mecliste onaylandığı takdirde olacakları söyle sıraladı: 

- Asgari ücretlilerden zorunlu gelir vergisi alınırken, yaşam hakkını ihlal eden bir avuç enerji şirketi çeşitli vergilerden muaf tutulacak, maden şirketlerine ceza indirimleri uygulanacak...

- Maden ve enerji şirketleri, faaliyet gösterdikleri ruhsat alanları dışına taşıp ekosisteme geri dönülmez zararlar verebilecek…

- Köylülerin arazileri yok pahasına şirketlere devredilecek…

- Enerji şirketlerinin yatırım bölgelerinde yer alan araziler, tarım alanları mevcut durumda zaten çoğunlukla kötüye kullanılan ‘kamu yararı kararı’ bile olmaksızın istimlak edilerek bu şirketlere peşkeş çekilecek… 

‘TÜRKİYE ATIK İMHA DEPOLARINDAN BİRİ OLACAK

- Gaz dağıtım şirketlerinin maliyetlerini düşürmek için, şebeke kurarken alt yapıda yarattıkları tahribatın düzeltilmesi yerel yönetimlere yüklenecek.

- Orman ve tarım atıklarının, atık lastiklerin işlenmesi sonucu ortaya çıkan maddelerin ve belediye çöpünün yakılmasıyla elde edilen enerji ‘yenilenebilir’ sayılacak ve şirketler teşviklerden yararlanacak. Bununla birlikte, halihazırda Avrupa’nın dağ gibi çöp yığınlarıyla boğuşan Türkiye, özellikle lastik atıkların boca edildiği, dünyanın atık imha depolarından biri haline gelecek. Havaya salınacak zehirli kimyasallar geri dönülmez şekilde halk sağlığı sorunlarına neden olacak…

- Kanunda tüketicilere düşük maliyetli enerji sağlama sözü verilse de enerjinin verimli kullanılmasına ilişkin hiçbir düzenleme yapılmamakla birlikte kayıp-kaçak bedellerinin hukuksuz bir şekilde tüketicilere yüklenmesine devam edilecek…

Doğa katliamının, ekolojik felaketlerin, biyolojik çeşitlilik kaybının, iklim krizinin ve sömürünün önüne geçmek için Torba Yasayı geri çekme çağrısı yapan Küçüksezer, doğada ahenkli bir şekilde varlıklarını sürdüren canlıların yaşam hakkının ‘torba yasay’a sığamayacağını vurguladı. 

‘PARA KAZANMA UĞRUNA DOĞAYA ZARAR VERİYORLAR’

Açıklamanın ardından söz alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, iktidarın, para kazanma hırsı uğruna insanlara, doğaya çekinmeden zarar verildiğini vurguladı. İktidarın şirketler ile oturarak yasa yaptıklarına vurgu yapan Kenanoğlu, “Tamamıyla şirketleri koruyan bir yasa” olduğuna dikkat çekti.

“Bu kadar gaddar olmak, toprağın altındaki her madeni çıkarmak zorunda mısınız?” diye soran Kenanoğlu, yaşamı ve doğayı savunmak için çevre örgütlerinin de bilgisi, tecrübesi ve mücadelesi ile  yasanın meclisten geçmemesi için mücadele edeceklerini söyledi. 

‘TAŞIYAMAYACAĞIMIZ SONUÇLAR İLE KARŞI KARŞIYA KALIRIZ’

Doğanın sürekli yok sayıldığını ifade eden Yeşil Sol İklim Krizi Çalışma Grubundan Çiğdem Özbaş, Coronavirus'ü örnek göstererek doğaya yönelik her türlü müdahalenin sonuçları çok ağır olduğunu söyledi. Özbaş, “Hayvanların dünyasına saygı göstermez iseniz, hayvanlara ait olan virüsler insanlara bulaşır ve taşıyamayacağımız sonuçlarla karşı karşıya kalırız. Bu yöneticilerin her şeyi sermeye, kar merkezli görmesi, doğayı yok sayması kabul edilemez. Bu kaçıncı yasa? Kazalarını gördük. Bu hırsızlığa, bu yok saymaya direnmek istiyoruz” diye konuştu.  


BAĞLANTILI HABERLER