Asrın Hukuk Bürosu'ndan 2020 İmralı raporu: Türkiye'nin CPT raporuna yanıtı, yeni yasaklar oldu

Avukat İbrahim Bilmez, İmralı'daki tecrit sisteminin aşılması için, evrensel temel hakların tanınması ve antidemokratik uygulamaların sonlandırılması çağrısında bulundu.

13.01.2021 15:41    Güncelleme: 13.01.2021 16:17

Yağmur KAYA


ARTI GERÇEK- Asrın Hukuk Bürosu, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın bulunduğu İmralı Cezaevi’ne ilişkin hazırladığı 2020 raporuna ilişkin bürolarında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, İşkenceyi Önleme Komitesi'nin (CPT) "İmralı'daki sistem kabul edilemez" raporuna rağmen Türkiye'nin yeni yasaklar getirdiği vurgulandı.

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan ve Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş, Ömer Hayri Konar'ın yaşadığı hak ihlallerinin yer aldığı raporu Avukat İbrahim Bilmez okudu.

2020 yılının, müvekkilleri Abdullah Öcalan, Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar açısından avukat ile görüşme hakları, aile bireyleri ile görüşme hakları, telefon ile görüşme hakları ile mektup, faks ve her türlü iletişim aracılığı ile haberleşme hakları başta olmak üzere hukukun ortadan kaldırıldığı bir yıl olduğunu vurgulayan Bilmez, bu hak ihlallerinin sistematik işkence anlamına geldiğini ve "mutlak tecriti" olduğunu belirtti. 

İmralı Hapishanesi'nin, pandemi koşullarına rağmen 'işkence yasağı'nın en yoğun ve en derin ihlal edildiği alan olduğunu ve müvekkillerin maddi ve manevi bütünlüklerinin korunup korunmadığına yönelik şüphelerinin her geçen gün daha da arttığı bir alan haline getirildiğini söyledi.

EYLEMLER SAYESİNDE AVUKAT VE AİLE GÖRÜŞLERİ KISMEN SAĞLANDI

Bilmez, 2019 yılında tüm cezaevlerinde Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması talebiyle başlayan açlık grevi eylemlerinin sınırlı da olsa tecritin kırılmasına vesile olduğunu, bu vesileyle avukat ve aile görüşmelerinin sağlandığını anımsattı.

Açlık grevi eylemlerinin PKK lideri Öcalan'ın avukatları ile görüşmesine engel olarak gösterilen mahkeme kararının itiraz üzerine kaldırıldığını ve bizzat Adalet Bakanı’nın avukat ve aile görüşmeleri önünde bir engel olmadığını ifade ettiğini belirten Bilmez, yine bu tarihte İşkenceyi Önleme Komitesi'nin (CPT) İmralı'yı ziyaret ettiğini vurguladı. 

Bilmez, 2019 yılında gerçekleşen 5 avukat ve 3 aile görüşmesinde Öcalan'ın başta Kürt meselesinin çözümü olmak üzere Ortadoğu’nun demokratikleşmesi konusunda çözüm gücü ve etkisini bir kez daha ortaya koyduğunu ve bu görüşmelerin neticesinde Öcalan’ın 'yaşatma siyaseti' olarak tanımladığı anlayışın ve umudun büyümesine imkan sağlandığını vurguladı. 

'2020 YILINDA HERHANGİ BİR OLUMLU GELİŞME SAĞLANMADI'

Bilmez, "Ancak" diye uyarıda bulunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"7 Ağustos 2019 tarihli avukat ve 11 Ağustos 2019 tarihli aile görüşmelerinden sonra 2019 yılında bir daha iletişim imkanı bulunmamıştır."

"15 Şubat 2020 tarihinde İmralı tecrit sisteminin boyutlarına dikkat çekmek ve 2019 yılında yaşanan tahribatların bir daha yaşanmaması için insan hakları ve hukuk örgütleri, siyasetçiler ile birlikte yetkilileri sorumluğa, kamuoyunu da duyarlılığa çağırmıştık. Zira 2019 yılında İmralı tecrit sistemini protesto için dünyanın birçok yerinde üç bine aşkın insan açlık grevine girmiş ve bu eylemler de ölüm oruçlarına evrilmişti. 9 kişi de protesto amacıyla hayatına son vermişti. Ancak 2020 yılının devamında olumlu bir gelişme yaşanmadığı gibi 2020 sonuna geldiğimizde yeniden açlık grevleri başladı ve Sayın Leyla Güven de bir kez daha tutuklandı.

