Afrin'in nüfus yapısı, Türkiye'nin askeri operasyonları sonrası nasıl değişti ya da değiştirildi?

Erdoğan'ın 'bütün meselenin Afrin'i gerçek sahiplerine teslim etmek' dediği ve tarihte 'Kürt Dağı' olarak bilinen Afrin'in nüfus yapısı, askeri operasyonlardan sonra nasıl değişti?

09.06.2022 19:23    Güncelleme: 09.06.2022 20:02

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Suriye Milli Ordusu (SMO), 20 Ocak 2018 tarihinde Afrin'e yönelik "Zeytin Dalı" isimli askeri operasyon düzenledi. 24 Mart 2018'de ise Afrin'in "tamamen kontrol altına alındığı" duyurulmuştu. 

Askeri operasyonun başladığı günün ertesinde ise Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şimdi bütün mesele Afrin'i gerçek sahiplerine teslim etmek... 3,5 milyon Suriyeli topraklarımızda var mı? Var. İşte bizim hedefimiz topraklarımızdaki Suriyeli kardeşlerimizi kendi topraklarına bir an önce göndermek..." açıklamasını yapmıştı.

"Zeytin Dalı"ndan sonra TSK, yine aynı bölgeye "Barış Pınarı" ismiyle 9 Ekim 2019'da bir askeri operasyon daha düzenledi. Bugünlerde ise yine bölgeye yönelik yeni bir askeri operasyon düzenleneceği konuşuluyor. 

Afrin'de ise bugünlerde, Türkiye'deki Suriyeli mülteciler için İdlib'de inşa edilen briket evler teslim edilmeye başlandı. Ayrıca, SMO'nun kontrolündeki bölgede yüksek elektrik fiyatlarını protesto edildi. Ptotestoyu yapanlar için "Afrin'e başka bölgelerden getirilip yerleştirilenler" ifadesi kullanıldı. 

Türkiye, mevcut durumda Türkiye destekli SMO'nun kontrolü altında bulunan Afrin'deki demografik yapıyı değiştirmek ile suçlanıyor.

Bianet'ten Selay Dalaklı, Afrin'de 2018 yılından beri nüfus yapısının nasıl değişti(rildi)ğini araştırdı. 

Grafik: Oxford Analytica, 17 Aralık 2020 itibariyle Kuzeydoğu Suriye'de güç dağlılımı

AFRİN, TARİHTE 'KÜRT DAĞI' OLARAK BİLİNİYOR

Türkiye'nin Dicle ve Fırat arasında "güvenli bölge" oluşturmaya çalıştığı 32 kilometrelik şeritte, Ekim 2019 itibariyle 650 bin Kürt, 180 bin Arap, 10 bin Türkmen, 10 bin Hıristiyan yaşıyordu. Tarihte "Kürt Dağı" olarak da bilinen Afrin'in nüfusunun ise yüzde 80-90 arasında Kürtlerden oluştuğu tahmin ediliyordu.

Afrin'in SMO tarafından kontrol edilmesinden 3 yıl sonra, Rusya'nın Irak Büyükelçisi Elbrus Kutrashev, 26 Ocak 2021 tarihli röportajda, "Afrin'deki Kürtlerden ve diğerlerinden gelen raporlara" atıfla, "Orada bir demografik değişim var. Bu, oradaki Kürt varlığına karşı yapılıyor. Ben buna yerli nüfusa karşı bir felaket diyorum" dedi.

Büyükelçi Kutrashev'e göre, Afrin'deki Kürtler bu süreçte ilçeden "ayrılmaya zorlanmış ve evleri silahlı gruplara verilmişti."

KÜRTLER YERİNDEN EDİLDİ

Nisan 2020'de konuyla ilgili bir rapor yayınlayan Afrin merkezli İnsan Hakları Örgütü, "işgalin ilk 2 yılında Kürt nüfusunun yüzde 60'ın üzerinde azaldığını" ortaya koydu: "Son istatistiklere göre, Afrin bölgesindeki yerli Kürt nüfusun büyüklüğü Ocak itibariyle yüzde 34,8 oldu." İnsan Hakları Örgütü'ne göre, Kürtler daha önce Afrin nüfusunun yüzde 97'sini oluşturuyordu.

Aynı döneme ait Birleşmiş Milletler (BM) verileri de Afrin'de yaşayan 150 binde fazla Kürt yurttaşın yerlerinden edilerek Halep'in kuzeyinden Tel Rıfat'taki Şahba kampına yerleştirildiğini tahmin ediyordu.

Dönemin Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Dışişleri Bakanı Abdel Karim Omar da "Erdoğan, ordusunun kontrol ettiği bölgenin etnik yapısını değiştirmek istiyor. Türkiye, işgal etmeden önce Afrin nüfusunun yüzde 85'i Kürttü. Şimdi yüzde 20'si..." demişti.