 'ULUSLARARASI SAYGIN HEYET TESPİTLERİ OLDUKÇA ÖNEMLİDİR'

"Uluslararası İmralı Heyeti geçmiş yıllarda olduğu gibi 2020 yılında da İmralı Adası’nda Öcalan ile görüşme yapabilmek için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu. Heyet aynı zamanda Asrın Hukuk Bürosu'nu da ziyaret edip İmralı Sisteminin niteliği ile ilgili önemli tespitlerini kamuoyu ile paylaştı. Saygın düşünce ve bilim insanları Melanie Gingel, Felix John Padel, Julie Ward, Savanah Taj ve Ögmundur Jónasson’dan oluşan heyetin 17 Şubat 2020 tarihinde kamuoyu ile paylaştıkları tespitleri oldukça önemli olmuştur."

'ÖCALAN'IN GÖRÜŞLERİ ÇATIŞMALARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÖNEM TAŞIYOR'

"İmralı hem bir baskı hem de demokrasi laboratuvarıdır. İmralı cezaevinde insan haklarının zerresinin olmaması ve tecrit bütün ülkedeki tutsakların koşullarını etkilemektedir. Aynı zamanda İmralı’nın Türkiye’nin her yerinde insan haklarının hayata geçirilmesinin laboratuvarı haline de gelmesi mümkündür. Ve sadece Türkiye’de de değil, çünkü Abdullah Öcalan’ın düşünceleri özellikle Ortadoğu’da ve genel olarak da dünyada çatışmaların çözümü için önem taşımaktadır."

 '20 DAKİKA İLE SINIRLANAN TELEFON GÖRÜŞMESİ'

Bilmez, müvekkillerinin en son 3 Mart 2020 tarihinde İmralı Adası'nda çıkan yangından sonra ailesiyle görüşme gerçekleştirdiğini, 27 Nisan'da ise telefon görüşmesi yapıldığını belirtti. Bilmez, müvekkili Öcalan ile pandemi dolasıyla 21 yıl aradan sonra ilk defa telefon görüşmesi yapıldığına dikkat çekti ve ekledi:

"20 dakika ile sınırlanan telefon görüşmesi İmralı’da tutulan müvekkillerimiz ile sağlanan son temas niteliğindedir. Bu görüşmede Sayın Öcalan İmralı’daki öngörülemez durumu 'Şu an iyiyim ilerde ne olacağını bilemem' şeklinde ifade etmişti."

'KÜRTLER OLMAZSA AYAKTA KALAMAYAZLAR 

"Tüm kısıtlı koşullara rağmen Sayın Öcalan her iki görüşmede de toplumsal duyarlılığını ve öngörülerini imkan bulabildiği ölçüde ortaya koymuştur. Öngörülerinin ne kadar yerinde olduğu 2021 yılına girerken daha net ortaya çıkmaktadır."

ÖCALAN: KÜRDÜ KÜRDE KIRDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR

3 Mart'taki aile görüşmesinde Öcalan’ın, "Türkiye şimdi iki ayaklı masa üzerindedir; üçüncü ayak olmazsa çöker. Üçüncü ayak da Kürtlerdir. Masa iki ayak üzerinde durmaz ancak üçüncü ayak olursa durabilir. Kürtler olmazsa ayakta kalmaz. Onlar da biliyorlar. Ama kendilerine göre Kürt yaratmaya çalışıyorlar. O da olmadı, olmaz" değerlendirmesini hatırlatan Bilmez, Öcalan'ın 27 Nisan'daki telefon görüşmesindeki tespitlerini de şöyle aktardı:

"Kürdü kürde kırdırmaya çalışıyorlar. Bu politikadan Kürtlerin hiçbir kazanımı olmayacağı gibi, Türkiye halkının da çıkarı yoktur. Hiçbir siyasi yapı da Kürtler arası savaşı büyütürsek güçleniriz bize de devlet verirler yanılgısı içerisine girmemeli. Doğru ve kazandıracak olan hem halkların birbirine karşı hem de kendi içlerinde birliğidir."

Bilmez, Öcalan'ın, "Bugün hem Kürtlerin hem de Ortadoğu’nun yeni bir savaşa ve daha fazla akacak kana ihtiyacı yoktur. Barışa ve birliğe ihtiyacı vardır" mesajını da aktardı.

CPT: İMRALI'DAKİ SİSTEM KABUL EDİLEMEZ

Bilmez, CPT'nin 6-17 Mayıs 2019 tarihleri arasında Türkiye cezaevleri ziyareti kapsamında İmralı Cezaevi’ne yapmış olduğu ziyaretin raporunu 5 Ağustos 2020 yılında açıklayarak, CPT'nin İmralı’daki sistemin ve tecritin kabul edilemez bir şekilde devam ettiğini net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti.

Bilmez, CPT'nin açıkladığı rapora ilişkin şu detayları aktardı:

“'Sonuç olarak, tüm mahkumlar çoğu zaman hücrelerinde tecrit edilmiştir (hafta sonları günde 24 saat olmak üzere haftalık 168 saatten 159 saat). CPT'nin görüşüne göre, böyle bir durum kabul edilemez. 2016 ziyareti raporunda belirtildiği gibi, açık hava egzersizleri ve diğer organize etkinlikler sırasında mahkumların bir araya gelmesine ilişkin yukarıda belirtilen kısıtlamaların uygulanmasını haklı kılacak meşru bir güvenlik kaygısı olamaz. Komite, Türk makamlarını, İmralı Cezaevi'nde tutuklu olan tüm mahkumların günlük açık hava egzersizleri ve diğer hücre dışı etkinlikler sırasında birlikte olmalarına izin verilmesini sağlamak için daha fazla gecikmeden adımlar atmaya çağırmaktadır.

CPT, Türk makamlarını, 2013 ziyareti ile ilgili raporun 82 ila 84 üncü paragrafların da belirtilen ilkeler ışığında, Türk cezaevlerinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan mahkumlara uygulanan tutukluluk rejiminin tamamen revize edilmesini bir kez daha çağırmaktadır. Bu amaçla, ilgili mevzuat bu doğrultuda değiştirilmelidir. 

CPT, Türk makamlarını İmralı Cezaevi'ndeki tüm mahkumların, istedikleri takdirde, yakınlarından ve avukatlarından etkili bir şekilde ziyaret alabilmelerini sağlamak için gerekli adımları atmaya çağırıyor. Bu amaçla, 'disiplin' nedenleriyle aile ziyaretlerini yasaklama uygulamasına son verilmelidir. Ayrıca Komite, Türk makamlarından İmralı Cezaevi'nde tutuklu bulunan tüm mahkumların aile üyeleri ve avukat ziyaretleri hakkında aylık olarak açıklama yapmalarını talep etmektedir."

Bilmez, CPT’nin bu raporu üzerine 10 Ekim 2020 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Daimi Komitesi de İzleme Komitesi’nin İmralı’daki tecritin kaldırılmasını öngören raporunu onayladığını vurguladı. 

'TÜRKİYE'NİN CEVABI YENİ YASAK KARARLARI OLDU'

Bilmez, CPT Raporu’na Türkiye’nin, yeni yasaklama kararları alarak cevap verdiğini söyledi. 

Bilmez, cezaevi ziyareti için yapılan genel başvurulara cevap verilmediği ve avukat görüş başvurularının Bursa 2'inci İnfaz Hakimliği’nin 23 Eylül 2020 tarihli 6 ay süre ile kısıtlama içeren karar gerekçesi ile engellendiğini söyledi. Söz konusu kararın 2019 yılı ve öncesi alınan yasak kararlarıyla tarih ve sayı numaraları değiştirilerek olduğu gibi kopyala-yapıştır şeklinde tesis edildiğini belirtti.

'BAŞVURULARIMIZ REDDEDİLİYOR'

2020 yılında yapılan 68 avukat görüş başvurusunun hiçbirine cevap verilmediğini, 28 başvurunun ise mahkeme kararı gerekçesiyle kabul edilmediğini belirten Bilmez, "Tüm dünyada yaşanmakta olan pandemi ile birlikte İmralı Cezaevi’ndeki müvekkillerimiz ile iletişim kurulması daha da önemli bir hal almıştır. Avukatlar olarak müvekkiller ile yüz yüze görüşmenin yanı sıra telefon ile de iletişim sağlanması için yoğun başvurular yapılmıştır. Bu konuda AYM ve AİHM’e tedbir talepli başvurular yapılmış; tedbir talepleri ret edilmiş ancak esasa ilişkin başvuru halen devam etmektedir" diye belirtti.

İmralı Cezaevi'nde tam anlamıyla hukuksal bir kara delik niteliği taşıdığını vurgulayan Bilmez, "Fiziki olarak en üst raddede yürütülen mutlak tecridin sürekliliği devreye konan hukuksal tecrit ile sağlanmak istenmektedir" dedi.

Açıklamanın ardından bir gazetecinin Öcalan’ın volta atmasının “örgütsel suç” olarak sayılıp 6 aylık görüşme yasağı getirilmesine dair soruya Bilmez, şu yanıtı verdi: “Traji komik bir durumdur. Hukuku ayaklar altına almaktır. Buna yönelik gerekli yerlere başvurularımızı yaptık. Sayın Abdullah Öcalan zaten kısıtlı bir şekilde havalandırmaya çıkarılıyor. Havalandırmada spor ve satranç gibi aktiviteler yapıyor. Bunlardan birini volta atarak geçiriyorlar. Buna ceza veriliyor. Bu cezalar Türkiye’yi uluslararası arenada düşürmekten başka bir şey değildir.” 


BAĞLANTILI HABERLER