GÜNCEL VERİLER NE GÖSTERİYOR?

Mezopotamya Ajansı'nın (MA) 17 Mart 2022 tarihli haberine göre, Afrin'deki Kürt nüfusu bu süreç içinde yüzde 25 azaldı.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Kürdistan Bölgesi Temsilciliği'nin resmi rakamlara atıfla açıkladığı raporda şu değerlendirmelere yer verildi:

"Resmi verilere göre, 300 binden fazla Afrinli yurttaş göç etti. Şu anda Afrin'deki Kürt nüfusu yüzde 25 oranında azaldı. 400 binden fazla Arap Afrin'e yerleştirildi. Kamu alanlarının isimleri Arapça ve Türkçe olarak değiştirildi. Türk bayrağı çekildi. Okulların dilleri Türkçeye çevrildi; dolayısıyla, Afrin'de Kürtlerinin kimliğini Osmanlıya dönüştürmek istiyorlar.

Afrin'in 4 yıllık işgal sürecinde 8 bin sivil kaçırıldı. Bazıları kefaletle serbest bırakıldı. 650'den fazla sivil, 20 çocuk ve 75 kadın öldürüldü. 70 kadın cinsel tacize uğradı. 12 bin zeytin ağacı yakıldı ve yaklaşık 350 bin ağaç kesilerek satıldı. Binlerce sivil yurttaşın evi yağmalandı ve malları çalındı. Okulları da cezaevlerine ve askeri üslere çevirdiler.

Katar ve Almanya gibi ülkeler, Türk devletinin Afrin'in demografik yapısını değiştirmesine yardım ediyor."

Rojava Bilgi Merkezi ise "300 binden fazla kişi yerinden edildi. Türkiye ayrıca yüzbinlerce cihatçı savaşçı ve ailesini -özellikle de kötü şöhretli Ceyş-ul İslam (İslam Ordusu) üyelerini- Suriye'de isyancıların elindeki bölgelerden Afrin'e transfer etti" bilgilerini paylaştı.

Türkiye'nin Afrin'e yönelik operasyonunun başlamasından yaklaşık üç ay sonra, 8 Nisan 2018'de bir rapor hazırlayan İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de "Türkiye'nin müttefiki olan gruplar yağmacılık yapıyor, insanların özel eşyalarını tahrip ediyor" uyarısında bulunmuştu.

Al-Monitor haber sitesinden Dan Wilkofsky, Amberin Zaman ve Mohammed Hardan'ın Temmuz 2021 tarihli makalelerinde de atıfta bulunduğu BM Suriye Araştırma Komisyonu'nun Mart 2021 tarihli raporunda ise konuyla ilgili özetle şu değerlendirmeler yer alıyordu:

"2018'de ele geçirildiği duyurulan Afrin'de (...) güvenlik boşluğu oluştu ve bu da savaşçıların insanları kaçırmasına, rehine almasına ve insanlardan haraç kesmesine imkân tanıyan bir ortam yarattı.

Daha küçük ölçüde olmakla birlikte benzer durumlar Barış Pınarı Harekâtı'nın ardından Resulayn ve Tel Abyad kasabaları ve civar bölgelerde de gözlemlendi ve bundan en çok kadınlar dâhil olmak üzere evlerine dönüş yapan Kürt kökenliler etkilendi.

Kürt (zaman zaman da Ezidi) kadınlar gözaltı esnasında tecavüze uğradılar ve onur kırıcı ve aşağılayıcı eylemler, tecavüz tehditleri, 'bekâret kontrolü' ya da kadın tutuklunun istismarı sırasında çekilen fotoğraf ve videoların yayılması gibi başka cinsel şiddet türlerine maruz kaldılar."

Ayrıca, Kayıp Afrinli Kadınlar Projesini başlatan araştırmacı Meghan Bodette'in tespitlerine göre, yazının yayınlandığı dönemde kaçırıldığı bildirilen toplam 228 kadından 135'i halen kayıptı.

Wilkofsky, Zaman ve Hardan ise Afrin'le ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"Kürtlerin büyük bölümünün zorla sürüldüğü ve azınlık durumuna düştüğü Afrin, devrimci coşkuyla yola çıkan Türkiye destekli Suriyeli muhaliflerin nasıl doyumsuz bir hırs ve suça savrulduğunun kasvetli bir örneğini sunarken, Suriyeli Kürtlerin özerkliğini engellemekte kararlı olan Türkiye için adeta bir demografik mühendislik ve kültürel emperyalizm laboratuvarına dönüştü."

afrin askeri operasyon nüfus yapısı kürtler kürt dağı

BAĞLANTILI HABERLER